Genel

Nükleerin olmadığına herkes ikna: Üç ülke hariç

Mühdan Sağlam/Gazete Duvar

Belirli aralıklarla İran’da incelemeler yapan bu konuda BM adına yetkili olan Uluslararası Atom Enerji Ajansı raporları ve başkanı, İran’ın anlaşmaya uyduğunu söylüyor. İhlal olduğunu düşünenlerse şimdilik: Pompeo, Trump, Haley, Netanhayu, Kral Abdullah ve Kral Salman.

2015’te ABD halkında dahil dünyada şaşkınlık yaratarak seçimleri kazanan Donald Trump’ın kampanyasının hedefinde yer alan ülkelerden birisi İran’dı. “Make America Great Again!”in kimin küçülmesi ve hasar görmesine, yani kime rağmen yapılacağı doğrusu gerek Trump’ın geniş vizyonundan(!) gerek iki yıllık icraat karnesinden belli oluyordu. Ancak kısa sürede Trump’ın kabinesinde neoconların kritik görevlere gelmesi “kabak kimin başına patlayacak?” sorusuna neden oldu. Nitekim işkence yanlısı tutumu ve aşırı milliyetçi Çay Partisi’ne yakınlığıyla bilinen Mike Pompeo’nun Rex Tillerson’dan boşalan dışişleri bakanlığı koltuğuna oturmasıyla endişeler artmaya başladı. Trump’la büyük bir uyum içinde olduğu bilinen Pompeo’nun, “İslamcı teröristleri sert bir şekilde eleştirmeyen Müslüman din adamlarının terör saldırılarında suç ortağı olduklarına” yönelik sözleri göreve gelmeden kendisine eleştiriler yöneltilmesine neden olmuştu.

Mike Pompeo, geçtiğimiz hafta Belçika’dan Ürdün’e uzanan bir tura çıktı. Ülkeler değişmekle beraber ana gündem İran Nükleer Anlaşması’ydı. Nabız yoklayan, saflarını sıklaştıran bu ziyaret İran’ı zor günler bekliyor yorumlarına neden oldu. Pompeo hangi ülkelere gitti, İran Nükleer Anlaşması’nda sorun var mı? Netahnyau’nun iddiaları neyi kanıtlıyor? Anlaşmanın tarafları nasıl bir tutum içinde? Bu hafta yüzümüzü Pompeo’nun ziyareti ve İran Nükleer Anlaşması’na dönerek bu sorulara yanıt arayacağız.

İRAN’A KARŞITLARI DİYARINA YOLCULUK: POMPEO’NUN ÜÇ GÜNÜ

Mike Pompeo, Brüksel’de NATO Dışişleri Bakanları toplantısında İran Nükleer Anlaşması’nı müzakere ettikten sonra Suudi Arabistan, İsrail ve Ürdün’ü kapsayan bir Ortadoğu turu çıktı. Riyad’da Pompeo İran’a dönük şu sözleri sarf etti: Nükleer Anlaşma İran’ın bir şekilde bir daha nükleer silah geliştirmeyeceğini kalıcı biçimde garantilemiyor. Dahası haşin bakan, İran’ı terörist grupları ve militanları destekleyerek bölgeyi istikrarsızlaştırmakla suçladı. Tutarsızlık içeren bu sözler Yemen Savaşı’nın en görünür aktörlerinden birisi Suudi Arabistan’ın başkentinde dile getirildi. Yine ne yaptığınız değil, kiminle yaptığınız önemlidir kıssadan hissesi, yaşlı Kral Salman’ın kendine güveninde açık oldu. Bunun yanında aynı toplantıda Pompeo’nun İsrail’e doğru giderken Suudi Arabistan’a açık şekilde Katar’la olan sorunlarını barışçıl yoldan çözmelerini ifade etmesi, İran’a dönük oluşturulmak istenen Sünni Cephe’de gedik açılmama gayreti olarak yorumlanabilir.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil El Cübeyr, İran’ın Yemen’de Husileri silahlandırdığını ve sınırlandırılması gerektiğini, Trump yönetiminin İran politikası ve Nükleer Anlaşması’nın geliştirilmesini desteklediklerini ifade etti. Riyad’ın 2015’te imzalanan nükleer anlaşmaya en sert muhalefet eden ülke olduğu düşünüldüğünde bu politikanın şaşırtıcı olmadığı söylenmeli.

İran Nükleer anlaşması yapıldığından bu yana İran’ın Yemen’de Husilere silah, mühimmat ve eğitim verdiği, Suriye’de Esad Rejimi’ne destek ve Hizbullah ile yakın işbirliği vurgusu Riyad, Telaviv ve Amman’da tekrarlandı. Pompeo, anlaşma imzalandığından beri Tahran’ın tavrının daha kötüleştiğini, bununsa Güvenlik Konseyi’nin kararının ihlali anlamına geldiğini iddia etti.

TRUMP’IN BURUN KIVIRDIĞI O ANLAŞMA

İran Nükleer Anlaşması (Joint Comprehensive Plan of Action- JCOPA) Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi (ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere) ve AB adına Almanya’nın bir tarafta İran’ın bir tarafta yer aldığı üç yıllık müzakere sonrasında 2015’te imzalandı. Anlaşma BM Güvenlik Konseyi’nde 20 Temmuz 2015’te kabul edildi.

Anlaşma nükleer silah yapımı için gerekli olan uranyum ve plütonyum oranlarına ve kullanıma dönük yasaklar içeriyor. Silah yapımı için gerekli olanların imhasını ve sınırlandırılmasını öngörüyor. İran’ın taahhütlerin yerine getirip getirmediğinin denetimi Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nda (IAEA). İran IAEA uzmanlarına tesislerini açma ve araştırmaya yardımcı olmakla yükümlü. İran her zaman nükleer silah hedefinin olmadığını ifade etti ve bu anlaşmayla bu garanti altına alındı.

Halihazırda nükleer silahlara odaklanan bu anlaşmayı Trump yönetiminin beğenmemesinin nedeni, anlaşmanın sadece nükleerle sınırlı kalması ve İran’ın balistik füze ile terörist gruplarla ilişkilerinin göz ardı edilmesi. Yani bir nükleer anlaşma neden sadece nükleer anlaşma olarak kaldı memnuniyetsizliği. Bu nedenle bunları da içeren bir yeni müzakere talep ediyor. Hatta bir ara İran anlaşmaya uymuyor iddiasını ortaya atan Trump IAEA’dan gelen açıklamalar karşısında bu iddiayı tekrar dillendirmedi. Buna karşın İran anlaşmaya uyduğunu, yeni ekonomik yaptırım gelmediği takdirde ABD’nin anlaşmadan çekilebileceğini ifade ediyor ve ABD yönetimini niyet okumak ve bahane aramakla suçluyor.

ULUSLARARASI ATOM ENERJİSİ AJANSI’NA KARŞI NETANYAHU ŞOVU

Pazartesi günü İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu İran’ın nükleer zenginleştirmeye devam ettiğine dair bir gösteri sundu. Gösteri terimi burada bilerek iki nedenle kullanıldı. Birincisi başbakan olmanız her şeyin uzmanı olduğunuz anlamına gelmiyor, hele ki nükleer zenginleştirme gibi teknik bir alan için. İkincisi daha can sıkıcı, hatırlanacağı üzere Trump Ekim 2017’de anlaşmadan çekilebileceklerini gündeme getirdiğinde “BM yetkileri de benzer bir izlenime sahip, İran anlaşmaya uymuyor” demişti. Ancak bu bir daha gündeme gelmedi. Nedeni eylül başında Uluslararası Atom Enerji Ajansı uzmanlarının İran’da yaptıkları araştırmalar neticesinde İran’ın anlaşmaya uyduğuna dönük raporlarıydı. Hatta söz konusu dönemde ABD’nin BM Elçisi Niki Haley’in ajans uzmanlarına “halının altına bakıp dolapları da aradınız mı?” diye sormasının eksik kaldığı şüpheciliğine karşın ajans geri adım atmamıştı.

Teknik terimler ve grafiklerle donatılmış dramatik gösteri sunan Netanyahu’ya neden inanmamız gerektiğine dönük ortada ikna edici bir kanıt yok. Ayrıca bu bilgilerin neden ajansla ilk önce paylaşılmadığı ya da Güvenlik Konseyi yerine medyaya aktarıldığı da ayrı bir muamma. Zaten Netanyahu şovu devam ederken İsrail basınında çıkan “Bunlar İran’ın anlaşmayı deldiğine kanıt olmaktan uzak” yorumu bile bilgilerin güvenirliğini yeniden sorgulattı.

Öte yandan 1 Mayıs Salı günü yeniden açıklama yapan IAEA Netanyahu’nun yarım tonluk(!) belgelerinin 2003 öncesine ait olduğunu, 2009’dan sonra bu adımların atılmadığını, İran’ın niyetinden bağımsız ortada nükleer zenginleştirmeye dönük bir kanıt ve bilginin olmadığını yineledi.

Özetle belirli aralıklarla İran’da incelemeler yapan bu konuda BM adına yetkili olan Uluslararası Atom Enerji Ajansı raporları ve başkanı İran’ın anlaşmaya uyduğunu söylüyor. İhlal olduğunu düşünenlerse şimdilik: Pompeo, Trump, Haley, Netanhayu, Kral Abdullah ve Kral Salman.

DİĞER TARAFLAR NE DİYOR?

Trump’ın ekim ayında anlaşmadan çekilebiliriz çıkışına anlaşmanın diğer tarafları karşı çıkmıştı. Dün İngiltere adına açıklama yapan Dışişleri Bakanı Boris Johnson “Netanhayu’nun gösterdiği belgeler anlaşmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi” dedi. Yani İngiltere anlaşmanın sürmesinden yana. Konuyu ilk gündeme getirdiğinde özellikle Rusya, bir ülkenin anlaşmadan çekilmesiyle çok taraflı bir anlaşmanın son bulmayacağını ABD’ye hatırlatmıştı. Çin, anlaşmanın geçerliliğini koruduğunu vurguluyor.

Benzer bir biçimde geçtiğimiz hafta Beyaz Saray’a misafir olan Fransa ve Almanya liderleri Macron ve Merkel, Trump’ı tek taraflı olarak İran’a dönük yaptırımda bulunmaktan caydırmaya ve anlaşmada kalmaya ikna etmeye çalışmıştı, zira İran herhangi ek bir yaptırım gelmesi durumunda anlaşmanın ortadan kalkacağını ifade etti. Liderlerin çabasının yanında NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda her düzeyde diplomatik çabayla ABD’nin endişeleri giderilmeye ve ABD ikna edilmeye çalışıldı. Ancak Pompeo, toplantı sonrası basına verdiği demeçte, şayet balistik füzeler ve İran’ın terörist grupları silahlandırmasına dönük bir ara formül bulunmazsa 12 Mayıs’ta açıklanacak olan kararın anlaşmadan çekilme yönünde olacağını yineledi.

Sonuç olarak petrol piyasasından silah tüccarlarına kadar geniş bir kesim 12 Mayıs’ta ABD’nin anlaşmadan çekilip çekilmeyeceğini bekliyor. Piyasaların şimdiden spekülasyona uğradığını belirtmek gerekiyor. Bunun yanında 2003 Irak müdahalesi için gösterilen delillerin sahte çıkması, Suriye’de kimyasal saldırı olduğunu iddia edip yapılan sınırlı hava müdahalesi, ABD’nin güvenilirliğini sarsıyor. Ayrıca yedi yıldır devam eden Suriye Savaşı açıkça dengelerin masa başında belirlenemeyecek kadar karmaşık olduğunu gösterdi. İran askeri kapasitesi ve nüfusuyla bölgedeki başat aktörlerden birisi, yani Suriye ya da Yemen gibi kolaylıkla “Haydi saldıralım” denemeyecek bir aktör. Dahası Rusya ve Çin’in böylesi bir müdahaleyi kabul etmeyecekleri açık. Ülkelerin konumlanışının yanında bu sefer İran’a dönük iddiaları anında yanıtlayan IAEA’nın raporlarının da olduğu gözden kaçmasın.

 

Önemli Not: Yukarıdaki yazı, yazarın şahsi görüşlerini içermekte olup, İktibas Çizgisi.com un yayın ve düşünce yapısını yansıtmıyor olabilir. İktibas Çizgisi olarak, kâr amacı gütmeyen yayın politikamız gereği okumaya değer bulduğumuz yazıları, takipçi kitlemizle buluşturmak için tam metin olarak yayınlıyoruz

Daha Fazla Göster

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

Popüler Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Close
Close