GenelYazarlardanYazılar

On Bir Ay Düşünüp, Bir Ayda Sorulan Sorular

Neyden bahsettiğimi hepimiz anladık çünkü bu bir gerçek. Yılda bir ay televizyonlarımızda bangır bangır bağıran TV İslamcılığı.

Her yıl ana haber bültenlerinde, gazete eklerinde, dergilerde itinayla işlenen konu. Sorular, hem de en afili olanlarından. Bizi ise korkutup düşündüren sorular. Acaba bu yıl en saçması kime sorulacak diye çekindiğimiz cinsten. (Hele bide hocaların sakinliği, akıl alacak değil.)

Anlamadığım insan nasıl on bir ay bekleyebilir? Ya da bu din nasıl bir şey ki yılda bir akla gelir?

Çok düşünülmüş sorulara benziyor bence. Sormadan önce hocanın potansiyeli değerlendirilip hemen soru yapıştırılmış. Bir birinden farklı konular bir programda işlenip bitmiş. Ardından herkes mutmain.

Soru sormaktan kasıt bu değildi zannımca. Nerde bunun bilgi edinme işi, hani ameli boyutu? Ne yapılmalı, neler yapılmalı?  “Dur” demenin vakti gelmeli.

Oysa ramazan  “yıllık ruh bakımıdır” demişti bir hoca. Yıllık güncelleme, oldukça çok düşünme fırsatı. Hayata değer katma evresi. Terk ettiğimiz (“Rasul: ‘Ey Rabbim!’ diyecek, ‘Şu benim topluluğum var ya; işte onlar bu Kuran’ı terk edilmiş bir halde bıraktı!” (25.30)   ) Kuran ı tekrardan buyur etme zamanı.

Ramazan ayrı bir duygu olmalı. Geliyor diye sevindiğimiz. Gidiyor diye hüzünlendiğimiz bir

Kuran ayı. Di’li geçmiş zamanda yapılanların telafisi. Sorulara hapsedilmeyecek kadar dolu. Şimdi sorulardan ibaret bir ay ya.  Cevabı da kimseyi harekete geçirmeyen sorulardan.

Düşünelim biraz daha, soruları düşünelim, sorarkenki halimizi düşünelim. Ve bir tuhaflık olduğunu fark edelim. Önümüzdeki ramazana bu tuhaflığı sezelim. Ve öyle hareket edelim.

Ne de olsa cevabı verilemeyecek, bir yenisini de ben ekleyeyim.

“Peki, hocam; Anarşist olmak orucu bozar mı?”

Daha Fazla Göster

Popüler Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Close
Close