Genel

Ora

Hüseyin Akın/Milli Gazete

Niye böyle dağıldık. Sanki biz ortalıkta cereyan eden bir olayın seyircisiyiz de birisi “haydi dağılın!” demiş ve dağılmışız gibi. Dağılmamamız lazımdır, çünkü dağ gibiydik. Öyle olmasa da öyle olduğumuza fena halde inandırılmıştık. Tamam kabul, dağdağayı dağ sanmıştık belki, ama bir üfürmeyle dört bir yana dağılacak kadar zayıf mıydık böyle?

Dağılmada bir erozyon var, bir çığ veya çığlık. Parça bütünden kopmuyor dostlarım, bütün parçalarını terk ediyor. Cümle kendisini oluşturan kelimelerin her birini bir yana fırlatıp atıyor. Böyle olmadığını farz edelim, kelimeler bütünden kopup alıp başını bir taraflara gidiyor da denilebilir. Dağıldık, çünkü bütünlüğü yitirdik. Şehirdik kasaba olduk, kasaba idik köy haline geldik. Dağılma hayatımızın her alanında kendini gösterdi. Konuyu dağıttık. Çünkü konuların bütünlüğü kalmadı.

 

Herkes bir tarafına asıldı konuşmaların, işine gelen yeri koparıp aldı. “İşine gelmek” diye bir yaşama alışkanlığımız oluştu. İşimize gelen her şey doğru kabul edildi. İçimiz işimizi doğruladı. İçe doğru dağıldık. Sabahleyin dosdoğru işimize gidiyorduk, ne de olsa işimize geliyordu. Dağılan herkes zaten işinin başına dönmez miydi? Tam da öyle. Herkes işinin başına döndü. Herkesin işi başından aşkındı. “Aşkınlık” kelimesi sizi aldatmasın, aşkla hiçbir ilgisi yok bu aşkınlığın. İşimize o kadar bağlandık ki dağıldığımız aklımıza bile gelmedi. “İş” zihni oyalamanın en elverişli tarafı.

İş kendini ağırdan satar, ciddiyet maskesi ile dolaşır ortalıkta. Bir araya gelme hevesinizi boğazınıza tıkar. “Şimdi sırası değil”dir hiçbir şeyin. Olması gerekenlerin hiçbir zaman sırası gelmez. Sıranız gelmediği için boşuna sıraya bile girmenize gerek yoktur. Bütün güzel hasletler ikinci bir emre kadar iptal edilmiştir. Daha doğrusu “ileri bir tarihe ertelenmiştir”. İleri bir tarih yoktur, çünkü ileride tarih diye bir şey yoktur. Buğulu bir camdır ilerisi.

 

Bu konuda derin derin düşündüğümü görünce bizim Teoman ikide bir beni dürter: “Takma kafaya abi, belki de dağılmak için toplanmışızdır.” Bu teselliye dönük iddianın her zaman tek bir cevabı olurdu bende: “Hımmm!” Yine aynısını yaptım. Cumhur abiye sataştım geçenlerde “hani dünya hep iyiye gidecekti, bizi niye kandırdınız?” diye hesap sordum. “Git dünyaya sor, ben dünya mıyım?” demez mi? Nutkum tutuldu. Hiç oralı olmadı Cumhur abi. Kendisine şimdi sorsak “oralı mısın?” diye adım gibi eminim “yok” der, “ben oralı değilim, ilçesinden ya da köyündenim” deyip yan çizer. Hâlbuki biz hep oralı olduk ve hâlâ oralıyız.

Bakın dertlerimiz birbirine akraba. Özlemlerimiz var yan komşu, karşı komşu. Mezarlarımız bile birbirine bitişik. Ölüm bile bizi böyle ayıramazdı bizden. Bütün engelleri hâl yoluna koyardı. İzimiz kaybolmasın diye dağıtmazdı. Gün bitimi evlere dağılmak gibi bir şey değil bu, çil yavrusu gibi dağıldık, hallaç pamuğu gibi. İstesek de şimdi bulamayız birbirimizi. İzimizi yitirdik, sesimizi, eşkâlimizi. Hayır kopan tespihin imamesi değil. Tutunduğumuz ip koptu. Ayağımıza kadar gelen nasip koptu.

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı