GenelKavram

Ruh

Ruh kelimesi her ne kadar geleneksel kültürde insanın ölümsüz ikizi gibi ayrı bir varlık olarak kabul edilirse de; bu kelime Kur’an’ı kerimde muhtelif ayetlerde beş değişik anlamda kullanıldığını görüyoruz. Her bir kullanılan yerdeki “ruh” ifadesi ile farklı şeyler anlatılmıştır:

1- İnsana Verilen Canlılık Anlamında:

“-Hani Rabbin meleklere demişti ki: «Ben kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım.» (Hicr 15/28)

“Ona şekil verdiğim ve ona RUHUMDAN üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!»(Hicr 15/29)

“-Rabbin meleklere demişti ki: Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım.” (Sad 38/71)

“Onu tamamlayıp, içine de Ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın!” (Sad 38/72)

“Bütün melekler toptan secde ettiler.”(Sad 38/73)

“Yalnız İblis secde etmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.” (Sad 38/74)

“-O (Allah) ki, yarattığı her şeyi güzel yapmış ve ilk başta insanı çamurdan yaratmıştır.” (Secde 32/7) (İlk yaratılış)

“Sonra onun zürriyetini, dayanıksız bir suyun özünden üretmiştir.” (Secde 32/8) (İnsan neslinin birbirinden kadın ve erkekten üretildiği malum su)

“Sonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi RUHUNDAN üflemiştir. Ve sizin için kulaklar, gözler, kalpler yaratmıştır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!” (Secde 32/9)  (İnsanın ana rahminde şekillenip özü ve şekli itibariyle insana dönüştürülmesi.

Bu ayetlerde görüldüğü gibi Ruh, insana verilen tüm özellikleri harekete geçiren canlılık olarak bildirilmiştir. Ruh verilen insan görmeye, işitmeye, kalbi çalışmaya, akletmeye kısaca tüm hayati fonksiyonlarını göstermeye başlamaktadır.  Bunların sona erdirilme hali ise ruhunun alınması öldürülmesidir.

2- Vahiy Anlamında:

“Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vah yeder. O yücedir, hakîmdir.” (Şura 42/51)

“İşte böylece sana da emrimizle “RUHU/Kur’an’ın ayetlerini” vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin.” (Şura 42/52)

“Dereceleri yükselten, Arş’ın sahibi Allah, kavuşma günüyle korkutmak için kullarından dilediğine iradesiyle ilgili  “RUHU/vahyi” indirir.” (Mümin 40/15)

Bu ayetteki “ruh” için vahiy meleği anlamı da verilmiştir. Ancak vahyin indirilmesi de melek ile olacağından her ikisini de birden ifade etmiş olması da muhtemeldir.

3- Kur’an Anlamında:

“Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir.” (İsra 17/85)

“Hakikaten, biz dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bu durumda sen de bize karşı hiçbir koruyucu bulamazsın.” (İsra 17/86) (Burada kaldırılacak olan tüm vahiylerdir. Müşrikleri rahatsız eden tüm vahiylerin Allah tarafından geri alınıp yok edilmesidir. Bu durumda iddia sahibi Elçinin toplum karşısındaki düşeceği durumu düşünün. )

“Fakat Rabbinden bir rahmet olarak (biz bunu yapmadık). Gerçekten O’nun senin üzerindeki lütfü çok büyüktür.” (İsra 17/87)

“Ey Muhammed! De ki: «Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur’an’ın benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine yardımcı olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdir.” (İsra 17/88)

“Muhakkak ki biz, bu Kur’an’da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkârcılıktan başkasını kabullenmediler.” (İsra 17/89)

Burada ilk ayetteki sorunun kastı, son iki ayette bahsedilen Vahiylerin toplamı olan Kuran’dır. Resulün hayatında insanları özellikle inkârcıları rahatsız eden vahiylerdir. Dolayısı ile hakkında bilgi sahibi olmak istedikleri vahiylerin toplamı olan Kuran’dır. Bu nedenle bizi topa tutan bu haberler nedir? Bunun aslı esası nasıldır? Kaynağı neredir? Nerden çıktı şimdi böyle bir kitap v.b. gibi hafife alan sorulara cevabı Rabbimiz veriyor. “İnsanlar ve cinler hepiniz bir araya gelseniz benzerini getiremeyeceğiniz bir kitaptır”  diye vasıflandırıyor Kur’an’ı.

4-  Cebrail Anlamında:

“Muhakkak ki o (Kur’an) âlemlerin Rabbinin indirmesidir.” (Şuara 26/192)

“Onu “RUHUL EMİN/ CEBRAİL” indirdi;” (Şuara 26/193)

“Uyarıcılardan olasın diye senin kalbine;” (Şuara 26/194)

“Pek açık olan Arapça bir lisan ile.” (Şuara 26/195)

“Şüphesiz O,“ZÜBÜRÜL EVVELİN” / daha öncekilerin kitaplarında da vardır.” (Şuara 26/196)

“O gün Ruh ve melekler sıra sıra dururlar. Rahman’ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler.” (Nebe78/38)

“(Ey Muhammed!) Onlara de ki: «Kur’ân’ı  “RUHUL KUDÜS /Cebrail”, iman edenlere sebat vermek, Müslümanlara bir hidayet ve bir müjde olmak için Rabbinin katından hak olarak indirdi.”(Nahl 16/102)

5- İsa (as)In Yaratılışı ile İlgili kullanılan ifadeler:

“Irzını iffetle korumuş olanı (Meryem’i de an.) Biz ona RUHUMUZDAN üfledik; onu ve oğlunu cümle âlem için bir ibret kıldık.” (Enbiya 21/91)

“Gerçek şu ki, sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de sizin rabbinizim, öyleyse sadece bana kulluk ediniz.” (Enbiya 21/92)

“-İffetini korumuş olan, İmran kızı Meryem’i de (Allah örnek gösterdi). Biz, ona RUHUMUZDAN üfledik ve Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. O gönülden itaat edenlerdendi.” (Tahrim 66/12)

Görüldüğü gibi ruh kelimesi beş ayrı anlamda kullanılmıştır. Bunlardan sadece birisi varlığında insana canlılık verip bütün organlarının görev ve sorumluluklarını yerine getirmesini sağlan bir özelliktir. Bu özelliğin vücüddaki faaliyeti sonlandırıldığında ise, tüm organlarla birlikte insan ölümü tatmaktadır. Bu nedenle insana canlılık veren şeye ruh diyoruz.

Ruhun mahiyeti hakkında ise herhangi bir malumat verilmemektedir. Geleneksel kültürdeki malumatların Kur’anî bir dayanağı yoktur. İnsanların ruhlarının ölmediği, gelip dünyayı dolaştığı, yakınlarını görüp sevindiği veya üzüldüğü ile ilgili tüm bilgiler Kur’an tarafından kabul görmez. Bunun aksine Maide suresinin 116-118. Ayetlerinde İsa (as)’ın şahsında bu soru şöyle cevaplandırılır:

“Allah buyurmuştu ki, (Hesap günü sorguya çekerken buyuracak ki;): Ey Meryem oğlu İsa; sen mi insanlara: Beni ve annemi Allah’tan başka iki ilah edinin, dedin? İsa (as)Tenzih ederim Seni, hak olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Eğer ben, onu söylemişsem; Sen, onu elbette bilirsin. Sen, benim içimde olanı bilirsin, ama ben Senin zatında olanı bilmem. Doğrusu görülmeyeni en iyi bilen Sensin Sen der.”

“Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar ne yapıyorlar görüyordum. Sen beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkiyle görensin.”

“Eğer kendilerine azap edersen şüphesiz onlar senin kullarındır (dilediğini yaparsın). Eğer onları bağışlarsan şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin» der / diyecek.” (Maide 5/116-118)

Bu ayetler ölmüş insanları ne bedenen ne de ruhen yeryüzüne döndürülmediklerinin en açık delilidir. Allah’ın Elçisi olan Hz. İsa (as) öldükten sonra ümmetinin ne yaptığını bilmediğini söylüyor. Eğer ruhen gelip dünyayı gezmiş olsaydı ne olup bittiğini onların neler yaptığını gördüğünü söylerdi. O bilmeyince birileri nerden bilecek nasıl gelecek. Ayrıca ruhların akıbeti ile ilgili hiçbir bilgi de verilmiyor.                            İyiler için “İlliyyun” Kötüler için  ise “siccin” den bahsediliyor. Bu yerin mahiyeti de sicil defterleri, nüfüs kütükleri gibi kayıt yapılan bir yer olarak bildiriliyor:

“Doğrusu kötülerin kitabı, muhakkak Siccin’dedir.” “Siccin’in ne olduğunu sen nereden bileceksin?” “Yazılmış bir kitabtır.” (Mtaffifin 83/7-9)

“Doğrusu iyilerin kitabı, İlliyyin’dedir.” “İlliyyin’in ne olduğunu sen nereden bileceksin?” “Yazılmış bir kitaptır.” “Mukarreb melekler onu görürler.” (Mutaffifin 83/18-21)

Bu bilgilerin dışında bir malumat yoktur. Bu nedenle diyoruz ki İnsana canlılık veren ruh,  insanda başlayıp fonksiyonunu icra eden sonra da insanın ölümüyle son bulan ilahi bir sırdır. İnsanların yeniden diriltileceği gün Ruhlar yine bedenler ile birleştirileceği ifade edilmektedir. (Tekvir 81/7)  O öyle bir özelliğe sahip ki dünyadaki yaşanmışlıkların hepsi aynen insanın hafızasında olduğu gibi; bilgi ve bilinç dünyası, görünüm ve anlayışı da aynı olacağı için dünyadaki tanıdıklarından, yakınlarından kaçacağı ifade edilmektedir:

“Kulakları sağır eden o ses geldiğinde, (diriliş için ikinci sura üfürüldüğünde )”  “İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve evlatlarından kaçar.” (Abese 80/33-36)

Bu konuda bizlere verilen bilgiler bu kadar. Ancak insana verilen ruhun gerçek mahiyetini sadece yaratan bilir diyerek hakkını teslim ediyor Hakka teslim oluyoruz.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir