Genel

Rus basınında geçen hafta: AB ile Türkiye birbirini ikna edemedi

Andrey İsayev/Gazete Duvar

REGNUM sitesinde yayımlanan yazısında siyaset bilimci Stanislav Tarasov, NATO’nun Türkiye’ye bir “Truva atı”nı sokmaya çalıştığını iddia etti.

Yazara göre Batı’nın Rusya’ya uyguladığı yaptırımların dışında kalan ve “Salisbury krizi yüzünden Londra’nın oyununa girmeyen” Türkiye “kendi politikasını kendi yürüten, bağımsız ve egemen bir devlet” olduğunu ispatladı. Kemerovo’da bir AVM’de meydana gelen korkunç facia için Batı’nın baskısı altındaki Moskova’ya başsağlığı dilemekle Rusya devletbaşkanı ve halkı ile dayanışma içinde olduğunu gösteren Erdoğan, prestijini daha da artırdı. Tarasov, bütün bunlara bakarak nisan ayında yapılacak Türkiye-Rusya-İran zirvesinin “özel anlam taşıyacağını” yazdı.

Bu arada Daily Sabah’ın deyişiyle Türkiye’yi üçlü ittifaktan koparmaya çalışan ABD, Kürt meselesi konusunda yürüttüğü politika yüzünden amacına ulaşamıyor. Bununla birlikte NATO üyeliğini sürdüren Ankara’nın önümüzdeki günlerdeki tavrının net olduğunu söyleyemeyiz.

İbrahim Kalın’ın dediği gibi Suriye’de varlığını devam ettirmek için çaba harcayan ABD, İran karşıtı olduğu sürece Suriye’de karışıklık sürecek. Bu ortamda Batı’nın Erdoğan’a “iktidarı ile sarhoş olan bir lider”, “Putin’in elinde olan ve NATO’nun güney kanadını yıpratan politikacı” demesi tesadüf değil.

Bugünlerde Türkiye’ye karşı uzun vadeli bir politika oluşturmakla meşgul olan ABD’nin Ankara’ya belirli ayrıcalık teklif etme ihtimali söz konusudur. Yazar, Türkiye’nin Amerikan avantalarına “hayır” deyip demeyeceğini göreceğiz, dedi.

Tarasov, Moskova, Ankara ve Tahran, kendilerine sunulan “Truva atlarını” geri çevirip stratejik, askeri ve politik birliğe doğru hareket etmeye devam ederse Suriye halkı dört gözle beklediği barış ve refaha kavuşacak ifadesini kullandı.

Varna zirvesini yorumlayan Novaya gazetesi Balkanlar muhabiri Aleksandr Çursin, AB ile Türkiye’nin birbirini ikna edemediğini iddia etti.

Bundan önceki görüşmelerde 28 AB ülkesi başbakanı ile bir araya gelen Erdoğan bu sefer sadece Jean-Claude Juncker ve Donald Tusk ile yetindi. AB ile Türkiye arasının açık olduğunu vurgulayan yazar, “Mevcut şartlar altında herhangi bir atılım beklenmiyordu ve onu gerçekten göremedik” dedi.

AB, 2016 darbecilerine sempati duyuyor diye Avrupa ile ilişkilerini gerileten Ankara, karşı taraftan da muhalefete gösterdiği haksız yaklaşım ve baskı konusunda çok eleştiri alıyor. Eleştiriyi cevapsız bırakmayan Erdoğan ise yazarın deyişiyle “Batı’yı çift standart uygulamakla suçluyor, Avrupa’yı mülteci akımı ile batırmakla tehdit ediyor”. Üstelik Varna zirvesi arifesinde bir TV kanalına konuşan Erdoğan, “Batı’dan vaaz kabul etmeyeceğini” ve “kimsenin Türklerin milli duyguları ile oynamaya hakkı olmadığını” açıkladı.

Çursin, sonuçta “Türkiye’nin stratejik amacı Avrupa’ya katılmak” sloganı ile Varna’ya gelen Erdoğan’ın, Avrupa’ya birçok talep ve şikayette bulunduğunu öne sürdü.

Toplantıdan sonra basına yansıyan taraflar sadece ve sadece “diyaloğa devam edelim” konusunda mutabık kaldıklarını gösterdi. Donald Tusk, görüştükleri hiçbir konuda anlaşamadıklarını ifade ederken Erdoğan, Batı’nın, Türkiye’yi AB’nin dışında tutmakla büyük hata yaptığını vurguladı.

Times of İsrael gazetesine atıfta bulunan Nezavisimaya gazetesi yazarı İgor Subbotin, İran’ın Rus askerlerini “canlı kalkan” olarak kullandığını iddia etti.

Nezavisimaya’ya konuşan ve Suriye’de İran’ın Rus birliklerine yakın yerlerde üs kurmaya ve asker yerleştirmeye çalıştığını belirten İsrailli askeri uzmanlar da, olası İsrail saldırısının kazara Rus askerleri de hedef alabileceğine dikkat çekti. Gazetenin mikrofon uzattığı Uluslararası İlişkiler Uzmanı Yelizaveta Tsvetkova, 2015’te Rusya ve İsrail’in, olası kazaları önleme konusunda anlaşmaya vardıklarını, İran’ın da bu anlaşmayı kendi çıkarları için değerlendirmeye çalıştığını söyledi. Yorumcuya göre İsrail bu münasebetle Rusya’yı, İran yanlısı militanlarını kendi birliklerinden uzak tutmak için ikna etmeye çalışacak.

Bugün itibarıyla Rusya ve İran’ın Suriye’deki çıkarlarının kesiştiğini anlatan Tsvetkova, gelecekte bu durumun değişebileceğini bildirdi. Moskova, Esad’ın makamda olduğu sürece Batılı ülkelerin ve Körfez ülkelerinin Suriye’yi kalkındırmaya katılmasının soru işaretli olduğunu anlarken Tahran’ın şimdiki rejimi devam ettirmek niyetinde olduğunu belirtti.

Bununla birlikte uzman, Rusya ile İran’ın birbirine düşman olacaklarını sanmadığını ifade etti.

Rusya Milli Strateji Enstitüsü Uluslararası Projeler Bölümü Başkanı Yuriy Solozubov, Pravda.ru sitesinde çıkan yazısında Kazakistan’ın Rusya’dan uzaklaştığına dikkat çekti.

Kiril yerine Latin alfabesini benimsemeye hazırlanan Kazakistan’da devlet başkanının emriyle bürokratlar resmi açıklamalarda Rusçayı artık kullanamayacak.

Üstelik kısa zaman önce Astana’da basın toplantısı yapan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, bir gazetecinin “Kazakistan’ın ABD vatandaşlarına vizeyi kaldırmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna şaşırdı.

Çünkü Lavrov’un bu karardan haberi bile yoktu. Cevap verirken Rus bakanı, sınırları içinde vizesiz rejim uygulayan Avrasya Birliği’ne üye Kazakistan’ın, bu kararı almadan önce vize konusunda diğer AB üye ülkeleri ile uyum sağlaması gerekiyordu, dedi.

Ne var ki ertesi gün Kazakistan dış işleri bakanlığı, yayınladığı açıklamada egemen ülkelerin vize koyma ve kaldırma konusunda tamamen serbest olduklarını belirtti. Solozubov’a göre bu açıklama ile Nursultan Nazarbayev Kremlin’e “kardeş-ağabey ilişki çağının” geçmişte kaldığını gösterdi.

Daha Fazla Göster

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

Popüler Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Close
Close