GenelYazarlardanYazılar

Rüyaya Dair

Yaşam bir rüyadır, ölümse bir uyanış.

İnsan yaşarken, ölüme dokunur uykusunda…

Çünkü ölüm ve uyku, gecenin çocuklarıdır…

Bugün her ne kadar bilinçaltı yansımalarımız olarak kabul etsek te toplum genel olarak rüyaları gelecekten haber veren ilahi mesajlar olarak kabul ediyor.

O yüzden olsa gerek çok satan kitap sitelerine baktığımızda yaklaşık 200’ün üzerinde rüya tabirleri içeriğinden bahsedebiliriz.

Medyada ya da TV’lerdeki dini programlarda ilgili soruların çokluğundan toplumun büyük kısmının hayatını şekillendirirken rüya yorumuna önemli yer ayırdığını görmekteyiz…

***

Geçmiş yüzyıllarda da rüyaların mahiyeti önemliydi.

Öyle ki hükümdarların, kralların, devlet adamlarının özel rüya yorumcuları vardı.

En eski yazılı metinlerde rüyalardan bahseden cüzler epey yekûn tutuyor.

Bu konuda ilk yazılı metinlerden biri “Ninova’da Asur İmparatoru Asurbanipal’in kütüphanesinde” bulunan taş basması eserler…

Bir diğeri,” British Museum” da saklanan ve milâttan önce 2000 yıllarına ait olduğu tahmin edilen; içeriğinde yaklaşık 200 çeşit rüya tabirine yer verilmiş olan eski bir Mısır papirüsü…

Yine bir başkası Hindistan’da milattan önce yazılan “Vedalar”…

Eski Çin’de de “Yeşim Taşı Kutusu” adıyla bilinen rüya tabiri kitabı günümüze kadar gelen en eski eserlerden…

Hâsılı, bu konuda ciddi sayıda çok eser var.

Öyle ki, başta Hipokrat, Eflâtun ve Aristo olmak üzere Hıristiyanlığın ortaya çıkışına kadar geçen sürede Grekçe olarak yirmiye yakın rüya ile ilgili kitap yazılmış.

Tüm bunlar eski birçok kültür için rüyaları anlamanın ehemmiyetini gösteriyor.

Eski Yunanda, ruhun uykuda vücudu terk edip tanrıları ziyarete gittiğine inanılırdı.

Yunanlıların “Serapis” adında bir rüya tanrısı dahi vardı. Kâhinler tapınaklarda oturur, rüyaları dinler, bunu önemli bir ibadet sayarak rüya tanrısı adına yorumlamaya çalışırdı.

Asya şamanları da rüyaları ilahî varlıklarla iletişim kurmak için aracı olarak görüyordu.

Bunu Uygur Türeyiş efsanesinde yönetici Hanların gördükleri rüyaları yorumlatıp o doğrultuda hareket etmelerinden biliyoruz…

***

Rüya, sözlükte “görmek” anlamına geliyor ve uyku sırasında zihinde beliren görüntülerin bütününü ifade ediyor.

Bilimsel çalışmalar normal şartlarda bir insanın uykusunda ortalama 1,5 saati rüya görerek geçirdiğini belirtiyor. Ancak çok sayıda rüya görmemize karşın pek azını hatırlıyoruz.

İslam öncesi cahiliye döneminde de çok sayıda rüya tabircisi kâhinler vardı.

Allah resulünün ölümünden birkaç yüzyıl sonra ortaya çıkan tasavvuf inancı bu cahiliye inancını tekrar hortlatarak uyduruk çok sayıda hadis desteği ile tekrar bu hurafeyi canlandırdı. Müslümanların gündemine yeniden soktu.

Bundan mütevellit, tasavvufi menkıbelerin çoğu rüyalara dayanır.

Bu mistik inanca göre Allah, güya bir melek grubunu rüya işiyle vazifelendirmiştir ve melekler “levhi mahfuz” dan aldıkları gizli bilgiyi rüyada insanların kalplerine yerleştirir.

Mesela Gazzali, yeni resuller gelmeyeceğinden hareketle gayb âlemiyle ilişkinin ancak rüya ile kurulabileceğini belirtir.  O, rüyanın, insan ruhu ile levhi mahfuz arasındaki perdenin kalkıp orada yazılı olan şeylerin bir kısmının insan kalbine gelmesi olduğunu söylemiştir.

Muhyiddin İbni Arabi de; velilerin bilgilerini vahiy meleğinden aldığını; rüyanın gerçek ve ruhani hayat arasında bir merhale, ruhani âleme götüren tek anahtar olduğunu söyler.

Nitekim sufiler, mana âleminde bizzat Peygamber’le irtibat kurduklarını, ona önemli konularda danıştıklarını, hatta hadislerin sıhhatine dair dahi sorular sorduklarını iddia eder…

***

Kuran rüya hakkında fazla bilgi vermez.

Sadece bazı rüyalardan bahseder.

Bu rüyalardan biri İbrahim as ile ilgilidir ve onun rüyasında oğlunu kurban etmesinin emredildiğinden bahsedilir. Sonrasında, bu rüyayı uygulamak üzereyken ona nida edilerek, muhsinlerden olduğu için ödüllendirildiği ve ona fidye olarak bir kurbanlık verilerek övüldüğü anlatılır… (İbrahim, 102-107)

Rüyasından söz edilen diğer bir peygamber Yusuf’tur.

O, Yakub’un oğludur ve Kuran uzunca onun hikayesini anlatır.

Yusuf, küçük bir çocukken bir rüya görür ve babası Yakub’a anlatır. Babası ona; “Yavrucuğum, rüyanı kardeşlerine anlatma, sonra sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan insanın apaçık düşmanıdır. Rabbin seni seçecek ve olayların yorumundan bir şeyler öğretecektir…” der. (Yusuf, 4-6)

Görüldüğü gibi, Yusuf peygamberin hayatı, küçük yaşlarda gördüğü bir rüya ile şekillenecek ve gördüğü rüya yıllar sonra gerçekleşecektir.

Ayrıca, onun hayatı üzerinde başkalarının gördüğü daha başka rüyalar da etki edecektir.

Kur’an, bu iki büyük peygamberin rüyaları yanı sıra, Hz. Muhammed’in gördüğü rüyalardan bahseder ve bunların gerçekleştiğini söyler.

Fazla detaya girmeden özetleyecek olursak bir ayette şöyle denmektedir:

“… Sana gösterdiğimiz rüyayı da Kuranda lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesilesi yaptık…” (İsra, 60)

Bu ayette açık bir şekilde nebiye gösterilen bir rüyadan ve bu rüyanın bir imtihan vesilesi kılındığından söz edilmektedir.

Kur’an’da nebinin gördüğü başka bir rüyadan daha bahseder:

“Andolsun Allah, resulünün rüyasını doğru çıkardı. Allah’ın dilemesiyle (kiminiz) başlarını tıraş etmiş olarak, (kiminiz de) saçlarını kısaltarak korkmadan, güven içinde “Mescidi Haram”a gireceksiniz…” (Fetih, 27)

Allah, Peygamber’inin, Mekke’ye gireceklerine dair daha önce gördüğü rüyayı sonraki zamanlarda doğru çıkarmış ve Müslümanlar, rüyada görüldüğü üzere Mekke’ye girmişlerdir…

***

Buraya kadar serdettiğimiz bilgilerden, peygamberlerin rüyalarının ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır.

Kur’an, onların bu rüyaların ilâhî boyutuna işaretle gerçekleştiğini bildirmektedir.

Beraberinde Kur’an da elçi olmayan bazı kişilerin rüyalarından da bahsedilir.

Bunlardan biri Yusuf peygamberin zindan arkadaşlarının gördüğü rüyadır.

Onunla beraber zindanda olan iki kişi rüyalarını yorumlaması için Yusuf’a anlatırlar. (Yusuf, 41)

Bu paralelde Yusuf ikisinin de rüyasını birinin asılacağı, diğerinin de kurtulacağı şeklinde yorumlarken kurtulacağını umduğu kişiye: “…Beni efendinin yanında an…” dediğinden bahseder. (Yusuf, 42)

Sonrasında yine hükümdarın gördüğü bir rüyadan ve Yusuf’un onu yorumlayarak, bu yorumun doğru çıkmasından bahsedilir… (Yusuf, 43-49)

Yine bu konuda dolaylı başka bir örnek te Musa kıssasında geçen ve Firavunun, İsrailoğullarının yeni doğan erkek çocuklarını öldürülmesini emretmesi ile alakalı olan rüyadır.

Kuran içerik olarak böyle bir rüyadan bahsetmese de çok sayıda rivayet olayın firavunun gördüğü bir rüyaya binaen gerçekleştiğine işaret eder. (Kasas, 4)

Öte yandan Peygamberin Bedir savaşından önce gördüğü rüyadan bahseden bir ayette de “O’na Allah’ın rüyada müşrik ordusundaki savaşçıları az sayıda göstermesine…” değinilir. (Enfal, 43)

Yine Mekke’nin fethinden önce nebinin gördüğü bir rüya vardır ve orada da Mekke’nin fethi önceden müjdelenir… (Fetih, 27)

***

Hülasa, Kuranın bu konuyu işleyişine baktığımızda rüyanın elçiler için gelecekten haber veren, uyarıcı olan ve yorumlanabilen bir ilim olduğunu söyleyebiliriz.

Beraberinde, Peygamberlerin rüyalar hakkında doğru yorumlar yapabildiği, sıradan insanların rüya yorumlarının ise sadece tahmine dayalı olup kesinlikle gelecekten haber verici fonksiyonunun olmadığı sonucunu çıkarabiliriz.

Kur’an’da geçen ayetlerden rüyaların bir anlam taşıdığı, yorumlanabildiği, bu konuda bir ilmin var olduğu, gelecekten haber verdiği, müjdeleyici, uyarıcı, umutlandırıcı olduğu söylenebilse de; bunun sadece elçilere mahsus olduğu anlaşılmaktadır.

Aynı zamanda rüya ile vahiy/nübüvvet /elçilik arasında da ciddi bir ilişki olduğu söz konusudur.

Rüyaların delil olması konusunda, peygamberler ile diğer insanların birbirinden ayrılması gerekir. Çünkü Peygamberlerin gördüğü rüyalar vahiy mahiyetindedir.

Bu sebeple peygamberlerin rüyası, hem kendisi hem de diğer insanlar için bağlayıcıdır.

Nitekim Hz. İbrahim’in, oğlu İsmail’i rüyasında kurban ettiğini görmesi üzerine onu kurban etmek istemesinden bu net olarak anlaşılmakta.

Peygamberlerin dışındaki kimselerin rüyası ise, akaid meseleleri bir yana, ferî meselelerde dahi delil olarak kabul edilemez…

Herhangi birinin rüyasında elçinin söylediği bir sözü veya yaptığını gördüğü bir işi hüccet göstereceğine dair Kuran’dan hiç bir delil yoktur.

Bu bağlamda İslam’ın şiarlarından biri olan ezanın, ashaptan bazılarının rüyası üzerine meşru olması (Buhari, Ezan), peygamberlerin dışındakilerin rüyasının da delil olabileceğini akla getirebilir. Ancak şu göz ardı edilmemeli ki, ezanın meşruiyeti bir sahabinin gördüğü rüya ile değil; Peygamber’in rüyada görülen şeyi onaylayıp, Bilal’e okumasını emretmesi sebebiyledir.

Dolayısıyla, rüyasında Hz. Peygamber’den işittiği bir söz veya onun yaptığını gördüğü bir fiil, hem rüyayı gören için, hem de diğerleri için delil olamaz.

Çünkü peygamberler dışındakiler, her zaman dış etkilerin tesiri altında kalabilir.

Nitekim rüyanın mahiyeti ve çeşitleri ile ilgili açıklamalarda belirtildiği gibi, gerek pozitif bilim adamları, gerekse İslâm düşünürleri, rüyanın bilinçaltından, fiziksel ortamdan veya alınan kimyasallardan da kaynaklanabileceğini söylemiştir.

İnsanın içinde bulunduğu psikolojik durum, hayal ve kuruntular beraberinde dış etkiler ve günlük meşgaleler rüyalara tesir edebilmektedir…

***

O halde sağlıklı bir zihne sahip olma adına rüya önemli.

Çünkü rüya görmesi engellenen kişilerde öğrenme zorluğu yaşandığı ve çeşitli depresif tepkilerin ortaya çıktığı bilimsel çalışmalarda gözlemlenmiş.

Son bilimsel çalışmalar, derin uyku sırasında görülen rüyaların tedavi edici niteliği olduğunu; beyin için gerekli olan birçok proteinin derin uyku sırasında sentezlendiğini, yıpranmış nöronlar ve bağlantıların da bu sırada onarıldığını göstermekte.

Ve gördüğümüz rüyalar, hayatta arka plana itilmiş, bastırılmış düşünce ve duyguların uykuda ön plana çıkması olarak kabul ediliyor. Ruhu ya da zihni fazlasıyla meşgul eden maddi veya manevi bir sorun, uyumadan önce konuşulan bir konu bu tür rüyaların görülmesine neden olabilmekte.

Hülasa, rüyaları yaratıcımız olan Allah tarafından ruh halimizi dengeye sokmak amacıyla tasarlanmış, başrolünde bizzat kendimizin rol aldığı, harika fragmanlardan oluşan görüntüler demeti olarak addedebiliriz…

Rüyanın delil olabileceği tek merci olan peygamber rüyaları son nebinin ahirete irtihali ile nihayete ermiştir.

İlham ya da rüyalardan, gelecek hakkında bilgi edinebilme yolu ilanihaye kapanmıştır.

Allah, son nebi vasıtasıyla dinini tamamladıktan sonra ruhunu kabzetmiştir.

Artık ümmetin din konusunda hiçbir şeye ihtiyacı kalmamıştır…

Selam ve dua ile…

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir