GenelYazarlardanYazılar

Samiri’nin Buzağısı, Demokrasi Sarayında Beslenir!

Misyon; Sürekli bir amaç ifadesidir. Bir organizasyonun veya bireyin ne yaptığını, ne için yaptığını, kim için yaptığını ve nasıl yaptığını tanımlar. Bir fikrin düşüncenin var olma sebebi diye de tanımlanabilir.

“Allah buyurdu: Senden sonra biz, kavmini (Harun ile kalan İsrail oğullarını) imtihan ettik ve Sâmirî onları yoldan çıkardı.”Taha 85

Samirilik ve ya samiri misyonunun yaşayabilmesi için adı geçen kişi veya o misyona sahiplenenler yaşadıkları toplumca tanınan saygın bilgili unvan sahibi “Âlim, sayılan veya(sanılan) kişiler olması lazım gelir.

Topluma yabancı birinin gelip o toplumun dinine etki etmesi düşünülemez. İçlerinde elçinin görevli kardeşi (Harun) olmasına rağmen bir misyonu yaşatabiliyor, yayabiliyor, taraftar bulabiliyorsa o kişinin etkin, yetkin bir kimliğinin olmaması düşünülemez.

Yabancı değil.

O toplumdan saygın biri!.

İlim sahibi(!)

Etkisi ve yetkisi inkâr edilemeyecek kadar popüler.

Ve hatta Musa’nın yolunda, izinde olduğunu ifade edebilecek kadar pişkin “hedefe ulaşabilmesi için her yolun ona mubah! Olduğu bir iki yüzlü müşrik.

Allah’ın halis, saf dinini, bozmayı göze alacak kadar Münafık. Lakin halkın inanabildiği bir din veya siyasi kimlik, kişilik.

Bağlı bulunduğu saraylardan beslenen, gücün temsilcisi, siyasi erkin diğer ayağı olarak semirtilmektedir.

Yazı başlığı pek sevimli gelmese de, ne yazık ki güncel samiri’ler onların buzağıları demokrasi saraylarında beslenerek böğürtülüyor.

Bu ses ümmetin sessizliği üzerine daha da baskın kesif etkileşimler yaparak sessizliğe, pasifliğe devam ettirmektedir. Kaderci algı ve idarei menfaat(maslahat) dünün hilafeti saltanata çevirenlerin ümmete sunduğu akide olarak devam etmektedir.

Kuran’da, önceki ümmetlerin başlarından geçmiş olsa bile anlatılan, öğretilen her bir kıssanın/olayın sonradan gelenler için de bir anlamının ve değerinin olduğu bu bakımdan konuyu güncellemek gerekmektedir. Kuran’da, zalim yöneticiliği Firavun, mal ve servet düşkünlüğünü Karun, Allah ve Peygamber adına insanları aldatmayı ise Samiri temsil etmektedir.

“İçlerinde Allah’ın elçisi ve elçisinin elçisi olmasına rağmen bir toplum saptırılabiliyorsa?

Bu gün vahyin inzal tarihine bakarak düşündüğümüzde çağdaş samirilerin belamların taguta hizmet ettiklerini, halk kitlelerini saraylarda bağlı bulunan buzağının sesine katlandırdıkları gerçeğini görmezden gelemeyiz.

Tüm dikkatimizi, olabildiğince zorlayarak. Vahyi önceleyen Resuller gibi onu anlayarak hayata insana takdim etmemiz ve aldatılan halkın vahiy ile tanışmalarına vesileler üretmemiz gerekiyor.

Tarihte ve günümüzde siyasi iktidarların meşruiyet sorunlarını çözmede en önemli etken samiri misyonuna hizmet edenlerin varlığı olmuştur. Bunu aşabilmenin yolu kendisini övgü ile besleyecek kutsallaşmış(!) ve kutsal değerleri kullanmada öne çıkartabilecek birilerinin bulunması ile meşruiyet sorunu aşılabilmektedir. Tabi ki bunlar birbirini ödünç kaşırlar ve gelir dengeleri ile palazlandırılırlar.

İlahi ikazlara rağmen bu türler halk deyimi ile(şeytanın zaptına geçmiş) kimseler olarak ayetleri görmezden gelirler.

“”Vay haline o kimselerin ki, Kitabı elleriyle yazıp, az bir paraya satmak için, “Bu Allah katındandır,” derler! Ellerinin yazdığından ötürü vay haline onların! Kazandıklarından ötürü vay haline onların!” (Bakara, 79)

“Allah’ın indirdiği Kitap’tan bir şey gizleyip, onu birkaç paraya satanlar var ya, işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey koymuyorlar. Kıyamet günü Allah ne onlara konuşacak ve ne de onları temizleyecektir. Onlar için acı bir azab vardır.” (Bakara, 175)

“Allah kendilerine Kitap verilenlerden: “Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, gizlemeyeceksiniz!” diye söz almıştı. Fakat onlar, verdikleri sözü sırtlarının ardına attılar ve birkaç para aldılar. Ne kötü şey satın alıyorlar.” (Al-i İmran, 187)

“Ey insanlar, Allah’ın va’di gerçektir; sakın dünya hayatı sizi aldatmasın, O aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın. (Fatır, 5)

Allah’ın indirdiği kitaptan bir şey gizleyip onu az bir değere değişenler, karınlarına ateş tıkınıyorlar. Diriliş Gününde Allah onlarla konuşmaz ve onları arındırmaz. Onlara acı verici bir azap var. Bakara 174

Vesselam.

Etiketler
Daha Fazla

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. yazınızı iki defa okudum. yüz defa daha okumak için not aldım.
    kuran bugün indi desem yalan söylemem.
    kuran bugünü anlatıyor desem doğrudur.
    kuran canlıdır desem doğru.

ismail için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir