Genel

Sıcak savaşın ayak sesleri

Erkan Öz/Ekopolitik Uzmanı

II.Dünya Savaşı genel kabule göre 1 Eylül 1939’da Nazi Almanya’sının Polonya’yı işgali ile başlar. Oysa II. Dünya Savaşı ilk aşamada bir para-kur savaşı sonrasında ise küresel bir ticaret savaşı ile başlamıştı.

Weimar Almanya’sı I. Dünya Savaşı’nın kendisine yüklediği korkunç borç yükünden kurtulmak için 1921-23 döneminde Alman Markı’nın değerini görülmemiş ölçüde düşürdü. Bu aynı zamanda Almanya’ya ihracat avantajı sağlıyordu. Almanya aslında bir para savaşı başlatmıştı. Karşılık olarak Fransa 1925’te, İngiltere 1931’de ve sonunda ABD 1933’te devalüasyona gitmek zorunda kaldı. 1936’da İngiltere ve Fransa bir kez daha paralarının değerini indirmek mecburiyetine düştü. Bu arada 1929’da o zamana kadar dünyanın gördüğü en büyük finansal kriz dünyayı kasıp kavurmuştu. 1930’da ise ABD’nin Smoot-Hawley yasası ile 20 bin çeşit mala gümrük vergisi getirmesinin ardından karşılıklı bir küresel ticaret savaşı da çoktan başlamıştı.

KUR SAVAŞINDAN SİLAHLI ÇATIŞMAYA

Hem para-kur savaşı hem de gümrüklerle oluşturulan ticaret savaşları sadece çok kısa süre belirli iyileşmeler sağlar. Yapısal sorunlar devam ettiği müddetçe kısa sürede kur ve ticaret savaşlarının ciddi bir sonuç üretmediği anlaşılır ve olay silahlı çatışmaya döner.

Peki I. ve II. Dünya Savaşlarında yapısal sorun neydi? Almanya’nın (ve Japonya’nın) çok büyük üretici güçler olarak ortaya çıkmaları ve İngiltere-Fransa’nın hakim konumlarını tehdit etmeleri. Bu yapısal sorun İngiltere-Fransa ile Almanya-İtalya-Japonya’yı karşı karşıya getirdi. Ama kazanan ABD oldu. Çünkü uzun süre savaşa girmeden dışarıda kaldı.

Günümüzde olaylar korkutucu bir şekilde II. Dünya Savaşı öncesine benzer hareket ediyor. Öncelikle günümüzde de çok ciddi bir küresel yapısal sorun var. Başta Çin olmak üzere birçok gelişmekte olan ülke büyük üretim güçleri olarak dünyanın hakimi olma iddiasındaki ABD ve Batı Bloğu’nu tehdit ediyor. Çin’in üretimi satın alma gücü kriterlerine göre hesaplandığında ABD’nin üretimini çoktan geride bıraktı!

Bu yapısal sorun 2008’de bir büyük finansal krize yol açtı. Arkasından para ve kur savaşları geldi. Ocak 2010’da Obama yönetimi zayıf dolar ile büyüme politikası başlattı. Ağustos 2011’de ABD Doları tarihi dip seviyelerine indi. 2012’den sonra karşı ataklar ‘zayıf euro’ ve Çin devalüasyonları şeklinde geldi. Para savaşlarından bir sonuç alamayan ABD Rusya’ya korkunç yaptırımlar, Volkswagen skandalı ve AB şirketlerine yüklü vergi cezaları ile ticaret savaşlarını başlattı.

TRUMP VİTESİ YÜKSELTTİ

Trump yönetimi ise ticaret savaşının vitesini yükseltiyor. Trump önce güneş paneli ve bulaşık makinesi ithalatına büyük vergi koydu. Bu vergiler Çin’i vuruyordu. Sonra çelik ve alüminyum ithalatında tüm ülkelere yüzde 25 gümrük vergisi getirdi. Bu vergi de öncelikle Çin’i hedefliyordu. Ama aslında bizi de yani dünyanın en büyük sekizinci çelik üreticisi olan Türkiye’yi de vuruyor. Trump, 22 Mart’ta ise doğrudan Çin’i hedef alarak 1300 çeşit ürüne yaklaşık 50 milyar dolar ek gümrük vergisi getirdi.

Para-kur savaşı ve ticaret savaşının ardından büyük bir ihtimalle sıcak savaş geliyor. Çünkü liderliği kaptırmak istemeyen ABD’nin bunu para oyunları ve gümrüklerle başarması imkansız. Çelik endüstrisi en güzel örnek: 2017 itibariyle sanayileşmenin temeli olan çelikte ABD’nin üretimi 81.6 milyon ton. Japonya’nın üretimi 104.7 Avrupa’nın üretimi ise 168.7 milyon ton. Türkiye’mizin üretimi ise 37.5 milyon ton. Yani Türkiye gibi orta büyüklükte bir ülke bile neredeyse ABD’nin yarısı kadar çelik üretir hale gelmiş! Japonya’nın üçte biri tüm Avrupa’nın dörtte biri kadar çelik üretiyoruz neredeyse. Elbette bizimle uğraşırlar. Peki Çin ne kadar çelik üretiyor tahmin edin… 831.7 milyon ton! Yani toplam dünya üretiminin yarısı ve ABD’nin 10 katı!! ABD için bu sorun gümrükle filan çözülemez.

PETRO-DOLARA KARŞI CEPHE

Çin de bunu gayet net görüyor. Çinli yetkililer ABD’ye hem para-kur cephesinde hem de ticaret cephesinde karşılık vermeye hazırlanıyor. Çin bu yıl petro-dolara karşı yuan ve altın ile petrol alıp satmayı mümkün kılan yeni kontratlar çıkardı. Çinli yetkililer 3 trilyon dolara yaklaşan döviz rezervlerinde ABD tahvillerinin payını azaltma tehdidi yapıyor. Bu tüm dünya bono piyasalarını krize sürükleyip ABD Doları’nı yıkabilecek bir tehdit.

Çin sıcak savaş için de yıllardır hazırlanıyor. Kuzey Kore ve İran’a el altından nükleer teknoloji Çin tarafından sağlanıyor. Çin kendisi doğrudan savaşa girmek yerine bu küçük müttefikleri silahlandırıyor. Çin uçak gemileri üretiyor. ABD’nin en büyük askeri üstünlüğüne darbe vurmak istiyor.

YENİ BÜYÜK SAVAŞ KAPIMIZDA

Trump’ın sıcak savaşa yönelik önlemleri ise çok daha ürkütücü. Trump yönetimi 2018 Ocak ayında daha küçük ve ‘kullanılabilir’ nükleer başlıklar geliştirileceğini açıkladı. Yani sadece atıldıkları küçük bir bölgeyi yok eden nükleer silahlar. Bu yeni politikaya göre nükleer silahlar ağır konvansiyonel saldırıları bertaraf etmek, kritik altyapı tesislerini yıkmak veya yer altı nükleer ya da komuta kontrol tesislerini yok etmek için kullanılabilecek!

Hızla yaklaşan bu sıcak savaş Kore Yarımadası, İran-Körfez Bölgesi veya Doğu Avrupa’da patlak verebilir. Aslına bakarsanız Ukrayna iç savaşı, Rusya’nın Kırım’ı ilhakı ve Suriye iç savaşı ile bu çok olası büyük sıcak savaş, çoktan bizim kapımıza kadar geldi bile.

ABD, Çin ve Rusya’ya karşı uyguladığı taktikleri bize karşı da uyguluyor. Halkbank ve vizeler gibi yaptırımların ardından gelen çelik vergileri bizi de vuruyor. 8.25 milyar dolarlık çelik ihracatımızın 1.12 milyar doları ABD’ye yapılıyor. ABD çelik vergilerinden Avrupa, Brezilya, G.Kore, Kanada, Arjantin, Avustralya ve Meksika’yı muaf tuttu ama bize aynı kolaylığı yapmadı. 15 Temmuz darbecilerine ve YPG-PKK’ya verilen destekler de ortada.

Karşı karşıya olduğumuz beka meselesi PKK ve Suriye iç savaşının çok daha ötesine uzanıyor. ABD dünyanın kendi lehine olan statükosunu koruma derdinde. Çin, Rusya, Türkiye gibi ülkeler ise bu statükoyu sorguluyor ve değiştirmek istiyor. Böylece çatışma kaçınılmaz hale geliyor.

Peki olası bir ABD-Çin/Rusya sıcak savaşını kim kazanır? Cevap: Bu savaşa girmemeyi başaranlar. Örneğin Hindistan. Tıpkı I. ve II. Dünya Savaşlarını son ana kadar bekleyip ABD’nin kazanması gibi…

Önemli Not: Yukarıdaki yazı, yazarın şahsi görüşlerini içermekte olup, İktibas Çizgisi.com un yayın ve düşünce yapısını yansıtmıyor olabilir. İktibas Çizgisi olarak, kâr amacı gütmeyen yayın politikamız gereği okumaya değer bulduğumuz yazıları, takipçi kitlemizle buluşturmak için tam metin olarak yayınlıyoruz

Daha Fazla Göster

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

Popüler Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Close
Close