GenelYazarlardanYazılar

Sizler Allah’ın Veli Bizler İse Deli Kullarımıyız?

Kuran’ı kerimi anlama ve anlamlandırmada zihinsel problemler yaşayan anlayış sahipleri Kuran’a ait olan kavramları da ne yazık ki gaye ve amacından uzaklaştırarak yüce kitabın içeriğine, bütünlüğüne tamamen aykırı bir şekilde ve ters manalar verebilmektedirler.  Unutmayalım ki her din veya bir düşünce veya sistem kendi kavramlarıyla anlaşılır veya anlaşılmalıdır. Bu her din, düşünce ve sistem için olmazsa olmaz bir şarttır.

Hz. Peygamber as. Ve sonrası son otuz beş yılı iyi niyet göstergesi olarak bu yanlış anlamanın ve anlamlandırmanın dışında tutar isek zira iyi niyet dedim çünkü daha peygamber hayatta iken daha dindar olmak adına Allah’ın çizdiği sınırın dışına çıkma girişimleri olmuştur. Ancak Allah’ın resulü “Sizin Allah’tan en çok korkanınız benim.” Demek suretiyle sınırları Kuran ile belirlenen ve bizzat kendisinin de günlük hayatına uygulamış olduğu hayat tarzından Allah’ın razı olacağını belirtmiştir.

Zira peygamberin vefatından sonra Hz. Osman ve Ali rah. Dönemlerinde gerek siyasi gerek ise itikadı anlamda yaşananlar ortada çünkü bu iki güzel insan çıkan olaylar neticesinde hayatlarını kaybetmişlerdir.

Daha sonraları hilafetin saltanata dönüştürüldüğü yıllar olarak bilinen Emeviler ve Abbasiler sonrada günümüze kadar gelen siyasi otoriteler kendi iktidar ve saltanatlarının veya sultalarının devamı için takla attırmadıkları bir tek Kuran ayeti bırakmamışlardır. Bu takla attırma işleri bu gün de demokrasi dininin mensupları tarafından büyük bir maharetle! Yapılmaya devam etmektedir. Çünkü buna çok büyük ihtiyaç duymaktadırlar. Özellikle Allah’ın ipi olan Kuran’a sarılın diye barbar bağıran siyasi ve dini otoriteler söz konusu Kuran’ın siyasete, ticarete, hukuka müdahalesini olunca asla ilgili Kuran ayetlerini ağızlarına alamamaktadırlar.

Kuran’da ki ayetlere Kuran bağlamından oldukça uzak anlamlar vermekte çok maharetli! Ve sicili bozuk iki anlayış vardır ki: Bunlar kaynağı ve ortaya çıkışları ile İslam’dan tamamen ayrı bir din olan tarikat ve tasavvuftur. Geçmişte ve günümüzde İslam’ı ve Kuran’ı istismar eden art niyetli kişi ve otoriteler tarikat ve tasavvuf taraftarlarını ve mensuplarını sürekli kullanmışlardır.  Zira bu düşünce sahipleri her zaman ve ortamda kendilerine bir yer bulmuşlardır. Bunu da bulundukları zaman diliminde ister Müslüman olsun veya olmasın siyasi irade veya iktidar kim ise onu destekleyerek varlıklarını devam ettirmişlerdir.

Haklının yanında değil sürekli gücün ve otoritenin yanında yer alarak gelişmelerini sürdürmüşlerdir. Türkiye deki dini oluşumlara bakarak bunların durdukları yeri tespit etmek daha kolaydır. Mesela bazı tarikat ve tasavvuf erbabının zaman zaman sağ cenahta yer alan partilere kimi zamanda sol partilere oy verip desteklediklerine şahit olmaktayız.

Tahrif ve tevil edilen Kuran kavramlarının başında rab, ilah, tevhit, şirk, ta gut, şefaat,  veli ve evliya kavramları gelmektedir. Zira bu kavramlar üzerinde yapılan yanlış yorum ve yorumlamalar toplumun yozlaşmasın da ve bozulmasında başat rol oynamaktadır. Malumunuz yukarıda verdiğimiz kavramların her birisi kendi başına müstakil bir yazının konusu iken biz bu yazımızda:

Diğer kavramlara göre güncelliğini koruyan ve tarikat baronları tarafından en çok kullanılan ve insanlara sağdan yanaşarak onları avlayan veli ve evliya kavramı üzerinde yoğunlaşacağız. Başından itibaren savunduğumuz şu ilkemizden hiç taviz vermeden konuyu izaha çalışacağız o da: Kuran’ı Kuran ve onun elçisinin yaşanılarak bizlere intikal eden uygulamalarını esas alarak konuyu izaha çalışmak olacaktır. Bu konuda önceden edinilen sabık malumatlarımız olan mezhep, siyasi düşüncemiz den, ön yargılı ve şartlı yaklaşımlardan kesinlikle uzak durmak olacaktır. Doğru ve sağlıklı yaklaşımın bu olduğuna inanıyoruz.

Ne var ki Kuran’a önyargılı, şaşı, şartlı, hastalıklı bakış sahipleri ise daha önceden itikatları ve düşünceleri haline getirmiş oldukları sapık ve sapkın görüşlerini dikkate alarak Kuran ayetlerini anlamaya ve anlamlandırmaya çalışmaktadırlar. Bu tür anlayış ile Kurana yaklaşan kişi veya kişilerin Kuran’ın özüne ve ruhuna uygun isabetli ve doğru kararlar vermelerini beklemek beyhudedir.

Kuran ayetleriyle kendilerini düzeltmesi gerekenler ne yazık ki sapkın ve sapık görüşleri ile Kuran ayetlerini telif etmeye çalışmaktadırlar. Bunu da: “ Efendim Kuran’ın söyledikleri var birde söylemek istedikleri vardır.” Demek suretiyle kendi karınlarının gurultusu olan bir takım şeyleri ne yazık ki Kuran ayetlerine söyletmektedirler. Oysa Kuran zahire yani delil ve görüntüye bakarak hüküm verir veya hükümlerini bu kriterleri esas alarak sonuca bağlar. Zira kalplerden geçenleri sadece Allah bilir. Allah’ın gönderdiği elçilerin tamamı dâhil hiç kimse kalplerden geçenleri bilme gibi bir yetki ile donatılmamıştırlar.

Fakat Kuran ayetlerini anlamakta ve anlamlandırmakta sorun yaşayan zihniyet sahipleri ayetlere yaklaşır iken: ”Kuran ayetlerinin bir zahiri bir de batıni manası vardır demek suretiyle işi içinden çıkılmaz hale getirerek siz satırlara değil sadırlara bakın” demek suretiyle İslam’ı ve onun orijinal kaynağı yüce Kuran’ı buharlaştırıp anlaşılmaz ve içinden çıkılmaz hale getirmektedirler. Bu anlayış sahipleri bu gün itibariyle de tahrif ve tevil faaliyetlerini sürdürmektedirler.

Şimdi konumuza dönelim. Bunun için önce veli veya evliya kavramlarının geçtiği ve olumlu anlamda kullanıldığı daha sonrada olumsuz anlamda kullanıldığı birkaç Kuran ayetinin mealini vererek işe başlayalım: “  Allah, iman edenlerin velisidir( dostudur.)  Onları karanlıktan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin velisi(dostu) ise tağuttur. O da onları aydınlıktan karanlıklara sürükleyip çıkarır. Onlar cehennemliklerdir ve orada ebedi kalıcıdırlar. “Bakara-257)

Başka bir ayette ise: “Onun, Allah’tan başka kendisine yardım ede bilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi. İşte bu durumda veli edinilecek, himaye ve korumasına sığınılacak yalnızca hak olan Allah’a mahsustur. O’nun mükâfatı da daha hayırlıdır, ulaştıracağı sonuç da daha güzeldir.”( Kehf- 43-44)

Olumlu anlamda vereceğimiz son ayeti de sizler ile paylaşalım: “ İyi bilin ki Allah’ı veli edinen kullara hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.”  (Yunus-62)

Şimdide olumsuz anlamda yani Allah’tan başka dostlar ve veliler edinmenin insanı nasıl cehenneme sürüklediğini görelim: “Ey iman edenler! Şayet küfrü imana tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile veli ve dostlar edinmeyin. İçinizden kim onları veli ve dost edinir ise, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.”( Tevbe-23) İkinci ayetimiz ise: “Ey iman edenler! Yahudi ve Hristiyanları kendinize veli ve dostlar edinmeyin. Zira onlar bir birlerinin velisi ve dostlarıdır. Sizden kim onları veli edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.” (Maide-51)

Gerek bu ayetlerden gerek ise veli veya evliya kavramlarının geçtiği Kuran ayetlerinin hiç biri bu gün sapık ve sapkın anlayış sahiplerinin kullanıldığı anlamda kullanılmamıştır ve kullanılmamaktadır.  Allah’ın dini İslam ve onun Yüce kitabı Kuran’ı kerim kişi merkezli olmayıp Allah merkezli bir anlayış ve kavrayış üzere gönderilen bir dindir. Hiç kimse ki buna Allah’ın elçileri de dâhil kendisine yani nefsi adına bir çıkarım yapıp Allah’tan rol çalma gibi bir davranış sergileyemez. Allah’a ait bir sıfatı veya bir özelliği kendi sıfatı ve özelliği haline getirip sahiplenemez.

Yazımızın konusu olarak paylaştığımız veli ve evliya kavramları Kuran’da çokça kullanılmakta olup Allah’ın doksan dokuz isimleri arasında sayılmaktadır. Dolayısıyla hiç kimsenin Allah’a ait olan bu özelliği alıp kendi özelliği gibi kullanması kesinlikle söz konusu olamaz. Müslüman coğrafya halkları Allah’ın gönderdiği dini onun kitabı Kuran’dan öğrenmeyi terk ederek hayatlarının en büyük hatalarını yapmışlardır.

Zaman zaman yaptıkları bu hatalarını hatırlatıp uyaran tebliğcileri ise: Sapık ve birilerinin ajanı olarak suçlamışlardır ve suçlamaya da devam etmektedirler. Doğal ve tabi olan veya olması gereken ise iman edenlerin dinlerini gönderilen kitaplardan öğrenmesidir.

Zira Allah kendisine elçi olarak seçtiği kimselere de dinini gönderdiği vahiyler ile öğretmiştir. Peygamber, elçi Allahtan kendisine indirilene iman etti müminlerde iman etti buyuran Allah bu konuda imana esas olacak bütün hususların indirdiği vahiyler ile sınırlı olduğunu da açıkça belirtmiştir. O’nun dışında imana konu olacak bir esası hiçbir kulunun yetki ve salahiyetine bırakmamış veya yetkisini devredip vekâlet vermemiştir.

Evet, Tek veli, evliya Allah’tır bu konuda onun ne bir ortağı ne de bir şeriki vardır. İman edenlerin tek velisi Allah’tır. Nasıl ki Allah’a ait herhangi bir özelliği alıp yaratılmışlardan birine vermek şirk ise tek veli ve evliya olan Allah’ın bu özelliğini de yaratılmışlardan biri olan insanlara vermek de şirktir.

Bu gün dünya genelinde özelde ise kendi ülkemizde özellikle gerek siyasi anlamda gerek ise dini anlamda gözlemlenen insanların kendi aralarından çıkardığı önder, lider, şeyh, şıh, abi üstat ve hocalarını Allah’ı veli ve dost edinir gibi onlara tam bir teslimiyetle teslim olmalarıdır. Oysa kayıtsız ve şartsız tek teslim olunacak ve veli edinilecek otorite ve varlık sadece bütün âlemlerin rabbi olan Allah’tır. Başka bir yazıda buluşmak üzere Allah’a emanet olunuz.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı