GenelYazarlardanYazılar

Sorumluluk Bilinci ve Sorumluluklarımız (2)

Sorumluluk sahibi olmak, her şeyden önce insan olmanın doğal bir gerekliliğidir. Bir mü’min şahsiyet, bu gerekliliği tamamlayıcı/bütünleyici olarak inancından neşet eden ve böylece de onu farklı kılan ilahi sorumluluklar yüklenerek kendi inancının örnek şahsiyeti olma şerefine ulaşır. Bu, onun için şeref olarak yeter. Bir önceki yazımızda Mü’minlerin dini Allah’a has kılarak iman etme ve yalnız O’na kul olma/ibadet etme sorumluluklarını yazmıştım. Şimdi ise bilme/bilgi edinme/öğrenme ve örnek olma sorumluluğumuz hakkında düşünce ve tespitlerimi paylaşacağım.

Bilme / Öğrenme Sorumluluğumuz:

Bilme, öğrenme çabası sonucu elde edilen bilginin toplamıdır. Bilgi, bilmesi gerekenin(özne) bilinmesi gereken (Nesne) hakkında edindiği malumattır.

Bilgi Mü’minler için edinilmesi zorunlu bir sorumluluk alanıdır. Allah, “ Bilenle bilmeyen hiç bir olur mu?” (Zümer 9) diyerek bilmenin bizim için bir zorunluluk olduğunun altını çizmiştir. İnsan bilmek ister. Çünkü o bu nitelikle/özellikle donatılmıştır. Ancak Mü’minler bu isteği Allah’ın özellikle bilmemizi istediği bilgiye yöneltmişlerdir. Gereksiz bilgi öldürür. O yılanın akıttığı zehir gibidir ve insanın hakikat arayışının önüne geçer, kişiyi oyalar.

Gerçek bilgi Allah’ın vahiyle afakta ve enfusta bilmemizi istediği bilgidir. Bu bilgi bizim vahyi doğru tanımamızı, anlamamızı, kavramamızı ve O’na doğru kul olmamızı sağlar.

Mü’min cahil olamaz, cahilse şayet Müslüman/ Mü’min kalamaz. Cahil aldatılmaya müsait ruh ve zihniyet içerisindedir. Hâlbuki Mü’minler uyanık olmalıdır/ olmak zorundadır.

Bilgi Mü’min’i uyanık kılar. Rabbinin kendisinden nasıl bir kul olmasını istediğimi sağlar. Bilmediğinizi hem yaşayamaz hem de yaşatamazsınız.

Örnek olmamız bilmemizden geçer. Âlemlerin Rabbi bize okumayı farz kılarak, cahilden Mü’min olmayacağının mesajını vermektedir.

Mü’min dinine sarılmak zorundadır. Bunun kaynağı da Kur’an’dır. Dinini bilmeyene her şey dindenmiş gibi yutturulmaktadır. Tarih bunun şahididir, olmaya da devam ediyor.

Bu Din, hükümleri itibariyle uygulanmışlığı tarihen sabit bir dindir. Bu dinin Peygamberi örnek kişiliği ve uygulamalarıyla İslam’ın hükümlerinin her dönem yaşanabilirliğini ispatlamıştır. Biz mü’

Kendi dininin temel ilkelerinden habersiz, dini sadece bazı ritüellere indirgeyen ve atalarından devraldığı geleneği din zanneden insanımız her konuda rahatlıkla tuzağa düşebiliyor. Resul ve onun öğrencileri vahyin aydınlığında oluşturdukları bilgi sistemini zihniyet haline getirmiş, düşünerek ve aklederek bu dinin bilgiye verdiği önemin fark edilmesini sağlamışlardır.

Bilmenin önemini anlamak için Allah’ın bütün peygamberlere sahife/kitap gönderdiğini bilmek yeterlidir.

Bilgiye/öğrenmeye çok büyük önem veren İslam, tarihi süreç içerisinde sözde kendi müntesiplerinin zararlı fiillerine şahit olmuş; “Oku!” emriyle bir inkılâp kaybetmiş olan İslam’ın müntesipleri okuma/ öğrenme/ bilme konusunda gerekli hassasiyeti yeterli düzeyde gösterememişlerdir. Bu da inançtan ibadete, eğitimden ticarete, siyasetten hukuka kadar her alanda geri kalmamıza neden olmuştur.

Gerçektir ki insan bilmediğini yaşayamaz, yaşadığını bilgi zanneder. Bu zan onu hakikate asla ulaştırmaz/ulaştıramaz.

– Mü’minler öncelikle inanç sistemlerine dair temel ilkeleri Kur’an’ın bize öğrettiği biçimde öğrenmeliyiz. Çünkü Resul de böyle yapmıştı. Olguları, olayları ve kavramları temel kaynaktan hareketle okumak, anlamak ve anlamlandırmak bize mü’mince görüş ve yaşayış kazandıracaktır.

İbadetlerimizi peygamberin uyguladığı şekilde uygulamalıyız. Vahiy ekseninde düşününce /zihniyet oluşturup bireysel âlemin ve toplumsal ilişkimizi ona göre düzenlemeliyiz.

İnsan, hayatı ve dünyayı vahyin ilkeleri ekseninde anlamlandıracak bilgiyi elde etmeliyiz. Hayatın tüm alanıyla ilgili hususlarda okumalar yapan pratikte üreten neferler yetiştirmeliyiz.

Tüm bunlar İslam’ın bu evrende söz sahibi olması için bir zorunluluktur. Bilmeliyiz ki İslam hayatın bütününü konu edinen bir dindir. Parçacı yaklaşıp bu dinin müntesiplerinin arasına iftira edip sokulmuştur. Dolayısıyla bütüncül bir yaklaşımla okumalar yapmalı, öğrenmeye çalışmalı ve bildiğiniz bizi sefaletten kurtaracak şey bilme /öğrenme sorumluluğumuzu yerine getirebilmektir. Ayrıca bilme / öğrenme sorumluluğumuz a örnek olma sorumluluğumuz da önemlidir. Bilmediğimiz bir dinin sorumluluk yükünü asla taşıyamazsınız.

Örnek olma sorumluluğumuz:

“Yaşa ki yaşatasın; yaşat ki yaşayasın.”

İslam’ı bir din, bir hayat tarzı olarak tercih eden mü’minlerin en temel sorumluluklarındandır örnek olma sorumluluğu. Bizi biz yapacak ve bizi farklı kılacak olan da budur. Biliyoruz ki, inançlar/düşünceler yaşandığı ölçüde yankı bulur. Yaşanmayan iddia söz kalabalığından öteye geçmez ve yüreklerde etki oluşturmaz. Rabbimiz mü’minlerin rolünü özellikle örnek olma sorumluluğu üzerinden anlatıyor:

“Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz iyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz…”(3/110)

“İçinizden insanları hayra çağıran, iyilikleri emredip kötülüklerden sakındıran bir topluluk bulunsun…”(3/104)

“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyilikleri emrederler ve kötülükten de sakındırırlar…”(9/71)

“Mü’minler o kimselerdir ki, yeryüzünde kendilerine iktidar verdiğimizde iyilikleri emreder, kötülüklerden de sakındırırlar…”(22/41)

Seyit Kutup Fizilal’il-Kur’an’da “Bu din; iyilik ve kötülüğün sınırlarını belirleyen, imanla beşer hayatını kötülüklerden koruyup iyilik üzere ikame etmek için uygun bir pratiktir.” der.

İslam Allah’ın kulları için uygun gördüğü dinin adıdır. (3/19)

Örneklik her dinin/düşüncenin kendi taraftarlarından talebidir. Böyle bir talep gayet doğaldır. Çünkü inançlar yaşanabilirliğiyle somutluk ve canlılık kazanır. Yaşanmayan/örnekliklerle somutlaşmayan bir inanç ve düşünce hayattaki ve tarihteki yerini alamaz.

İslam’ın iman temelinde şekillendirdiği insan tipinin adı Mü’min/Müslümandır. Mü’min/ Müslüman Allah’ın insanlar için ortaya çıkardığı örnek insandır. Dolayısıyla Mü’minlerin insanlara ve insanlığa örnek olma sorumluluğu ve zorunluluğu vardır. Mü’min olmak, bu sorumluluğun bilincinde/farkında olmaktır.

Mü’min olmanın örneklik sorumluluğu yüklediğinin farkında olmayan kişinin en büyük zararı yine dinine olacaktır, olmaktadır da. İslam kendini tercih eden kişiye nasıl bir kişilik inşa edeceğini, ortaya nasıl bir pratik koyması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Mü’minler kendilerine çizilen sınırların dışına çıkamaz, kendince de yeni sınırlar oluşturamaz. Onlar Rablerini razı etme temelinde hayatı yaşamanın tercihlerinin bir sonucu olduğunun farkındadırlar.

Örneklik inandığını ve söylediğini yapmayı zorunlu kılar. Allah yapmadığı/yapmayacağı şeyi söylemeyi/söyleyeni de kınar:

“Ey iman edenler! Niçin yapmayacağınız şeyi söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz Allah katında çok çirkin bir davranıştır.”(61/2-3)

Şu bir gerçektir ki insanlar sizin ne söylediğinizden ziyade ne/nasıl yaptığınıza, nasıl yaşadığınıza bakar. Ziya Paşa’nın dediği gibi “Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz.”Kişinin aynası söylediği söz kadar, yaptığı iştir.

Çok iyi bir hatip olabilirsiniz; bilginizde de çok iyi olabilirsiniz, eğer dinde temsiliyet konumundaysanız çok çok iyi bir örnek olmak zorundasınız. Çünkü insanlar sizin iyi ya da kötü/ olumsuz davranışlarınızı sizin şahsınıza değil düşüncenize / inancınıza fatura ederler. Zaten kaybettiğimiz esas nokta da burası. Kendini İslam’a nispet edenlerin tutarsızlığı, bireysel ibadetlerde gösterdikleri hassasiyeti toplumsal, siyasi ve ekonomik alanda gösterememeleri bizleri tartışmalı hale

getiriyor. Cahiller veya art niyetliler bunu akıllarınca İslam’a fatura ediyorlar. Kesinlikle suç bizim. Bizim tutarsızlığımızdır işi bu noktaya getiren. İslam ilk günkü saflığını bugün de muhafaza ediyor.

Âlemlerin Rabbi örnekliği o kadar çok önemsemiş ki kimi zaman Resullerini uyarmış, onların yanlış örnek olabilecek düşünce ve eylemlerine müdahale etmiştir. Allah birçok ayetinde söz/eylem, iman/amel ilişkisini vurgulayarak örnek olma sorumluluğuna dikkat çekmiştir.

Bir düşünce/inanç sistemi kendini kabullenenlerle görünürlük kazanır. İddiamızı yaşantınızla ispat etmeseniz kimse sizi örnek almaz; bilge bir insan olsanız bile. Bu sebeple olsa gerek ki Allah amele dönüşmeyen sözü söylemeyi yasaklıyor. Mü’minler Allah’a mutlak itaati fark bilen insanlardır. Bir kere o yola girdikten sonra eğilip bükülmezler. Allah’a verdikleri sözü yerine getirme azim ve kararlılığındadırlar. Hem bireysel hem de toplumsal ilişkilerinde tutarlılık gösterirler. Dünya hayatının hiçbir süsü onları aldatmaz/aldatamaz. Ölçüleri Allah’ın belirlediği ölçülerdir. Farzlar da ve haramlarda hassasiyet göstererek örnek olma sorumluluğunun bilinciyle hareket ederler. Dünya hayatının bir imtihan sahası, kendilerinin de bu sahanın aktörleri olduklarının bilinciyle hareket ederler.

İnanç ve düşünce sistemleri kendini kabul edenlerle varlık gösterir. Kendi iradi tercihiyle Mü’min olmuş kişi örnek olma sorumluluğunun da farkında olarak hareket eder. Bu noktada çizgisi nettir.

Yaşantısıyla örnekliğini sahasında somutlaştırır, esen rüzgâra göre asla yön değiştirmez. Rüzgâra göre yön değiştirmenin Allah’ı aldatmaya kalkışmak olduğunun farkındadırlar. Bu farkındalık hayatının bütününe yansır. Böyle örneklik, düşmanın bile saygı göstermesini sağlar. Bu örneklikle de Mü’minler Allah’ın razı olması sonucunu kazandırır.

“İnsanlar sizin sadece sözlerine değil yaşantınıza da bakar.”

Mü’minler hayatlarının bütününde örnek olma sorumluluk bilinciyle hareket ederler…

İnsanlarla ilişkilerinde, ticari hayatlarında, ailevi yaşantılarında, ibadetlerinde…

Allah’ın belirlediği temel ilkelerde asla ödün vermezler. Çünkü onlar hayatlarını Ahiret merkezli yaşarlar. Allah’ın razı olmadığı bir hayatı yaşamak, geri dönüşü olmayan o günde kendini ateşin kollarına atmaktır. Böyle bir dehşetli manzara, Mü’minleri hayatlarında ilkeli yaşamaya zorlar.

Mü’minlerin yaşamında hayatın parçalanması söz konusu değildir, “İbadet ayrı, ticaret ayrı!”gibi bir saçmalığa asla yer yoktur. İslam Mü’min’in ticaretinin de, ibadetinin de, siyasetinin de belirleyicisidir. Hayatın hiçbir noktası temel ilkelerden bigane değildir. Parçacı zihniyet kişiyi Allah’tan uzaklaştırır.

İslam’ın örnekliğini şahsında somutlaştırmak, hayatın her alanında vahyin belirleyiciliğini ilkesel olarak kabul etmektir. Aksi ise sadece kuru bir iddiadan öteye geçemez.

Örnek olmanın önem ve gerekliliğini eli kalem tutan birçok insan da vurgulamıştır:

-Örnek her zaman kaideden daha faydalıdır. ( Samuel Jacson )

-Ancak içinden aydınlanan, dışına ışık verir. (İsmet Özel)

-Öğüdün yolu uzun, örneğin yolu kısa ve etkilidir. (Seneca)

-Nasihat etmek kolay, örnek almak zordur. (F.Rochefaucauld)

-Davranışlar kelimelerden daha etkili konuşur, daha çok şey ifade eder. (Oscar Wilde)

-İnsanlığa yapılabilecek en iyi nasihat, onlara uyabilecek güzel bir örnek olmaktır.(ANONİM)

Resuller insanlığın örnek şahsiyetleridir. Onlar sadece söz söyleyen değil, sözün pratikteki somut örnekleridir. Onlar çağrıya ilk kulak veren, onu ilk elden yaşayan kişiler olmuşlardır. “Her kişi söz söyleyebilir; ancak er kişi onu yaşar. Resuller işte bu er kişilerdir. Mü’minler de Resullerinin yolunu takip ederek vahyin kendilerine yüklediği sorumluluğu hayata geçirerek örnek olma sorumluluğunu yerine getirmelidirler. Arkasında durulmayan ve yaşanmayan söz, lâf kalabalığından başka bir şey değildir. Allah’sa lafımıza değil, icraatımıza bakarak muamele edeceğini ifade ediyor. O halde örnek olma sorumluluğumuzun farkında olarak hareket etmek zorunda olduğumuzu unutmadan bir pratik ortaya koymalıyız. Yoksa şahitliğimizi yerine getirmemiş oluruz. Örnekliğimiz bizim elimizdeki en büyük silahımız diyebilirim. Herkes büyük büyük laflar ediyor ama örnek olanımız çok az. İmanın tarumar edildiği, zihinlerin dumura uğradığı, yüreklerin çölleştiği, hayatlarınsa anlamsızlaştığı bu çağda, mü’minlerin güzel örnekliği insanlığa yeni bir nefes olacaktır. Çünkü insanlara doğruluğu, dürüstlüğü, adanmışlığı, adaleti, güvenilirliği…sadece sözle değil ancak eylemlerimizle, yani örnekliğimizle gösterebiliriz.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir