Genel

Sosyal medyada neden paylaşımda bulunuruz?

Kadir Metin Akbaş/Karar

Kırklareli Üniversitesi Pazarlama ve Reklamcılık Bölümü Öğretim görevlisi Kadir Metin Akbaş, sosyal medyadaki paylaşım alışkanlıkları üzerine değerlendirmede bulunuyor.

Hayatımızın ayrılmaz bir parçası olan sosyal medya platformlarının üye sayısı katlanarak artmaya devam ediyor. Araştırma ve istatistik kuruluşu Statista’nın 2018’in son çeyreğine dair açıkladığı verilere göre en çok tercih edilen üç sosyal medya platformundan Facebook, 2 milyar 234 milyon üye sayısı ile başı çekiyor. Onu 1 milyar kullanıcı sayısıyla Instagram izliyor. Twitter ise 335 milyonluk üyesi ile listenin sonunda yer alıyor. Bu veriler çılgınlar gibi sosyal medya kullandığımızı gösteriyor. 7 yaşından 70 yaşına kadar hemen herkesin en az bir sosyal medya hesabı var. Bu hesap sayesinde dünya ile irtibata geçip, hayatımızı herkes için görünür kılıyoruz. Her bir paylaşımımızdan sonra, “şimdi acaba ne paylaşsam sorusunu” daha bir derinden soruyoruz. Dipsiz bir kuyuyu doldurmaya çalışıyor gibi paylaşıyoruz. Peki, bizler sosyal medyada paylaşımda bulunmayı neden bu kadar seviyoruz?

Uzun zamandır internet ve sosyal medya üzerine okumalar yapıyorum. Bu konularda yayımlanan her kitaba bir şekilde ulaşıp, ne dediğini anlamaya çalışıyorum. Cevabını aradığım en hayati soru: Sosyal medyada neden paylaşımda bulunuruz? Bu basit sorunun cevabını bulmak için yaptığım okumalarda ne yazık ki sosyal medyayı neden kullandığımıza dair esaslı cevaplar yerine, sosyal medyayı kullanımımızın bizi nasıl etkilediğine dair beylik laflar duyuyorum. Sosyal medya bağımlılığı başta olmak üzere, sosyal medyaya dair negatif yorumlar, haddinden fazla işlenmiş durumda. Herkes, bu konuyla ilgili bir şeyler söylemenin ve insanları sosyal medyadan uzak tutmanın derdinde. Çünkü kolay olan bu. Başlangıcından günümüze, içinde yaşadığımız dünyanın gidişatı da her daim bu yönde olmuş. Olumsuz düşünmek ve insanları, en kötüsünü göstererek, ikna etmeye çalışmak hep asıl olmuş. Ancak bu şekildeki metotlarda sonuç, hiç de beklenildiği gibi olmuyor. Bu durum, sosyal medya platformları için de geçerli. Yapılan her türden olumsuz eleştiriye rağmen bu platformların üye sayıları her geçen yıl katlanarak artmaya, buralarda paylaşılan fotoğrafların, videoların, farklı konularda yapılan yorumların sayısı çoğalmaya devam ediyor. İnsanlar, bu platformları kullanmaya bayılıyor.

Yunan filozofu Sokrates’in kitap ile ilgili düşüncelerini bilirsiniz. Sokrates’e göre “bilgiyi beyinde tutmak yerine yazıya dökenler, belleklerini çalıştıramaz, sonunda unutkan olurlar.” Matbaanın yaygınlaştığı ilk dönemde bu icada karşı çıkanlara ne demeli! “Herkes eline kitabını alacak, çekilecek köşesine” diyerek matbaanın insanlar arasındaki iletişime darbe vuracağını düşünenleri nereye koymalı? Tüm bu eleştirilerde doğruluk payı olsa da, ne kitabın ne de matbaanın önüne set çekilebildi. Sosyal medya platformları da günümüzde aynı tepkilere maruz kalıyor ve insanlar, bu platformların büyüsünden kurtarılmaya çalışılıyor. Ama tüm bu iyi niyetli uğraşlar, nafile bir çabadan öteye gidemiyor.

Yukarıdaki eleştirel yaklaşımları bir kenara koyup, sosyal medya konusunda farklı düşünen yetkin bir isme kulak vermek ve bunu sizinle paylaşmak istiyorum: “Facebook ve Twitter daha önce gördüğümüz hiçbir şeye benzemiyor gibi görünebilir. Ama bu, durumu küçümsemek olur. İnsanlar daima gerçekleri, dedikodu ve iddiaları paylaşmak için faklı yollar bulmuşlardır. Bu, ister ofiste yüz yüze konuşarak olsun, ister uzak mesafelere mektup yazarak. Sosyal medya teknolojileri, toplumda her zaman var olan paylaşım kalıplarını daha da görünür hale getirdi. Değişen ise, bu paylaşımların eskiden gizli arşivlerde, iş yerinde ya da evdeki sohbetlerde çoğunluk için görünmez ve çoğu gelecek nesillere kalmayan biçimlerde gerçekleşiyor olmaları. Bugün bu sohbetler sosyal ağlarda herkese açık şekilde gerçekleşiyor, burada kaydedilip arşivleniyor ve bunlar herkes için görünür kılınıyor. Her gün milyonlarca insan, hayat hikâyelerini dijital alanlarda paylaşıyor, herkese hayatlarını, tecrübelerini, görüşlerini, anlatıyor. Bunun önüne geçemeyiz. Bizler sosyal olmak için varız…” Bu uzun alıntıyı yaptığım kişi, iletişim Profesörü Alfred Hermida. “Herkese Söyle; Sosyal Medyada Neden Paylaşımda Bulunuruz” kitabının yazarı.

Hermida, aslında bilmediğimiz bir şey söylemiyor. Sosyal medyada neden paylaşımda bulunduğumuza dair, insandan, yani kendimizden hareket ediyor. Bu önemli bir kalkış noktası. Eğer ortada bir sorun varsa, teşhisinin doğru yapılabilmesi adına hassas davranmamız gerekir. Hermida, bu hassaslığı ve özeni başaran nadir isimlerden. Bunu eleştirmeden, yargılamadan, negatiften yola çıkmadan, anlamak ve anlaşılır olmak için yapıyor. Devam edelim: “Yeni teknolojiler toplumun temelini oluşturan etkileşimler için yeni kanallar sunar. Sosyal etkileşim, insanları diğer hayvanlardan ayıran en önemli şeydir. Sosyal bilimciler için bir yemeği, tecrübeyi ve bilgiyi paylaşmak, bu etkileşimlerin temel taşıdır. Paylaştığımız her medya, aynı zamanda bizim karakterimizi ve hayallerimizi de dile getirir.” Tüm bu alıntıların bize gösterdiği ilk gerçek; paylaşma duygusunun içimizden geldiği ve bizi biz yapan en önemli özelliğimiz olduğu. Ve bu özelliğimizin çağın teknolojisine çok kolay bir şekilde ayak uydurduğu.

“Hermida’ya göre; dijital paylaşım, toplumların gelişmesini sağlayan bir tutkal görevi gören, sosyal kapitalin artmasına olanak veren mal ve enformasyon takasının en son hali.”

İnsanların birbirleriyle ilişki kurarak ve bunun zaman içinde devam etmesini sağlayarak, tek başlarına başaramayacakları işleri/görevleri birlikte başarmaları olarak açıklanan sosyal sermaye/sosyal kapital kavramı, tam da bu noktada devreye giriyor. Hermida’ya göre; Dijital paylaşım, toplumların gelişmesini ve uzun ömürlü olmasını sağlayan bir tutkal görevi gören, sosyal kapitalin artmasına olanak veren mal ve enformasyon takasının en son halidir. Bu etkileşimler, toplulukları bir araya getiren ve güvenin doğmasına vesile olan bağlantıların, ortak değerlerin ve ortak anlayışların temelini oluşturur. Çevrimiçi ağlar, sosyal kapitaller üzerine kuruludur ve neticesinde eğitim ve entelektüel birikim, kültürel kapitali beraberinde getirir. Çevrimiçi bir tartışmaya katılmak ya da enformasyon veren makalelerin/ videoların/ köşe yazılarının/ etkinliklerin haberlerini/ linklerini paylaşmak, her iki tarafa da –paylaşan ve bu paylaşıma muhatap olan kişilere- faydası olan, kültürel ve sembolik kapital takasıdır. Enformasyon paylaşan kişi, uzmanlığı temelinde bir profil/ kişilik ve bilinirlik kazanırken, onu takip edenler de bilgi ve anlayış edinmiş olur.

Kendi fikirlerimizi başkalarıyla paylaşmak, aynı zamanda, bizim için neyin önemli olduğunu göstermenin de bir yoludur. Paylaşımlarımızla, kendimiz hakkında sinyaller gönderiyoruz ve değer verdiğimiz, önemsediğimiz şeyleri öne çıkarıyoruz. Enformasyonun ve bilginin değiş tokuşu, bizlerin sosyal ilişkilerimizde ve ağlarımızda değerimizi artırmak için kullandığımız bir yöntem aynı zamanda. New York Times gazetesi tarafından bu konuyla ilgili yapılan bir araştırmada, insanlara neden paylaştıkları sorulduğunda, cevapların yüzde 69’u dünyaya daha fazla dâhil oldukları hissini verdiği için derken, yüzde 84’ü paylaşımda bulunmanın, kendileri için önemsedikleri konuları desteklemenin bir yolu olduğunu söyledi. Neden bu kadar sık paylaştığı sorulduğunda, bir kadın; “Etrafımdaki insanların hayatını zenginleştirmek için” cevabını verdi. Çalışma için görüşülen bir başkası da bunu; “Harika paylaşımlar yaptığımı söyleyen yorumlar almaktan ve arkadaşlarımın bunları faydalı bulup çevreleriyle tekrar paylaştıklarını görmekten keyif alıyorum” diye açıklamıştı. Demek ki bizden başkalarına/ takipçilerimize neleri bildiğimizi söylemek/ göstermek, kişisel tatmin sağlıyor. Bu tatmin, eğer bizi daha iyi, daha bilgili olmaya yöneltiyorsa, en azından bizde böyle bir istek oluşturuyorsa; sosyal medya kullanımının negatif etkilerini öne çıkarmak çok da anlamlı durmuyor.

Sosyal medyada neden paylaşımda bulunduğumuz konusunda, şimdilik iki olumlu cevabımız var. Günümüzün dijital CV’si olarak kabul gören sosyal medya hesaplarımız; kimliğimizi, kişiliğimizi, bilgi birikimimizi, hobilerimizi, yeteneklerimizi, eğitim seviyemizi, dünya görüşümüzü herkese gösterdiğimiz bir platform. Bu platformu nasıl kullandığımız, ne tür paylaşımlar yaptığımız, bizi takip eden ya da hakkımızda bilgi edinmek isteyenler için bir referans aslında. Bu referansı daha etkin ve verimli kullanmak bizim elimizde.

Etiketler
Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı