Genel

Sudan’da ideolojik ayrışma

Mustafa Özcan/Fikriyat

Ömer Beşir’e yönelik darbe sonrası ya da Beşir’in saray darbesiyle çekilmesinden sonra taşlar yerine oturmaya başladı. ABD yönetimi, Geçici Askeri Konsey’e sıcak olmasa bile ılımlı bakıyor. Olayların kontrol dışına çıkması ve domino etkisi yapmasındansa BAE ve Suudi Arabistan bir darbe yönetimini destekler. Bu ülkeler sessizliği severler. Bu yüzden de Beşir’in devrilmesi üzerine halkın sevgi gösterilerini ekranlarında pek yansıtmamışlar. Halife Hafter ya da Sisi’yi niye tercih ediyorsa Sudan’daki Abdulfettah Burhan formülünü de aynı nedenle destekler. Zaten şimdiden yakıştırmalar başladı ve Burhan’ın Hafter veya Sisi’den birine benzediği yorumları yapılıyor. Hafter’in bölgesel ortaklarından birisi de Sisi. 1950’liyıllardan beri Nasır ile Körfez emirlikleri arasındaki kraliyet ve cumhuriyetçiler arasındaki rejim çekişmeleri 2013 yılından itibaren karşı devrim veya darbeler süreciyle birlikte kraliyetlerin lehine seyretmektedir. Zira Nasır’ın halefi olan cumhuriyetçiler de zamanla kraliyetlere özendiler ve cumhuriyet şemsiyesi altında hanedanlık çatısı kurmaya kalkıştılar. Esat hariç Arap Baharıyla da elendiler. Cemal Mübarek, Seyfülislam Kaddafi, Ahmet Abdullah Salih Arap Baharı ile devre dışı kalmakla birlikte şimdi de Sisi çocuklarıyla yeni bir cummelikiyye/cumhuriyetçi kraliyet kurma denemesinde bulunuyor. Taşları şimdiden örmeye başladı. Baba Hafız Esat ölünce anayasayı Beşşar’ın ölçülerine uydurmak için ilgili maddelerde nasıl jet hızıyla bir değişiklik yaptılarsa Sisi de Mısır’da anayasayı ölünceye kadar kendisine uydurmanın arayışı içine girmiştir. Zamanın çarkları geriye doğru işletilmeye çalışılıyor. Siyasette geçmiş zamana yolculuk deneyimi yaşanıyor. Sudan yolun başında ve bu nedenle Körfez ülkeleri sivillerin sözü yerine askerlerin sözünün geçmesini yeğler. Nitekim Hüsnü Zaim’den Nasır’a; ABD sivillere değil daima askerlere çalışmıştır.

Sudan’da ilginç bir gelişme oldu ve Darfurlulurdan müteşekkil Çevik Güç (Kuvvat Damu’l Seri) Komutanı Muhammed Hamdan(Hamideti) Geçici Askeri Konsey’de Abdulfettah Burhan’ın yardımcılığına getirildi. Hamideti lakabıyla bilinen komutan askerlerin yönetimi altı ay içinde sivillere devretmesini talep ediyor. Darbe sonrası Sudan’da taşlar yerine otururken merhum tarihçi Yılmaz Öztuna’nın deyimiyle darbenin anatomisi hala tartışılıyor. Kesinlik kazanan veya kesine yakın görüşe göre bu darbe Beşir ile Ulusal Kongre Partisinin askeri kanadı sayılan ordu kademeleri arasında bir muvazaaya dayanıyor veya muvazaalı bir hareketten ibarettir. Bu noktada askerlerin tek bir yürek halinde oldukları söyleniyor. Gerçi gösterici siviller için de aynı ifade kullanılıyor. İkinci ihtimale göre ise darbeyi yapanlar Beşir karşıtları idi. Beşir’e darbeyi tebliğ edenler arasında yer alan üç komutan da Beşir ile çalışmış eski komutanlar. Beşir’in vasiyet gibi bu komutanlara şu telkini yaptığı söyleniyor: Sudan’a ve İslam hukukuna gözünüz gibi sahip çıkın! Bununla birlikte maalesef Beşir halk nezdinde kredisini tüketmişti. Geride İslamcılar üzerine sakil bir miras bırakmıştır. Kitlelerin tazyiki ve dolayısıyla mücbir yani zorlayıcı şartlar altında asları Beşir’den çekilmesini istemek durumunda kalmışlardır. Ondan ötesi çorap söküğü gibi gelmiştir. Eski yönetimin kendisini yeniden üretmesi, toparlaması ihtimaline karşı müteyakkız olan kitleler askerlerin toparlanmasına imkân vermemişlerdir. Orduya Ulusal Kongre’nin askeri kanadı olarak bakan göstericiler veya protestocular sokakları terk etmeye yanaşmamışlardır. Beşir’den sonra Beşir’in geride bıraktığı sistemin de çözüldüğünü gördükçe teskin oluyorlar. Birinci senaryoya göre, Avad Bin Avf Beşir’in adamı olduğu gibi ikincisi Burhan da aynı kategoridedir. Bununla birlikte Burhan’ın eski rejime ve kadrolarına sadakati konusunda aynı vurgu yok. Bazı analizcilere göre bir başka veya üçüncü ihtimal de ordu içinde fraksiyon ve kanatlar çekişmesidir. Sözgelimi, askeri cuntaya entegre olmadan evvel Çevik Güç Komutanı Hamideti farklı bir çizgi tutturmuştu. Kimi solcu ve komünistler, Beşir yanlısı güçlere karşı halkın yanında duran ve halkı ezdirmeyecek ‘hür subaylar’ adı altında bir askeri kanattan söz etmektedirler. Özellikle de seküler veya sol kesimler bozuk düzenin bekçilerine bir kez daha fırsat vermeyeceklerini söylüyorlar.

Sudan’da sivil muhalefet ise çatı olarak Değişim ve Özgürlük Güçleri Bildirgesi altında temsil ediliyorlar. Bunun altında ise Sudanlı Meslekçiler Birliği, Milli Konsensüs, Sudan Çağrısı ve Birlik Buluşması gibi tali sivil toplum örgütleri yer almaktadır.

Gösterici kitleler Ömer Beşir dönemini devr-i sabık yapmakta kararlı görünüyorlar. Bunun anlamı Beşir’in 22 Şubat tarihinde zahiren yollarını ayırdığı Milli Kongre Partisinin geçiş döneminde kurulacak milli mutabakat hükümetlerinden uzak tutulması. Bu partiyle irtibatlı sembol isimlerin dışlanması. Muhalifleri baskılamakta veya yolsuzluklarda adı geçenlerin açığa alınması ve yargılanması. Bu anlamda Avad Bin Avf ilk konuşmasında eski iktidar partisinin yeni dönemde kapanması ya da yeni bir isimle yeniden yapılanması gereğine işaret etmişti. Muhalifler bu partiyi vebalı ve cüzzamlı gibi görürken Parti de kendisini savunuyor ve gözlem altına alınan üyelerinin derhal salıverilmesini istiyor.

Bu noktada İslami kesimlerle diğerleri arasında ideolojik bir ayrışma oldu. Yeni dönemde muhalefet içinde veya muhalif kanatlar arasında İslami kesimleri dışlamaya yönelik kuvvetli bir emare ve eğilim göze çarpıyor.

Darbeden sonra Arap Baharı sonrasında Mısır, Tunus, Libya gibi ülkelerde yaşandığı gibi Sudan’da da ideolojik bir ayrışmanın emarelerini görüyoruz. Eski rejimi cezalandırma adına büyük bir kitle dışlanmak isteniyor. Sözgelimi sol eğilimli Meslekçiler Birliği Dış İlişkiler Komitesi Sözcüsü Reşit Said Yakup şöyle diyor: “Sudan’ın kendisine has bir yapısı var ve bu devrim Müslüman Kardeşler ve İslami akımlar karşıtı olarak yapılanmış ve harekete geçmiştir. Biz İslami devlet çağrısında bulunan düzene karşıyız. Sivil devlet (laik anlamında) taraftarları olarak İslami düzene karşı mücadele ediyoruz. Bizi Arap Baharı dalgasından ayıran husus da budur…” Burada Reşit Said Yakup Arap Baharı dalgasını, karşı ideolojik dalga yani İhvan dalgası olarak görüyor ve bu nedenle de bu cümleleri kuruyor. Elbette küp içindekini sızdırır.

Bununla birlikte kimsenin kimseyi dışlamaya hakkı yoktur hakem de sandıklardır.

Bu kesimler askerlerin Beşir’i yargılanmayı sivil yönetime terk etmesini de istiyor.

Burada bir anekdotla birlikte yazıyı noktalayalım. Eski İstihbarat Başkanı Salah Kuş’un, ismindeki ‘kuş’ ibaresinden dolayı kökenlerinin Türk olduğu varsayılıyordu. Meğerse kazın ayağı öyle değilmiş! Arkadaşları mühendislik fakültesinde okurken Ali Kuşçu’dan ilhamla birlikte ona ‘kuş’ demişler ve bu lakap da gölgesi haline gelmiş ve onunla birlikte büyümüş!

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı