Genel

Tankerlere balinalar saldırmış olmasın!

Abdullah Muradoğlu/Yeni Şafak

Trump’ın ABD’yi “İran Nükleer Anlaşması”ndan çekmesi Basra Körfezi’nde yeni bir gerilimin, belki de bir bölgesel savaşın ilk işareti. Basra Körfezi’nin ve Umman Denizi’nin ABD’nin Çin ile güç rekabetinde stratejik önemde olduğunu da ayrıca kaydetmeliyiz. “ABD-İran gerilimi” yahut “S-400’ler” üzerinden cereyan eden “ABD-Türkiye gerilimi” buzdağının görünen kısmı. Mesele sadece İran’la sınırlı değil, çok boyutlu ve çok daha geniş kapsamlı.

Savaş tarihi” birçok savaşın “yalanlar” ile başladığını gösteren örneklerle dolu. Yakın bir tarihte ABD, “Vietnam Savaşı”na resmen dahil olmak için yalanlara başvurmuştu. ABD’nin Irak’ı işgali de konvansiyonel yalanlar eşliğinde gerçekleşti. Bu yüzden Umman Denizi’nde 2 tankere yapılan saldırıyı İran’ın gerçekleştirdiği iddiası kimseye pek de inandırıcı gelmiyor.

Trump’ın” İran Nükleer Anlaşması”ndan çekilme gerekçeleri sahici değildi. İran’a Azami baskı kampanyası için kullanılan bir bahaneydi sadece. Trump yönetiminde ipleri ele geçiren İsrail yanlısı Neoconlar İran ile savaş arıyorlar. Azami baskı kampanyasının parçası olarak ABD’nin Körfeze askeri yığınak yapmasıyla birlikte yeni provokasyonlar zaten bekleniyordu.

Japonya Başbakanı Şinzo Abe, ABD-İran arasındaki gerilimde arabuluculuk yapmak için Tahran’dayken Umman denizinde seyreden bir Japon tankerinin saldırıya uğraması manîdar. Trump yönetimi bir ağızdan saldırıyı İran’ın gerçekleştirdiğini ilân etti. ABD’nin Irak işgalindeki işbirlikçisi İngiltere’nin de gecikmeksizin koroya katılması resmi netleştiriyor.

Trump video ve fotoğraf görüntüleriyle saldırıyı İran’ın yaptığını savunuyor. Görüntülerle oynamak ve farklı yorumlamak mümkün. Benzer görüntüler ve fotoğraflar Irak’ın işgalinden önce de sahneye koyuldu. Oysa profesyonel analistlere göre biyolojik-kimyasal silah tesisi olduğu iddia edilen bina sıradan bir binaydı. Radyoaktif maddelerden arınma aracı olduğu iddia edilen kamyonetse itfaiye aracıydı. Gerekçelerin sahte olduğu ortaya çıktı ama atı alan Bağdad’ı geçti. Fazla söze gerek yok, yalanların kurbanı Irak’ın düşürüldüğü durum ortada.

1964’te ABD, Tonkin Körfezi’nde Kuzey Vietnam güçleriyle it dalaşındaydı. ABD, Vietnam savaşına resmen dahil olmak için bahane arıyordu. Savaşa izin veren kararname bile hazırdı. İt dalaşıyla zemin uygun hale getirildi. ABD’nin “Ulusal Güvenlik Ajansı” ise Tonkin Körfezi’nde ABD gemilerine saldırı ihbarı yaptı. Ardından Vietnam teknelerinin iki ABD gemisine saldırdığı haberi geldi. Zemin uygun hale getirildiği için haber kimseyi şaşırtmadı.

Dönemin ABD Başkanı Lyndon Johnson’ın Vietnam için bombardıman kararı vermesinde Pentagon, medya ve Kongre adeta ateşçi rolü oynadı. Ülkesini savaşa sokan Johnson seçim kazandıktan hemen sonra “Tonkin Saldırısı”yla ilgili olarak yaptığı bir açıklamada, “Bütün bildiğim, donanmamız açıkta balinalara ateş ediyormuş,” dedi. Johnson’ın espriyle yaptığı açıklamanın hakikatin kendisi olduğu sonradan anlaşıldı. Ortada bir saldırı yoktu, herşey kurmacadan ibaretti. Amerikalılar saldırıya uğramış gibi yapmışlar ve herkesi inandırmıştılar. Vietnamlılar ısrarla “biz yapmadık yahu” deseler de kimse bu sözlere aldırış bile etmedi.

Umman Denizi’nde yaşanan saldırının önceden tasarlanmış bir “sahte bayrak” vakası olduğundan şüphelenmek için çok sebep var. Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’ın Körfeze 120 bin asker gönderilmesini içeren bir askerî plân üzerinde çalıştığına dair haberler çıkmıştı. Haber yalanlanmış ama Tump bölgeye 1500 asker gönderileceğini duyurmuştu. ABD ‘Umman Vakası’nı bahane ederek bölgeye yeni yığınaklar yapabilir.

Neoconlar su olmayan yerde dalga çıkartmak konusunda pek maharetliler ama dünya artık o eski dünya değil. ABD Senatosu’nda “Tonkin Yalanı”na inanmayan sadece iki senatör vardı. Şimdi ABD Kongresinde ve medyasında “yalanları” sorgulayan çok daha fazla insan var.

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir