GenelYazarlardanYazılar

Taşları Yemek Neden Yasak? (Bir İsmet Özel Denemesi)

İlgilisi bilir ki İsmet Özel’in şiiri güçlüdür. Bunu edebi çevreler tartışmaya açmaya pek cesaret edemezler. Lakin tüm tartışmalı boyutlarıyla İsmet Özel nesirde yani düzyazıda da güçlü bir kalemdir. Denemeleri bunun örnekleriyle dolu. Fikirlerini tartmak gayesinden uzak lokal manada hakikatin sesi olmuş çok kıymetli denemeler de yazdı İsmet Özel. “Taşları Yemek Yasak” onlardan biri.

Teknolojik medeniyetin kalbimize ve ruhumuza doğrulttuğu namlulardan şikayet etti hep. “Zor Üç Mesele” adlı eseri bunun zirvesiydi. Etrafınızı küfr çepeçevre sarmışken, ve küfrün nimetlerinden memnuniyetle faydalanmaktayken Müslümanca bir hayat sevdasında olduğunuz iddianıza hiç kimseler itibar etmeyecektir. Yine de küfrü mağlup etmek gayesiyle çalışan insanlar olduğuna dair bir avuç insanın varlığıyla sevinelim ve bu bir avuç insan vesilesiyle haysiyetimizi koruyalım, diyor İsmet Özel.

Taşları Yemek Yasak, ismindeki çağrışımdan kavramların ve düşünme yöntemlerinin alt üst olduğu günümüz dünyasına merhem olacak bir deneme.

Aynı ismi taşıyan kitabın arka kapağında ” modern yaşama biçimi küfr ile iman arasına çizgi çekmeyi bilen hiçbir müslümanı yozlaştıramaz” der .  Yozlaşmayı çok güzel özetler, anlatır. Eğer yaşanan herhangi bir sistemin herhangi bir birimi olmayı reddetmek diye bir meselesi yoksa bir Müslümanın, Müslümanlığa ilişkin hiçbir meselesi de yok demektir. (Taşları Yemek Yasak, Sayfa 83)

Taşları Yemek Yasak

Ormanın derinliklerinde yürümekte olan bir avcı ağaçlardan biri üzerinde bir levha görmüş. Levhanın üzerinde şu sözler yazılıymış: “Taşları Yemek Yasaktır !”

Bu alışılmadık uyarı karşısında avcı meraka kapılmış. Levhanın asılı olduğu ağacın önündeki ayak izlerini takip etmeye başlamış ve izlediği yol onu bir mağaraya götürmüş. Mağaranın ağzında bir derviş oturmaktaymış ve avcı yeterince yaklaştığında konuşmaya başlamış: -Zihnine takılan soruyu biliyorum. Şimdiye kadar taşları yemeyi yasaklayan bir uyarı levhası hiç görmedin, çünkü insanların taş yemeye zaten ihtiyaçları yok. İnsanları zaten yapmaya eğilimleri olmayan bir konuda uyarmak niye? İnsanlar arasında taş yeme adeti yoktur, onlara yapmayacakları şeyi yapma demenin ne anlamı var? Ancak şuna dikkat et: İnsanlar arasında adet haline gelmiş öyle davranışlar, öyle alışkanlıklar vardır ki, bunlar insan için tıpkı taş yemek gibidir. Eğer zararı bakımından düşünürsen taş yemekten daha çok zarar veren işlerdir bunlar. Bunlar taş yemek kadar budalaca, insanın öz niteliklerine yabancı tutum ve davranışlardır.

Eğer insanlar acınacak haldeyse, insanlar arasında zulüm, haksızlık, merhametsizlik, yozlaşma ve ihanet hüküm sürüyorsa bunun sebebi; insanların sanki yermişçesine yedikleri bunca nesneden, taş yemeye mümasil ( benzeyen) tavırlardan doğmaktadır. Senin levhayı gördüğün yerde bir pınar olmuş olsaydı ve ben oraya “Su Zehirlidir” yazsaydım sen bunu manalı bir söz sayacak, yerinde bir uyarı kabul edecektin. Büyük bir ihtimalle de benim ayak izlerimi takip edip buraya gelmeyecektin. Çünkü yasaklanan şey aklına uygun gelecekti. Gerçekte suyun zehirli olduğunu yazan insanın emrine uymuş olacaktın.

Kendi aklına uyduğunu sanarak benim keyfime uygun davranmış olacaktın. Ama orada taş yemeyi yasaklayan bir levha gördün ve acaba bunun hikmeti nedir diye kendine bir yol açtın. Ben de sana gerçekte insanların yaptıkları birçok işte taş yemeye benzer davranışlar gösterdiğini ve aslına bakılırsa taş yediklerini söyledim. Eğer söylediklerimi anladıysan aramızda hakikatin bir parçası tecelli etti. İşte Allah’ın insanlar için gönderdiği emir ve nehiyler (yasaklar) böyledir. İnsan ancak bu emir ve nehiylerle hakikatin nasıl tecelli edebileceğini öğrenebilir.

Eğer Allah’ın emrettiği ve yasakladığı şeylerle ilk karşılaşan insan bunu tabî karşılarsa, aklına uygun bulursa bu emir ve nehiylerden hiçbir şey öğrenemez. Ama bazı izleri takip edip bu emir ve nehiylerin nelere tekabül ettiğini öğrenebilirse hakikate varabilir.

İnsanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun. Öyleyse şunu düşün: İnsanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde tutması kendisi için taş gibidir. Bu yalnız mallar, servet, güç gibi nesnelerde geçerli değil. Merhamet, şefkat, tevazu gibi şeyler için de böyle. Bilgi için de böyle. Eğer herhangi bir şey insanların istifadesine açıksa ancak istifade edildiği kadar o “şey” olur. O şeyden istifade edilmezse artık o taştır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kullananlar taş yemiş olurlar. Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın. Sana yaramadığı halde sende olan hem senin hem başkasının aleyhinedir. Taşları yeme, taşları yemek yasak.

*Taşları Yemek Yasak, Tiyo Yayınları, İstanbul, 2000.

Daha Fazla Göster

Popüler Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Close
Close