Genel

Tevhid ve şirk

Cevdet Said/Diriliş Postası

İnsanlar tevhidi halisane kabul etmedikleri gibi halis tevhide de inanmıyorlar: “Onların çoğu (araya bir aracı koyup) müşrik olmadan Allah’a iman etmezler (güven duymazlar).” (Yusuf 12:106). Demek ki insanlık âleminde yaygın ve baskın olan tevhid değil şirk (tek tanrı değil çok tanrı inancı) imiş. Açığa çıkarması zordur ama insanlık Kureyş’in Muhammed aleyhisselama itirazını gizlice sürdürmektedir: “İlahları tek bir ilah yaptı, öyle mi? Bu gerçekten çok tuhaf bir şey!” (Sâd 38:5).

Birleşmiş Milletler (BM) Kureyş’in Muhammed aleyhisselama söylediğini tekrar edip durmaktadır. Bunu o kadar gizli yapıyor ki neredeyse Allah’ın bir olduğunun ne anlama geldiğini anlayan kalmadı. İşte bu yüzden insanlar tevhid inancını eleştirme ihtiyacı hissetmiyorlar. Çünkü herkes sadece ‘cibt’ ve ‘tağut’un[1] Allah’ın oğulları olduğuna inanıyor! Birisi de çıkıp kodaman müstekbirlere; “Siz ne ilahsınız ne de Allah’ın oğullarısınız! Siz de bizim gibi insansınız!” diyemiyor. Ben bunun kaygısını duyuyor ve tevhid mesajını açığa çıkarabilmeyi, kimsenin açıkça ortaya koymadığı enbiyanın terkedilmiş mesajını görünür kılabilmeyi çok istiyorum.

İnsanların zihnine yerleşen çoktanrıcılık fikri onların şirki ve büyük putu eleştirmelerini engellemektedir. İbrahim aleyhisselam; “bu o putların büyüğüdür, ona sorun!” demişti ya…

Veto hakkı(!) kullananlara bu İbrahimî soruyu kim sorabilecek? Zira en büyük şirk budur. Yeryüzündeki en büyük sahte ilah olan çağımızın firavunu da aynen eskisinin dediğini söylüyor: “Ben sizin en yüce ilahınızım!” (Nâziat 79:24). “Firavun dedi ki: Ey devletliler! Sizin benden başka ilahınız olduğunu bilmiyordum!” (Kasas 28:38). Dünyadaki en büyük şirk ve en büyük zulüm olan veto hakkını olabildiğince açık ve güçlü şekilde ret ve inkâr eden kimse yok! Çünkü tevhidin hakikatini açığa çıkarmaya gücümüz yetmiyor. Bu yüzden de küçük putlarımızın kendisine bağlı olduğu büyük puta kulluk ediyoruz! Zira dünya kibir, tanrılaşma ve hepimizin insan olduğunu inkâr etme hastalığına yakalanmış durumdadır!

Tevhid (tek tanrı) düşüncesi günümüzde yalnızca “düşünmeme”nin değil, “düşünmenin imkânsızlığı”nın bir olgusudur. Cezayir asıllı Fransız düşünür Muhammed Arkun, “Arap-İslam Düşüncesinin Tarihselliği” isimli eserinin sonunda Kur’an’da tarif edilemeyen ya da dokunulamayan bir güç olduğunu hissettiğini yazar. Ben de bütün yalınlığıyla şunu söylüyorum: Bu güç Kur’an’daki adalettir. Dünyanın adaleti kabullenmemesi, semanın mesajının, eşitlik söyleminin ve takva (sorumluluk bilinci) söyleminin ret ve inkâr edilmesi anlamına gelmektedir.

Ben şunu söylüyorum: Tevhid semavi bir problem değildir, bilakis insani ve toplumsal bir problemdir, yeryüzüne aittir ve siyasidir. Adaleti reddeden imtiyaz sahipleri olduğu sürece ne tevhide ulaşabiliriz ne de İslam’a. Ne kan dökülmesini durdurabiliriz ne de psiko-sosyal sağlığımıza kavuşabiliriz. Bilakis imtiyaz sahiplerinin imtiyazlarını yitirme korkusu ile diğerlerinin imtiyaz sahibi olma arzusu bizi hasta etmeye devam eder. Dolayısıyla “kelimetu’s-sevâ’; eşitlik söylemi” bir fısıltı olmaktan öteye geçemez: “Onlardan önce nice nesilleri etkisizleştirdik. Şimdi onlardan birini hissedebiliyor veya onların bir kıpırdamasını işitebiliyor musun?” (Meryem 19:98).

Allah nurunu mutlaka tamamlayacak, insanlar kendilerine rağmen eşitlik söylemini benimseyecektir. Her ne kadar bazıları eşitlik söyleminden başkalarının Allah’ın değil de kendisinin kulluğunu kabullenmesini anlasa da bu sapkın anlayış yok olup gidecek ve yeryüzünde en yararlı olan anlayış yerleşecektir. Acaba bir delik açarak tevhid nimetini bazı insanların görebilmesine vesile olabiliyor muyum? Bazıları bunu çok uzak bir olay olarak görüyor olabilir ama biz bunun çok yakın olduğunu görüyoruz. Zira “Bunun bütün şartları oluşmuştur.” (Muhmammed 47:18).

Çeviri: Fethi Güngör

[1] Yazar şu ayete atıf yapmaktadır: “Kitaptan yararlandırılmış olanları hiç görmedin mi? O putlara ve azgınlara bel bağlamışlardı da ayetleri görmezden gelenleri (kâfirleri) memnun etmek için; “Bunların yolu, inanıp güvenenlerin yolundan daha doğrudur.” diyorlardı.” (Nisa 4:51).

 

Önemli Not: Yukarıdaki yazı, yazarın şahsi görüşlerini içermekte olup, İktibas Çizgisi.com un yayın ve düşünce yapısını yansıtmıyor olabilir. İktibas Çizgisi olarak, kâr amacı gütmeyen yayın politikamız gereği okumaya değer bulduğumuz yazıları, takipçi kitlemizle buluşturmak için tam metin olarak yayınlıyoruz

Daha Fazla Göster

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

Popüler Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Close
Close