Genel

Üçüncü yol…

Nedret Ersanel/Yeni Şafak

Aslında krizin daraldığı, sıkıştığı yer şu kadarcık; Rusya, Türkiye’nin gözlem noktalarından-artık-çekilmesini istiyor. Arkasının İdlib olacağı da açık. Türkiye ise çekilmeyeceğini söylediği gibi hem “görülmemiş ölçüde” diye tarif edilen, aslında “harekat çapı”nda değil, “savaş hacminde” yığınak yapıyor. Dahası, gözlem noktalarını artıracağını, pekiştireceğini söylüyor, yapıyor da…

Bu anlaşmazlık tek başına ve yeterli “tehlikedir”… Kırmızı olduğu denli “ince” çizgi burasıdır…

Türk-Rus ilişkilerinin en kırılgan olduğu noktadayız ve gerçek anlamıyla sınavdan geçiyor iki ülke. Ankara’da üst üste iki müzakere sonuçsuz kaldığı gibi, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ile yüksek temsil gücüne sahip Rus heyetinin yaptığı üçüncüsü de çıkmaz sokağı teyit etti. Bu satırlar yazılırken de herhangi bir esneme mesajı duyulmuş değil.

Mesele bu denli yalın hale geldiğinde sahanın özelliklerinden dış politika alternatiflerine kadar mikron ölçeğinde her konu tartışmalara boca ediliyor. Bunların anlamı yok. İşi değil ama kafaları daha karışık hale getirmekten öteye gidemiyorlar.

Ankara-Moskova ittifakının -Suriye’de- daraldığının en sağlam kanıtı ABD’nin tavırlarında görülüyor. Nitekim, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in bugün Ankara’ya gelecek olması tam bu ve Köpekbalığı kıvamıdır. Aslında askerlerimize yönelik saldırıların böyle bir takvimi de var gibi. Anımsanacağı gibi, ilk saldırı da ABD’li komutanın Türkiye ziyaretinin zamanlamasına yakın kurulmuştu. O da İdlib konuşmaya gelmişti…

ABD ile bu konjonktürde gerçekleşecek görüşmeler nasıl bir fayda sağlayabilir bilinmez ama işin ucunun son tahlilde YPG/PYD ile İran-İsrail açmazlarına parantezlenme riski net. Hele Irak’taki durum ortadayken. Kısaca ABD’nin şirinlikleri Türkiye penceresinden gayet iyi anlaşılıyor!

Bunun ötesinde sıkışmışlık hali ile Türkiye’nin iki kutup arasında salınmasının gerçekte bir politika olmadığı itirazları arasında bir “ritm” de duyuluyor. Hoş, bunu savunanlar son 80 yıldır iki süper güç arasında “durumu idare eden” politikaların soyundan geliyor, o da ayrı bahis…

Rusya ile yol bitti mi? Bitti ise ABD yeniden oyuna katılabilir mi? Bu ikiliyi idare etmek Ankara için bir standart, temel politika değil. Takım çantasındaki aletlerden biri. Asıl istenen üçüncü bir yolun, Türk yolunun bulunması, bulunamıyor ise yapılmasıydı. Şimdi saha laboratuvarı ilk pratiğinin denenebileceğini gösteriyor.

Yani, Türkiye kendi milli gücünün tüm unsurları ile bölgeye abanabilir! Tez bu. Tehlikeli mi? Evet, öyle. Başka yol var mı? İşte o tartışılıyor…

Rus ruleti, “strese dayanma eşiği”ni tartıyor ama Türk-Rus ilişkilerinin kendine özgü doğası, anlık krizlere meydan verdiği gibi anlık çözümlere de yatkın. Bu yüzden, siz bu satırları okurken yeni bir nefes borusu açılmış veya tıkanıklık kangrene sürüklenmiş olabilir.

Herkes çıkış/kurtuluş kapısı olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Putin arasında bir görüşmeye sarılmış durumda. Erdoğan-Putin ikilisi bunu daha önce yaptılar ve bu güce de sahipler. Mesele şu ki, her iki ülkenin resmi ağızları, iki liderin istedikleri an görüşebileceklerini, kapıların açık olduğunu söylemelerine rağmen, temas gerçekleşmiyor!

Ama siz bu satırları okurken bir telefon görüşmesi gerçekleşmiş olacak.

Bakalım sözün bittiği yerde miyiz, değil miyiz…

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı