GenelYazarlardanYazılar

Allah, Zalimin Zulmünden Habersiz Değildir

Klasik kaynaklar, Kur’an’ın ilk muhataplarını, genellikle dinî düşünce, âdet ve geleneklerine aşırı bağlı, katı/muhafazakâr (müteşeddid) bir topluluk olarak takdim etmektedir.
Malum olduğu üzere cahiliye Arapları, tanrılara ev/beyt/mabet yapmayı, bunların bakım ve onarımıyla ilgilenmeyi en büyük şeref saymışlardır.

Öyle ki; Mekke ve Kâbe’yle alakalı siyasî, iktisadî, hukuki ve dinî görevleri elde etmek ve Kâbe’nin dinî nüfuzundan faydalanmak için kabileler sürekli birbirleriyle harp etmişlerdir.

Kabe ve siyasi hâkimiyeti elinde bulunduran Kureyşli müşrikler de Kâbe’nin bakım ve gözetim işini, idaresini üstlenmelerinden dolayı kendilerini başka kabilelerden üstün görmüş, hatta ( rifâde, sikâye, sidâne, hicâbe, imâre)  gibi, Kâbe merkezli görevleri yürütmeleri sebebiyle diğer kabilelerin yanı sıra yeni dinin mübelliği , Hz. Resule ’e ve Müslimlere karşı bile övünmüşlerdir.

Böyle bir ortamda davet çağrı duyuru yapmaya devam eden Allah’ın elçisine karşı tahammül sınırlarını zorluyor olsalar da, protestonun dozu artmaya devam ediyordu.

Siyer kaynaklarında boykot kararının alınması bazı farklılıklarla veriliyor olsa da, konuyu analiz etmekteki maksadımızın bunlardan ziyade, insan toplumlarının bu gibi insanlık dışı kararları nasıl karşıladıklarıdır. Her ne kadar boykot kararı alınırken muhalif olanların varlığı kaynaklarda yazılıyor olsa da, Egemenliği elinde bulunduranların baskısı sonucu bazıları sessiz/ çekimser almış olabilir.

İnsana reva görülen insanlık dışı tavırların tarih sürecinde yaşanageldiği bir gerçek olarak, insanlığın yüz karası olmaya devam etmektedir. Dün orada bu gün bir başka coğrafyada.

Mekke’de yürütülen zulüm, psikolojik olarak fıtratı temiz insanların tepkisiyle muhatap olabilmektedir. O gün de, bu günde benzer olaylara şahit olmaktayız. Müslimler üzerine uygulanan zulme itirazın bir değişik tepkimesi şöyle olma ihtimali söz konusu edilebilir. Tabi ki bu bir yorum /tahmindir. Tarihi vesika ile ispatı mümkün olmasa da.

Mekke’de uzun denebilecek bir zaman süreci devam eden müşriklerin zalimliği, çevre şehirlerden ve ülkelerden duyulmuş, kınanmış, mazlumların lehine düşünceler üretmiş olabilir.

Bu bağlamda, Medine eşrafı olayı kınamış, kınamakla kalmamış görüşme tanışma dinleme kararı alarak Mekke’ye gelip, yeni bir yurt arayışında olan Resulü dinlemiş olayı Medine’de yeniden değerlendirip ikinci görüşmeden sonra yeni yurt edinebileceği Medine’ye davet etmişlerdir.

Konuyu güncele taşırmaya çalışırsak şunları ifade etmek ne derece isabetli olur.

Bu gün dünyayı sarıp sarmalayan zalimlerin terörünün bir etki/tepki sonucu yeni bir blok oluşturabileceği, bu gün Gazze’de yaşanan olayların ilgili ilgisiz büyük kitlelerce reddedildiği, hem de gündemlerinin başına Kuranın yerleştiğini görmekteyiz.

İslam’ın kendisine yeni bir yurt arayışının ilk hareketi denebilecek bir süreçten geçtiği söz konusu edilebilir mi bilmiyorum ama! Yusuf nebinin baba ocağından alınıp Mısıra sultan edilmesi gerçeği ile düşününce, neden olmasın demekten kendimi alamıyorum.

Olur, olmaz Allah bilir. Benimki sadece tahmin veya yorumdur. Musa’nın başına gelenlerle, Yunus’un muhatap olduğu olaylar bana bunları düşündürdü.

“Ayçin Kantoğlu hanımın da dediği gibi, İslam kendisine yeni bir bakiye arıyor olabilir.Bu gün, Müslimlik iddiasında bulunanların dünyevileştiği gerçeği bu ifadeyi haklı çıkartıyor.Dünya yansa bile kimsenin kılı kıpramıyor. Bu insanın hesabı, Allah’ın hesabının ne olduğunu/ olabileceğini bilmemiz mümkün değilse de, bazı tarihî olaylara bakarak şöyle de olabilir demeye çalışıyoruz.

Zalimler azdı.

Mazlumlara Allah’tan gayrı yardım edecek yok.

Küresel boyuta taşınan zulüm ömür boyu veya ilanihaye hayatta kalmamalı/ kalmayacaktır.

Allah’ın hesabı işleyecektir. İslam’dan yana olanların tam bir teslimiyetle ona teslim olup, zalimlerin onun eli ile cezalandırılması (pasifize) edilmesi dualarımızın, fiili dua harekete/eyleme dönüşebilmesi tek çözüm/çare gibi durmaktadır.

“Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Sadece Allah onları, korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor. İbrahim,42

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı