GenelMektuplara Cevap

Din gününde ehli kitabın durumu nedir?

SORU : Hz. Muhammed’in  (as) Peygamberliğini inkâr eden, Kur’an’ın İlahi kitapOlduğunu reddeden, İslam’ın “Hak din” olduğunu kabul etmeyen Ehli Kitap, ehli necat ve ehli cennet midir?

CEVAP: Kur’an ehli kitap ifadesini mensubiyet anlamında ele alarak, Kendisini bir kitaba mensup olarak gören kimseler olarak görüyor. Bunun akabinden de daha alt kimlikler olarak mevcut inanç durumlarına göre şöyle tasnif ediyor: “Yahudiler, «Uzeyir Allah’ın oğludur» dediler; Hırıstiyanlar, «Mesih Allah’ın oğludur» dediler. Bu, daha önce inkar edenlerin sözlerine benzeterek ağızlarında geveledikleri sözdür. Allah onları yok etsin! Nasıl da uyduruyorlar;(Yahudiler) Allah’ı bırakıp bilginlerini (hahamlarını); (hıristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesîh’i (İsa’yı) rabler edindiler. Halbuki onlara ancak tek ilâha kulluk etmeleri emrolundu. O’ndan başka tanrı yoktur. O, bunların ortak koştukları şeylerden uzaktır.”(Tevbe 9/30-31)

“Andolsun «Allah, üçün üçüncüsüdür» diyenler de kâfir olmuşlardır. Halbuki bir tek Allah’dan başka hiçbir tanrı yoktur. Eğer söylediklerinden vazgeçmezlerse, içlerinden kâfir olanlara acı bir azap isabet edecektir.” (Maide 5/73)

“Hepsi bir değildir; ehli kitap içinde istikamet sahibi bir topluluk vardır ki, gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okurlar.Onlar, Allah’a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten menederler; hayırlı işlere koşuşurlar. İşte bunlar iyi insanlardandır.Onların yaptıkları hiçbir hayır karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takvâ sahiplerini çok iyi bilir.” (Ali İmran 3/113-115)

Ehli kitap içinde bu vasfa sahip olanlar İslam ile karşılaştıkları zaman şöyle derler:“Peygambere indirileni işittiklerinde; hakkı tanıdıklarından dolayı gözleri yaşla dolup taşar da derler ki: Rabbimiz; biz, iman ettik, bizi de şahitlerle beraber yaz.Hem, Rabbimizin bizi salihler topluluğuyla beraber bulundurmasını umarken niçin Allah’a ve bize gelen hakikate iman etmeyelim.Allah da onları dediklerinden dolayı; altlarından ırmaklar akan cennetlerle mükâfatlandırdı. Orada temelli kalacaklardır. İşte ihsan edenlerin mükâfatı budur.” (Maide 5/83-85)

Bu ayetler durumu yeterince açıklamaktadır. İlk günden itibaren İslam ile yüzleşip teslim olanlar Müslümanlar olarak değerlendirilmektedir. Bir kimsenin ehli necat ve ehli cennet olması için genel geçer kural şudur:“Şüphesiz ki Müminler, Yahudiler, Nasrani ve Sabiilerden; kim Allah’a ve ahiret gününe inanıp, salih amelde bulunursa, elbette onların Rableri katında mükafatları vardır. Hem onlara bir korku yoktur, mahzun da olacak değildirler.” (Bakara 2/62)

Bahsedildiği gibi herhangi bir kitaba, peygamber, kavme mensup olmak, Allah indinde kurtulanlardan olup cennete girmek için yeterli değildir. Kim olursak olalım, hangi zaman diliminde hangi peygamberin ümmeti olursak olalım, Sahih iman salih amel sahibi olmadan kurtuluş yoktur. Sahih iman, Allahın inanmamızı istediklerine onun bildirdiği gibi inanmak ile mümkün olabileceği gibi; salih amel de, yaşadığımız dönemde insanlığa Allah Teâlâ’nın göndermiş olduğu kitap ile belirledikleridir. Bu iki maddede özetlenen şey, inanç ve amel olarak bir dünya görüşünün tümünü içine almaktadır. Bütün benliğimiz ile ona teslim olmadan kurtuluş yoktur.Allah muttakiler olarak vasıflandırdığı kimselerin özelliklerini sıralarken:“O müttakîler ki, gaybe inanırlar, namazı kılarlar ve kendilerine vermiş olduğumuz rızıktan da infak ederler.Ve onlar o kimselerdir ki sana indirilmiş olana da senden evvel indirilmiş kitaplara da iman ederler ve onlar ahirete de yakinen inanırlar.İşte onlar Rablerinden gelen hidayet yolundadırlar ve kurtuluşa erenlerdir.” (Bakara 2/2-5)

Bu ayetlerde ifade edildiği gibi bizler, bizden önce gelip geçmiş olan Allah’ın elçilerini ve onlara vermiş olduğu kitapları kabul etmemiz iman edenlerden olmamız için gerekli olduğu gibi, önceki ümmetler de Müslüman ve muttaki olabilmek için geçmiş, gelecek ve hali hazırda muhatap oldukları peygamberleri ve kitapları da kabul etmeleri gerekir. Aksi halde inanlardan olmaları mümkün değildir. İman bir bütündür tecezzi kabul etmez. Bir konuda Allah’a teslimiyet göstermeyenin diğer konulardaki teslimiyetinin bir anlamı yoktur. Bu gün tarihte geçtiği Kur’anda haber verilen Nuh(A.S.) ın elçi olduğunu kabul etmemek, bir kimsenin imanını  tümüyle götürdüğü gibi, İslam’a, Kur’an a ve Hz. Muhammed (a.s.)’a inanmayan bir kimsenin de Allah indinde ehli iman, ehli necat ve ehli cennet olması mümkün değildir. Bu gün cennete girmenin yolu sahih iman ve salih amelden geçmektedir. İmanın sahih olması için de:

“Peygamber kendisine Rabbi tarafından indirilen gerçeklere inandı, müminler de. Hepsi birlikte Allah’a, O’nun meleklerine, O’nun kitaplarına ve O’nun peygamberlerine inandılar. ‘Onun peygamberlerinden hiçbirini diğerlerinden ayırmayız. İşittik ve itaat ettik. Günahlarımızı bağışlamanı dileriz, ey Rabbimiz, dönüşümüz sanadır’ dediler.”(Bakara 2/285) ve bu kabul ile Müslüman olurlar. Bu ilkelere uymayan hiç bir kimsenin kurtulması da söz konusu değildir. Bu konuda ehli kitabı kurtarmaya çalışanlar, ancak kendilerini çıkmaza götürmektedirler.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir