GenelMektuplara Cevap

Havva anamız nasıl yaratıldı? İnsan nesli Adem ile Havvanın çocuklarından mı çoğaldı?

SORU: Benim merak ettiğim birkaç konu var, bunları sizlerle paylaşarak merakımı gidermek istiyorum. Merak ettiğim konu; Hz. Havva’nın nasıl yaratıldığı, insanların Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın çocuklarının birbirleriyle evlenmesinden mi çoğaldığı; eğer öyleyse bu evlenmenin ne zaman yasaklandığıdır. Bu sorularımı yanıtlarsanız çok memnun olurum. Şimdiden teşekkür ederim.

CEVAP: Bu konuyla ilgili Nisa Suresinin 1. ayetinde Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır;

“Ey insanlar; sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini de yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve ka­dınlar üretip yayan Rabbinizden sakının…”

Araf Suresi 189. ayetinde ise şöyle buyurulmakta:

“Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan huzur bulması için eşini de yaratan odur. Eşi ile birleşince eşi hafif bir yük yüklendi. Onu bir müd­det taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, Rab’leri Allah’a;  And olsun, bize kusursuz bir çocuk verirsen muhak­kak sana şükredenlerden olacağız diye dua ettiler.”

Bu konunun omurgasını, bu ayetler oluşturmaktadır. Konu tama­men gaybî olduğu için başka test edecek bir kaynağımız da yoktur. Ancak yukarıya aldığımız iki ayetin üzerinde konuyu irdelersek şunları söylemek mümkündür.

“Biz sizi bir tek nefisten yarat­tık…” Buradaki nefis kelimesi canlı, ruh ve benlik anlamlarına gelmekte­dir. “… eşini de ondan yarattık…” Burada nefisten murat edilen Âdem (a.s) değil de Adem (a.s)’ın yaratıldığı öz, maya, benlik, ruh konularak düşünülürse; “Biz sizi bir tek benlikten / ruhtan / özden / mayadan yarattık. Eşini de / karşı cinsini de (zevcini de) ondan / aynı benlik­ten yarattık” olur ki, o zaman kafamızdaki soru çözülür. Yani Âdem ve Havva aynı nefisten / çamurdan yaratılmış bir çift olarak anlaşılmış olur. Elbette doğrusunu Allah bilir diyoruz.

Allah Teâlâ yaratılışla ilgili bil­gilerin ve evrelerin tümünü bize bil­dirmiyor. Sadece bazı yerlerini ay­dınlatarak kısa bilgiler, ibret sahne­leri sunuyor. Aydınlanmayan bu bölümlerin arkası ve önünü israiliyat ile doldurulunca da konu çizgisin­den sapıyor.

Bu konuyla ilgili hadisler iki ka­naldan gelmektedir. Biri İbn-i Abbas diğeri ise Ebu Hureyre (r.a)’dır. İbn-i Abbas, kadının (Hz. Hav­va’nın) Hz. Âdem’in eğe kemiğinden yaratılışıyla ilgili rivayetin Tev­rat’a dayandığını, Kur’an’da ise böy­le bir anlayışın olmadığını söylüyor iken aynı haberi Ebu Hureyre pey­gamberimize dayandırarak, rivayet etmektedir.

Konunun başında da söylediği­miz gibi bu gaybî bir olaydır. Buna benzer geçmişle ilgili bilgiler veren Kur’an ayetlerinde şöyle ifadelere rastlamaktayız:

” İşte bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü iyi sonuç (sabredip) sakınanlarındır.”(11/49)

Bu nedenle peygamberimizin Kur’an’ın bildirme­diği gaybî bir konuda bilgi vermesi söz konusu değil iken, Ebu Hureyre böyle bir haberi peygamberimize söyletmiştir. Halkın ağzında sakız olan (kadınların eğe kemiğinden yaratılma haberi) konu tamamen Tevrat kaynaklıdır. Kadını aşağılamaya yönelik ifadelerdir ki, bunun asla İslami bir yanı yoktur.

Her şeyi çift çift yaratan Rabbimiz insanlığın atasını da çift yarat­mış olmasından daha doğal bir şey yoktur. Keza konuyla ilgili ayetteki “min ha” zamirini aynı öze, nefsin yaratıldığı benliğe göndererek ilk çiftin bir çift olarak aynı mayadan /özden yaratıldığını anlamak daha doğru anlayış olacağını düşünüyoruz.

Hz. Âdem ve Havva’nın çocuklarının evliliği ile ilgili Kur’anî bir bilgi yoktur. Bu konuda söylenecek her söz karanlığa taş atmak olacaktır. Allah Teâlâ böyle konularla ilgili şöyle buyurmaktadır:

” De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah’a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.” (Araf 7/33)

Bu durumda âdemin çocuklarının nasıl evlendiği konusunda ne söylesek bilmediğimiz bir konuda konuşmuş olmaktan başka bir anlam ifade etmeyecektir. Allah’ın bilgilendirmediği konuda susmak konuşmaktan daha hayırlıdır diyoruz. Bu konu her ümmetin kendisine özgü verilen şeriatın değişken kısmıyla alakalıdır. Bize düşeni Allah şöyle açıklıyor:

“Sana da (Ey Muhammed)önünde bulunan kitapları doğrulayıcı ve onlara bir şahit olmak üzere bu hak kitabı indirdik; onun için sen de aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet, sana gelen gerçekten ayrılıp da onların arzuları arkasından gitme! Her biriniz için bir kanun, bir şeriat, bir yol tayin ettik. Allah dileseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı, fakat sizi, her birinize verdiği şeylerde imtihan edecek. O halde durmayın, hayırlı işlerde yarışın. Nihayet dönüşünüz hep Allah’adır. O zaman O, hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.”(Maide 5/48)

“           Biz her ümmet için bir şeriat tayin ettik ki, onlar onunla amel ederler. Bunun için (ey Muhammed!) bu konuda seninle hiçbir zaman çekişmesinler. (İnsanları) Rabbine (ibadet etmeye) çağır. Şüphesiz sen gerçekten hidayete götüren doğru bir yol üzerindesin.”(Hac 22/67) Durum bundan ibarettir. Bizler bize verilen üzerinde hayırlarda yarışmaya çalışmalıyız. Allah geçmişin hesabını bize sormayacaktır.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir