GenelYazarlardanYazılar

Müslümanım Diyenler İslam Adına Yaşadıklarını Sorgulamalıdırlar (1)

Neden böyle bir başlık attığımı açıklamaya çalışacağım;

Bugün hep beraber yaşadığımız islam inancımızı çok çok  acil  sorgulamalıyız  düşüncemden kaynaklanıyor.

Şöyle sorgulayarak başlamak istiyorum. Tırnak içinde sözüm ona deyim yerindeyse Kuran’a inanıp, iman ettiğimizi iddia edercesine yaşıyoruz da

Kuran’ın emrettiği hâk, hukuk, adalet, sevgi, kardeşlik, arkadaşlık, akraba ilişkileri, ahlak gökte, yerde, denizde olan yaratılan her şeye Kuran’ın emrettiği gibi sorumluluğumuzu yerine getirmek için ne kadar sorumlu davranıyoruz neye göre, ne kadar  yerine getiriyoruz?

Bugün görünen o ki, yukarda sayılanların hemen hemen hepsine inanıyoruz

dediğimiz kitabımıza pek de uygun yaşanmıyor, buna bu günlerde çokça şahit oluyoruz, istisnalar hariç. Ne yazık ki  şuna da şahit oluyoruz,  bırakalım İslama uygunluğu, insanlığın bile kabul edemeyeceği olaylarla karşılaşıyoruz.

Bunu ne kadarımız düşünüyor, sorguluyoruz?

Gelin hep beraber İslam tarihinin ilk günlerine gidelim,  bugünkü yaşanan İslamın nasıl kurulup, kurgulandığına bir bakalım. Benim yazacaklarım belgelere, bilgilere dayalı olduğunu hassaten bilmenizi isterim, ben belgelerin, bilgilerin, isimlerin üzerinde sayfa doldurmamak için özetle anlatmaya çalışacağım.

Peygamberimizin ahirete irtihalinin sonrasından başlayalım. Bugün ben müslümanım diyenler o zamanlarda olanları tarih sayfalarından okuyup göz nuru dökmeden, haberdar olmadan, Kuran’ı dilimize göre okuyup anlamadan bugünkü halimizi asla izah edemeyiz, onun için geriye dönük tarihte olanları araştırıp bugün düşündüğümüz hallerimizi de sorgulamamızı da tavsiye ediyorum.

Şimdi ben tarihe geri dönüyorum ve kısa kısa yazmaya çalışacağım;

İlk halife Hz.Ebubekir şu olacak, bu olacak tartışmalar olsa da çoğunluk Hz. Ebubekir ‘de karar verdi. Kısa süren Hz.Ebubekir halifeliğinde ufak tefek bazı meseleler olsa da sakin geçti denilebilir.

Halifelik Hz.Ömer’e gelince çatırdamalar , sınır tanınamazlıklar , daha çok  ganimet paylaşımı ,atanan valilerin kendi başlarına karar almaları gibi olaylar…. Hz.Ömer’in adaleti, cesareti, feraseti sayesinde pek meydan bulamadılar.Hz.Osman’a ve Hz.Ali’ye gelmeden önce buraya bir  açıklama yapmam durumu daha anlaşılır kılacaktır diye düşünüyorum;Arapların yaşama nasıl tutundukları, dünlerini, o günlerini ortaya koymadan bu güne ışık tutamayız, dolayısıyla o dönem Arap sosyolojik, siyasal durumları kabilelerin yeri, etkinliği, zenginlik, güçleri ön plandadır. Akrabalık soy  bakımından da bir aidiyet, bir mensubiyet dayanışması da güç olarak görülür, liderlerini de kabul eder, ettirirler, biat ederler, hatırı sayılır zenginler her zaman söz sahibidirler.

İslam tarihini incelediğimizde, görülecektir ki gerek İslam inancını kabul etmeden, gerek kabul ettikten sonra kabileler hep iktidar ve güç odağı olarak aynı anlayışla var olarak hüküm sürmeye devam etmişler, insanları da böylece rahatça sömürebiliyorlardı  (Bugün hala olduğu gibi).Adaletsizlikle ganimet adı altında alışveriş mubahtır, ticaretleriyle zenginliklerine zenginlik katıp güç sahibi, etkili oluyorlardı. İşte bu gibi adaletsizliklere Hz.Ömer sık sık müdahele ettiği gelen rivayetler arasındadır. Bu açıklamadan sonra esas Hz. Osman ‘ın halifeliğini ele alalım.  Hz. Osman kimdir, yukarıda yazmıştım ya, kabileler,  soylu zengin, sözü geçer Hz. Osman bu soydan Ümeyye oğullarından tüccarlık yapan bir sahabi, Peygamberimizin dava arkadaşı.Hz. Osman’ın halife seçimini de biraz açıklayarak devam edelim;Hz. Ömer, Hz.Osman’ı halife seçmek için altı kişi belirlemiş, bu seçimde  öne çıkan Hz. Osman ve Hz. Ali olmuş, Haşimoğullarından olan Hz.Ali ,Ümeyye- oğulları’ndan olan Hz.Osman çeşitli münakaşalar ,görüşler sonunda akrabalık ,soy, güç bakımından Hz.Osman seçilmiştir. Hz.Osman dönemi islam tarihi acısından günümüze kadar önemli bir yere sahiptir. Ekonomik,Politik, siyasi olarak o döneme şeklini veren gelişmeler başlayacaktır, ganimet üzerinden gelişen bir Müslümanlık sürecinin hızla yol almasıdır.Hz.Osman döneminde Ümeyyeoğulları’nın güçlenişi, zenginleşen zümreler dönemi olmuştur. Gelecek de, özellikle Muaviye’nin politik siyasetinin, arenadaki yeri, konumu anlamak bakımından oldukça önemli olduğunu düşünüyorrum. Hz.Osman tartışmalı bir şura seçiminden sonra halife seçilmiştir. En zenginlerin Ümeyyeoğulları’nın kabilelerinden Muaviye ile de akraba ( sonradan Hz. Osman ve Muaviye ile birlikte saltanata dayalı devlet kuracaklardır)

Hz.Osman halifeliği akabinde, kendisi için mescidi nebevinin yanında bir saray yaptırmıştır, bu saray Zevra diye meşhurdur, Hz. Osman halife seçildikten sonra ilk icraatlarından çoğunlukla yaptığı atamaları Ümeyye oğullarından seçmiştir,  bu yolla devlet yönetimini ele geçirerek Muaviye ile yeni bir  süreç başlayacaktı. Birçok valilerin görevleri değiştirilmiş, Hz. Ömer tarafından  Şam ‘a vali olarak atanan Muaviye ‘ye dokunmamış. Hz. Osman devlet idaresine Emevi kabilesine mensup kişileri doldururken kimsenin ahlaki özelliğine bakmamış, geçmişlerine özen göstermeden görev vermiş. Muaviye Şam ‘da ki görevinde ganimet adı altında zenginliğine zenginlik katıyordu. Hz. Osman’ın adadıkları da Muaviye’yi aratmayacak kadar zenginliklere kavuşuyordular. Hz. Osman’ın dağıttığı ganimetleri, arazileri de eklemek lazım bu kişilerin isimleri de kaynaklarda tek tek yazılıdır, bunları geçelim…

Hz. Osman devrine dönecek olursak, bu ganimet zenginliği, taraftarlarına dağıtma adaletsizliği neticesinde bunu anlayanlar da Hz. Osman’a muhalif olma eğilimine girmeleri yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başlıyordu. On ikisene süren Hz Osman’ın halifeliğinin yaklaşık altı senesi, yerleştirmek istediği düzeni kurmuş sayılıyordu,  sonra ki senelerde etraf, insanlar gözünü açmış  Hz. Osman’ı ortadan kaldırma plânları yaparak onu öldürmüşlerdir.Bir nevi geleneğe göre Hz. Ali taraftarları, sıranın Hz. Ali’ ye geldiğini

Düşünerek, ona biat ederek halife seçmişler, Hz. Osman’a biat edenlerin bir kısmı da Hz. Osman’ın katillerini bulması kaydıyla biat etmişler.Burada dikkat çekilmesi gereken,  Ayşe validemiz ise Hz. Osman’ın Peygamberimiz taraftarlarına yapılan adaletsizliklere karşı çıkanlardandı, ne olduysa Hz. Osman’ın katilleri bulunsun diye diğerlerinin tarafına geçip Hz. Ali’nin katilleri bulunması  için mücadele edenlerle bir Hz.Ali ‘ye karşı bir cemel savaşına girilmiş. Şu soruyu sormamız gerekiyor, Peygamberimizin eşi, Peygamberimizin damadıyla savaşa girebiliyorlar. Belli ki bu işin içinde çok parmaklar vardı, fitne ve çıkarlar kol geziyordur. Hz. Osman  devrinde kabilecilik zihniyetinin devlet idaresinde zenginliği kullanarak akidenin bozulmuş olması, hâk, adaletin ortadan kalkması da paylaşımın zedelenmesine sebep olmuş, kargaşa ortamı oluşmasının da büyük etken olduğunu da unutmamak gerekir.

Zaten bunu fırsat bilen isyancılar, Hz. Osman’ın oturduğu malikânesini muhasara altına almışlar, dışarı çıkmasını engellemişler, Hz. Osman  işin vahametini anlayınca zenginliğe boğduğu güçlü kişilerden yardım istemiş,kimse gelmemiştir, hatta akrabası olan, senelerdir valiliğine dokunmamış, Muaviye’ den de yardım istemiş, Muaviye Şam’dan  Medine sınırına gelmiş,orada beklemiş, ( Not: Demek ki Muaviye’nin de bir planı, bir beklentisi vardı) günler süren baskın ve muhasaradan kurtulamayan Hz .Osman’ı katletmişler. Burada dikkat çekilmesi gereken şu,  Hz Osman’ı kurtarmaya gelmeyenlerin, gelecekte büyük beklentilerinin olduğunu aşikar ediyor.

(Ben şuraya şunu koymak istiyorum,  Eyy ! Hz. Osman,  senin demek ki bir  amacın ,bir hesabın varmış ,akrabalarını doyurur ,zenginliğe boğarsın ,fakiridüşünmezsin, Allah cc ‘ın bir hesabı var, sen bunu anlayamamışsın).

Şimdi Hz. Osman ‘ın öldürülmesinden sonra ki zamana bakalım,  yukarıda anlatmıştım, gerek Hz.Ali ve Aişe validemizin savaşmasında, gerek Hz. Osman’ın muhasara altında tutulup öldürülmesinde hiç taraf olmamış, sonra birden bütün dikkatini,  baskısını Hz. Osman’ın katillerinin bulunması üzerine yoğunlaştırmış, belli ki Muaviye ileriye dönük planlar yapıyordur, ileride göreceğiz…

Muaviye’nin Hz. Osman’ın katillerinin bulunması bahane savunmasına sığınarak Hz. Ali ‘ye karşı bunu, İslami değer yargılarının mağduriyeti tak iyesini kullanarak müdafaaya saklanıp, bunun üzerinden güç kazanmak için zaman kazanma, daha çok taraftar toplamak, geleceğe hazırlanmanın gayreti içindeydi. Bundan sonra saltanat dünyasına nasıl girdiğini, gidildiğini, mülkiyeti ve ganimeti nasıl kullanıp hileyle ve zorbalıkla ona muhalif olanları susturarak, etkileyerek, gelecekte ki zihin dünyasını nasıl inşa edildiğini de anlamaya çalışacağız.

Ben tarihi bir araştırmanın biraz olsun özetini çıkarmaya çalışarak, bugün  İslam adına yaşananların tarih de olanlarla ışık tutmaya,  ortaya koymaya çalışıyorum,  beni buna iten Kuran’ı kendi dilimden okuyup anladığım Yaşananlarla Kuran ayetleri ile  bağdaşmadığını anladığımdan kaynaklandı. Bunun için yaşadığımız bugünkü İslamı sorgulamayı uygun bulduğumu gerekliliğine inanarak yazıya döküp dikkat çekmeye çalıştım.

Burada şunu da ifade etmek isterim Emevi devrini ve Muaviye’yi onu hazret diye anlatan, yere göğe sığdıramayan Muaviye sevicilerine, Muaviye, Emevi Devletinde,  islamın hâk, hukuk, helal, haramların fakir fukaranın haklarının nasıl gasp edilip,  kısacası bugünkü halin o zamandan yansımalarının neticeleridir. Değerli okurlarım yazımın bu bölümünü burada sonlandırmak, ikinci bölümü de Hz. Ali’nin halifeliği ve Muaviye’nin mücadelesini, Muaviye ‘nin Emevi devletinde neler yaptığını yazmaya çalışacağım, Allah cc izniyle İnşallah.

Selâm ve Dua ile

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı