GenelYazarlardanYazılar

Müslümanım Diyenler İslam Adına Yaşadıklarını Sorgulamalıdırlar (2)

Bir önceki yazımda anlatmaya çalıştığım bu gün yaşanan İslamın neden bu hale geldiğidir.

Gecen bölümde açıklamayı Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali zamanlarından sonra, esas Muaviye’nin zamanına, Emevi devletinin işleyişine getirerek, bugünlerin neden ve niçinlerine ışık tutmaya çalışacağım.

Burada önemli bir açıklamayı yaparak meselemize açıklık getirmeye çalışacağım.  Peygamberimize vahiy gelene kadar,  Mekke zengin söz sahibi olanların bir nevi yönetimindeydi, bunların güçlülerinden olan Ebu Sufyan aynı zamanda Muaviye’nin babasıydı, her ikisi de Kâbe’nin fethine kadar müslüman olmamışlar. Ne hazindir ki, yirmi bir sene boyunca İslam’a, Peygamberimize her türlü mücadele yöntemiyle savaş açmışlar. Ebu Sufyan ve Mekke’nin ileri gelenleri, pekâla Peygamberimizle iyi geçiniyordular, hatta  O’na Muhammedül emin güvenilir diyordular, ne oldu da birden değiştiler!  Mekke müşrikleri adı anılanlar, top yekün savaş açmışlar, o zaman ki  Mekke müşrikleri maddi güce sahip olduklarından sosyo politik yapısının, kabile ganimet ilişkilerinin sekteye uğracağını anladıkları için,  Peygamberimize, İslâm’a savaş açmışlar,  ambargolar uygulamışlar.

Halbuki Peygamberimiz onlara ,kulluğun yanlız Allah’a yapılması, hâk ve adaletin, paylaşımın Allah’ın emrettiği gibi olması gerektiğini anlatmaya başlamıştı . Bu onların her şeylerine karıştığı anlamına geldiğini, çok iyi anladıkları ganimetin ellerinden  gidecek telaşına kapılarak azdılar, âdeta çıldırdılar, Peygamberimize ve dine karşı  çıkmışlar. Peygamberimize vahiy geldikten sonra, Mekke’de kaldığı on üç sene, ne Peygamberimize ne de Müslüman olanlara rahat yüzü göstermemişler.

Bundan önce ki bölümde,  Medine devrinde olanlara değinmiştim.  Bu bölüme başlamamın sebebi, Medine’de olanların arka planının da açıklığa kavuşmasını istediğimdendir.  Peygamberimiz   Medine’ye  gittikten sonra ki olaylara da değinerek yazıma devam etmek istiyorum. Hicret’ten sonraki durum, Mekke müşriklerinin başları Ebu Sufyan, Ebu cehil, Ebu Lehep ve yardımcıları, bir araya gelip savaş kararları alıyordular.  Ebu cehil komutanlığında,  Bedir’de müslümanlara karşı savaş açıldı, bu savaşda Ebu sufyan’ın kayınpederi ve oğlu Hanzala ölmüş, diğer oğlu da esir olmuştu. Bu durum Ebu sufyan ‘ı çok etkilemiş, intikam yeminleri etmiş, hanımı Hindi de aynı şekilde intikam yeminleri etmiş. Nihayetinde Hindi vahşi isminde bir köle kiralamış, Uhud savaşında Hz. Hamza’yı katlettirip, hem Hamza’nın hem de öldürdüklerinin ciğerlerini, kulaklarını kesip çiğnetmiştir. Bir çok savaşlar neticesinde, Müslümanların çoğalmasıyla, Allah cc yardımıyla da güçlenmeleriyle devlet olmuşlar.

Buraya bir not düşmek istiyorum; rivayet odur ki Ebu Sufyan kızı müslüman olmuş ve  bir Müslümanla evlenmiş,  ailesi onu reddetmiş, o da eşiyle Habeşistan’a kaçmış,  kocası ölünce geri dönmüş. Peygamberimiz ona sahip çıkmış. Güçten düşen Ebu Sufyan bunu da duyunca, yirmibir sene sonra müslüman olmuştur. Rivayede göre, oğlu Muaviye ‘de o zamanlar müslüman olmuştur. Bir  sene sonra da Mekke’nin fethi gerçekleşmiş. Peygamberimizin Ebu Sufyan kabilesine bir çok maddi yardımlarda bulunduğu, adamlarına bazı valilikler verdiği bunları yaparken de Müslümanlara zarar vermemelerini amaçlıyordu. Hz. Ömer halifeliğinde de  Umeyye oğullarına da bir çok valilikler verilmiştir.

Bu arada şunu da unutmamak gerekir  gerek Peygamberimizin gerek Hz. Ömer ‘in Mekke’de ki Ebu Süfyan kabilesine vermiş oldukları maddi imkanları, bir  güç olarak iç alemlerinde olan devlet haline getirme iç güdüleri hiç değişmemiştir.  İleride zirve noktasına ulaşma gayretleri sonrasında, Muaviye Emevi devleti  bir saltanata dönecektir.  Hz. Osman halifeliği döneminde, devlet olma zirvesine ulaşmış beklenen Muaviye Emevi devleti kurulacaktır. Muaviye’nin hakkında çok çok  çelişkili, birbirini tutmayan Muaviye sevicileri tarafından, çok gündemde tutulmuş onu çok  methedip,  halkın gözünde büyütmüşler,  burada şu soru sorulması gerekir,  Muaviye’ nin ne zaman müslüman oluşudur ?  Yazılan tarih gerçeklerini okuduğumuzda, Muaviye Mekke’nin fethinde sonra, babası Ebu sufyan’ la beraber olduğudur,  bir çokları da korkudan müslüman oldukları gelen rivayetler arasındadır. Ne yazık ki, o zaman ki Muaviye sevicileri  bir çok yalanlar ve yalan hadisler uydurmuşlar,  bunlardan bazıları,  Peygamberimizin vahiy kâtipliğini yapmış, Peygamberimizin herzaman yanındaymış, O’nu traş bile ediyormuş, idari kâtibiymiş  gibi… hatta  Ayetül kürsüyü bile  Muaviye’ ye yazdırıldığı iddia edilmektedir. Halbu ki ayetin tarihsel geçmişine bakıldığında, ayet hicretin ilk yıllarında gelmiştir. Tarihe kayıt  düşenlerin bu söylemleri, doğruluktan uzak gözükmektedir.

Buraya şunu da eklemem gerekiyor, gelen rivayetlere göre, Mekke’nin fethinden bir ay kadar sonra , Hüneyn savaşından sonra, Muaviye’nin zoraki müslüman olduğu ağırlık kazanmaktadır. Kısacası Muaviye ‘ye  methiyeler, yalan uydurmadır, ne yazık ki günümüzde de hâlâ Muaviye sevicileri tarafından Muaviye’ ye hazret yakıştırıp, üstün tutup, toz kondurmayanlar mevcuttur .  Bu meseleyi  biraz daha açarak, sonraki tarihlerde nelerin olduğunu anlatmaya çalışacağım.  Bilindiği üzere Muaviye Şam’ da valiydi,  Şam ‘ın ganimetlerini sömürerek, zenginliğine zenginlik katarak güçleniyordu. 657 senesinde Irak ‘ın sınırları içinde,  bugünkü Rakka doğusunda ki  Muaviye ‘nin kurduğu topluluk ve Hz. Ali çevresindeki toplulukla üç ay süren savaş olmuş, Muaviyenin kurduğu ordu, Hz. Ali’nin ordusundan daha fazla olduğu halde. Üç ay süren savaş sonunda,  çok insanın öldüğü sonucu ortaya çıktı. Muaviye yenileceğini anlamış, geri çekilip çare aramaya başlamış, çünkü  her iki tarafın da galip olduğu belli değildi Muaviye’ nin akıl hocalarından biri bu galip sonucunda, galibiyet  sendendir bendendir, sonunda bir heyet kuruldu, karar başkanı hem Hz. Ali ‘nin hem de Muaviye’ nin yetkilerini almışlar. Aslında Hz .Ali bu Kuran’ı  mızrağa takıp aramızdaki hakem bu kitap olsun diye sokaklarda dolaşanların ,Muaviye’ nin bir oyunu olduğunu çok iyi  biliyordu,  fakat Hz .Ali taraftarları da Muaviye’ nin koymuş olduğu ambargolar, sularının yollarını kesip, su sıkıntısına sokmasına Hz. Ali taraftarlarının Hz. Ali’ ye baskı yapmaları neticesinde Hz .Ali ‘ de mecburiyetten kabul etmiştir . Hz .Ali,  Muaviye’yi çok iyi tanıdığı için sonunda bir oyun olacağını seziyordu. Yukarıda ki konuya dönecek olursak, her iki tarafın yetkilerini alıp, ilân ettikden sonra, Hz .Ali’ nin hakemi Ebu musa ,Hz .Ali ‘yi halifelikten azletti,  Hz. Ali ‘nin işi bitti , bunu fırsat bilen Muaviye nin hakemi, Muaviye’yi halife ilan etti. Ne yazık ki Muaviye bu şekilde halife oldu.

Değerli okurlarım  bu kadar  savaşlar, bu kadar olaylar, ben müslümanım diyenlerin  arasında olmuştur. Benim maksadım, bu olayları anlatmaya çalışıp, isimler üzerinde durup, onları sayıp yazmakla, satır doldurmak değildir.  Ben müslümanım diyenlerin, dikkatlerine sunmak istiyorum, ne yazık ki, ne hazin ki, her iki tarafında müslüman olması, birbirleri ile savaşmaları, kan dökmeleri,  görünen o ki, bir taraf hakkın hakim kılınması için, öteki taraf dünyalık için. Bunu çok iyi anlamamız, bu tarih olaylarını iyi okuyarak Kuran’ın  süzgecinden geçirerek okumak düşünmek tefekkür edip düşünmemiz gerekmez mi ! Lütfen rica ediyorum, bir bakarmısınız, bir halifelik, bir dünyalık uğruna ne entrikalar, ne fitne, ne ganimet oyunlarıyla tepe takla edilebiliyor. Hz. Osman,  Hz .Ali,   Hasan, Hüseyin ucunda Muaviye’nin parmağı olan türlü hile oyunlarıyla öldürülmeleri….

Değerli okurlarım, yazıma ileride değinmek üzere ara vermek istiyorum, zira bu husus da okumalarıma devam ediyorum. Bizleri (koyun gibi) nasıl hikâye, masal, hurafelerle, gelenek kırıntılarıyla, hadislerle, bol bol dua seansları, fallarla, muskalarla nasıl uyuttuklarına değineceğim. Muaviye’ yi de yazmaya devam edeceğim, Allah cc izin verirse İnşallah.

Bir sonraki yazımda buluşmak üzere.  Allah’a  emanet olalım.

Selâm ve Dua ile

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir