
2025 Takvim Yılına Veda Ederken ‘’Neler Gördüm Neler..?’’
‘’Yüce Allah, “Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur” (Ra’d, 13/11) buyurmaktadır.
Yüce Allah (c.c.) insanların kendini müspet veya menfi yoldan değiştirmedikçe Allah’ın da onların durumunu değiştirmeyeceğini ayetle bizlere bildirmektedir. Bu uyarı ayeti bizlere ilahî kanun olarak her şeyden önce Allah’ın bize vereceği mükâfat veya cezaların davranışlarımıza göre değişeceği gerçeğini bildirmektedir. Aynı zamanda bizlere çok önemli bir sorumluluk yüklemektedir. Bu sorumluluk nedeni ile kendimizi sık sık kontrol edip gerektiğinde düşüncelerimizde ve hareketlerimizde birtakım değişiklikler yapmamız gerektiğidir.
Bunun hikmeti şudur: Bir kavm nefislerinde olan (iyi hali) değiştirinceye kadar Allah onlara ihsan ettiği ni’ğmeti değiştirici değildir ve şüphesiz ki O, (her şey’i) hakkıyle işidicidir, kemâliyle bilicidir.(Enfal:53 )
Demek ki; insanlar hal ve davranışlarını Allah’ın rızası yönünde veya ters yönde değiştirmeleri halinde sahip oldukları niğmetleri kaybedebilmekte veya kazana bilmektedirler. İşte bu uyarı insanların yaşantısında ,dünya ve ahiret hayatı için dikkat etmesi gereken en önemli husus olduğu anlaşılmaktadır. “Ben cinleri ve insanları, ancak bana ibadet -kulluk- etsinler diye yarattım.” (Zâriyât, 51/56)
Bir insan kendinde bulunan güzel ahlak ve meziyetleri değiştirmedikçe Allah da bunun karşılığı olarak ona verdiği hayırlı niğmetleri değiştirmez. Bu noktada iyi hâlimizi muhafaza etmeli, istikametimizi korumaya çalışmalıyız diye düşünürken günümüzde toplumumuzun davranış ve inaçlarının yansımasını gözden geçirmek, birazda sizlerle birlikte tefekkür etmek istedim.
Değerli okuyucularım; Bugün kendi kendimi ülkemizi-vatandaşlarımızı ve çevremi düşünerek, bir muhasebe yapmak istedim. Yaşayışımızı gözümün önüne getirdim. Birbirimize olan tavırlara, hareketlere baktım; hepsine kendimce maalesef geçerli not veremedim. Günümüzdeki komşuluk ve arkadaşlık hatta akrabalık bağlarına baktığımda, pek çok şeylerin yani değerlerimizin ve insani davranışlarımızın eskilere nazaran çok değişmiş hatta yozlaşmış olduğunu üzülerek gördüm. Çevremdeki halen geçerli olan icraatlara bakınca; hepsinin sahte, hepsinin içi boş olduğunu, söz vermek kolay, yerine getirmek zor olan vaatlerle dolu olduğunu, yerine getirilmesi zor olan, hadi denince bin dereden su getirecek vaatlerle dolu olduğunu gördüm.
En dindarımızdan tutun, en fettanımıza kadar olanının üzerine , bulunduğumuz ortamın, kokuları sinmiş, kokular o kadar yaygın ki burnumuz koku almaz olmuş. Demokrasiyi İslam’ın önüne getire getire Müslümana ‘‘acaba’’ demek kalmış olduğunu gördüm. İnancımızın doğrultusunda değilde, sistemin emrinde hareket eder olduğumuzu müşahade ettim. Sistem sorgulamalarımın hayatımı alt-üst ettiğini dolayısıyla bizi bizden aldığını, kendi şartlarına teslim aldığına şahit oldum.
Ticaretimizdeki faiz, kredi kartları, maaş kartları hepimizi sistem manyağı yaptığını, dini hayatını yaşayamayanları, kendi hayatına doğru şartlandırdığını üzülerek müşahade ettim. Toplum olarak fiziki şekil olarak farklı olsak da, kravat, gömlek, ütülü pantolon giyenlerle, üzerinde şalvarı, paltosu, gömleği, elinde tesbihi ile gezenler arasında bir fark olmadığını gördüm. Hepsinin cebinde maaş cüzdanı, kredi kartı ve banka defteri olduğunu gördüm. Genellikle pek çoğunun kredi ile alınan evde oturmakta olduklarını, bu sosyal şartların getirdikleri zorluklardır, diyerek Müslümanın direncini kıran mihenk taşları olduğunu gördüm.
Kur’an-î emir deyince ürkmüyor ve korkmuyor olanları gördüm. Bu düşüncelerin, dünya ile ilgisi yok diyerek, hayatın dışına atılmış uygulamalar olduğunu, kalplerde kalmış, vicdan denen et parçası ile ifade ediliyor olduğunu gördüm… Kredi kartlarına faiz uygulanacakmış, uygulansın diyenleri , ev kredileri ömrü billah insanları mahkûm ediyor, etsin diyenleri gördüm. Sağın faiz, solun kredi, ticaretin faiz, A.V.M merkezlerinde faizin gırla yapıldığını gördüm. Faizin haram olduğunu ,kaldırılması gereğini hatırlatan ilahiyatçı akademisyenin politikacılar tarafından tenkit edildiğini gördüm. Dini inacların caminin duvarları arasında hapis edilmesini isteyenlerin olduğunu gördüm. İnananları tesettür ve sakalın temsil ettiğini, bir de ‘‘inandım’’ dediği imanını izhar ettiğine şahit oldum.. Din menkıbedir diyenleri, özlemle kurtarıcı mehdi bekleyenleri gördüm. İnsanların bilincinin-sorumluluğunun kaybolduğunu gördüm. Müslümanlığın ferdi olarak sadece inanma ve namaz-oruç- hac gibi görevleri yapmanın yeterli olduğunu ,savunanları gördüm. İnsanların cemaatlere ayrıldığını, tarikat ve siyasete daldıklarını, dünyevileşmede yarıştıklarını gördüm.
Günümüzde bütün toplumun bu hastalığa tutulmuş, ‘‘inandım’’ dese de ortada inanç uygulamalarının yok olduğunu, inancını gösteren herhangi bir amel ve gayret olmadığını üzülerek gördüm.. Hepsi “Allah’a inanıyorum, zaman zaman da ibadetimi yapıyorum demelerine rağmen ibadethanelerin boş olduğunu, en azından ibadet vakitlerinde bile yeterince dolu olmadığını, ecdat yadigarı camiler dolmadan ,başkaca camilerin açılmasını hoş karşılamayan yazar çizer beyinsizleri gördüm…. Allah’ın emirlerine uygun, farz ve sünnetin tarif ettiği mecburiyetleri yapmayan dolu dolu insanlar olduğunu gördüm. Tesettüre bürünmüş,kokuları sürünmüş,örtülü çıplakları üzülerek gördüm..Anasına –Babasına hükmeden (‘’kişi efendisini doğurmadan kıyamet kopmaz hadisinin tezahhuru olan)ebeveynlerine emir veren gençler gördüm..
Allah’ın emirleri bir inanç işi, Kur’an’a inanıyor, sünnete inanıyor, zamana da uyuyorum(!) diyenleri gördüm.. Bugün faizsiz bir hayat mümkün mü? Müslümanım diyen de, müminim diyen de, ılımlı müslüman olduğunu söyleyen de cebinde faiz kartlarını taşıyanları gördüm.. İnancımızın temel kaynağından haberi olmayanların “Kur’an’ın hayatımızı düzenleyen bir yönü yok ki (!) diyenleri gördüm.
Kur’an hayatta yoktur (!) ‘’O’’, ölülerin cenazelerinde, kırkında, sene-i devriyelerinde okunan bir kitap diyen cahilleri, mürtetleri, müşrikleri, üzülerek gördüm.. Cehennem ve azaptan neden korkalım. ‘’Korkumuz Allah’tır, O da affedicidir.” diyenleri gördüm.
Yaşadığımız ve içinde çırpındığımız sistemin kokusunu almaz olduk. Üniversiteye giden streç pantolonlu kızımız başarılıdır, onunla gurur duyarız ,diyenleri gördüm.. Allah’ın haram kıldığı baş örtüsüzlüğün aklımıza gelmez olduğunu ,büyüyünce takar, iş başa düşünce takma mecburiyetinde kalır diyenleri gördüm.. Günümüzde tahsil yapan kızların başörtüsünün teferruat diye geçiştirildiğini gördüm. Kızların şimdilik baş örtülerinin mesele edilmemesini, senin benim kızıma gerek kalmadığını savunan insanlar olduğunu ve Allah’ın haram kıldığı ayeti inkâr etmiyorsa da aklınca yorum yapanları gördüm..
Yaşadığımız ortamda sistemin gittikçe artan pis kokusunu, umursamaz ve almaz olanlar olduğunu gördüm.. Ana-baba ailece keyifle TV ler deki filmleri izleyenleri …. seven-sevişen, döven -dövülenleri seyrederken, seyircilerin karşısına gelirken eline kadehi almış, seyirciye doğru uzatarak, şerefe(!) diyenleri, inananı inanmayanı kadehini kaldıranların olduğunu üzülerek gördüm.. Seyircilerin inaçlarına yapılan bu saygısızlıklara, maalesef bizim de adet-i adiyeden olduğu için kılımızın kıpırdamadığını gördüm… Televizyonlardaki iftar sofralarında (üretiminde alkol kullanılan) meşrubat olarak ,alkolsüz içecek reklamı yapılan içecekler ve sağlıklı -güvenli olduğu tartışılabilecek gıdaların reklamlarının yapıldığını gördüm. Sebebinin günümüz müslümanları olarak, duyarsız ve inancının gereğini yaşamak için gayret göstermeyen, uyuşturulmuş ve alışılmış, sistemle beraber İslami hassasiyetimizin kaybolmuş olduğunu gördüm.. Sistemin kokusunu almaz olduğumuzu, pis kokular içerisinde boğulmakta olduğumuzu gördüm. Gördüklerim beni daha çok insanlara uyarıda ve tebliğde bulunmaya yöneltti.
Hepimizin dostları, komşuları vardır. Birlikte yer birlikte içeriz. Hiç haram-helali düşünür müyüz? Oğlumuzu karşı komşunun kızı ile ders çalıştırmaya gönderirken haram diye aklımıza gelir mi? Bir Müslüman olarak bunlara çok üzüldüğümü, neler yapmam gerektiğini uzun uzun düşündüğümü gördüm. Bu yaşantımızı değiştirmediğimiz sürece cenneti kazanmanın çok uzak olduğunu gördüm. ‘’Ey iman edenler; Allah’dan korkun ve herkes, yarın için önden ne göndermiş olduğuna baksın. Hem Allah’tan korkun; çünkü Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır ‘’… (Haşır:18 ) Değerli dostlar,vakit varken yaşantımızı gözden geçirmemizin acil ve çok önemli olduğunu sizlere tekrar tekrar anlatmama bilmem gerek var mı? Gerek iyilik ,gerekse kötülük hiçbir zaman karşılıksız kalmaz. Bizler bu dünyanın bir sınav yeri olduğunu, kişinin yaptıklarından hesaba çekileceğini,iyilik yapanların sevap alıp akabinde cennete kötülük yapanların ise günah kazanıp sonunda cehenneme gideceğine ,bununda ilahi adaletin bir gerçeği olduğunu biliriz. Yüce Allah’ın ilahi bir mahkemenin kurulacağına dair vaadi Kur’an-ı Kerimde muhtelif ayetlerde haber verilmektedir.’’ O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkarılacaklardır. Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükafatını görecektir.Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.’’ (Zilzal:6-8 ) Aynı şekilde İlahi mahkemenin kurulacağı, burada kimsenin itiraz hakkının olmayacağı hakkında ‘’Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine ,açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız. ‘‘Oku kitabını..! Bu gün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter’’ denilecektir.‘’(İsra:13-14 ) Bütün bunlar ‘’hesap gününüm’’ varlığını işaret etmekte olup,yaşantımızı Kur’an eksenli olarak Yüce Allah’ın rızasını kazanmak yolunda gayretli olmalıyız. Allah’ın rızasını ihmal ederek ebedi aleme gitmeyelim. Unutmayalım ki hesap günü çetindir. Daha sonrasında hatalarımızı telafi etme imkanımız da yoktur. İnsan olarak, ihmalkarlığımız sonucunda maddi anlamda zarar görmemiz kaçınılmaz olduğu gibi, Allah’a karşı ibadet ve itaatlerimizde dikkatli ve gayretli olmamamız manevi yönden de telafisi mümkün olmayan zararlara uğramız mümkündür. Rabbimizin engin rahmet ve mağfiretine sığınmalıyız. Zira o kendisine içtenlikle yönelen kulunu geri çevirmeyecek kadar şanı yüce olandır.
Bütün bu uyarı ikazlara rağmen günümüz insanları olarak,inaçlarımızı,Allah’ın emirlerine yatkınlığımız , tavırlarımız ve hareketlerimiz kendimizi ele veriyor. Bu halimize bakınca biz nerde,
Müslümanlık ‘’Mümin/mümine olabilmek’’ nerde diyoruz. Dünyanın bir alternatifi var; ‘’O’’ da Ahirettir. Ahiretimize Kur’an’ın hakim olmasını isteyenler, gayret edenler, hakkı ve hakikatı tebliğ yapanlar kazanacaklardır. Allah cümlemizi Hakkı ve hakikatı yaşayan ve tebliğ edenlerden eylesin derken hepinize mutlu ve huzurlu günler dilerim. Amin , selam ve dualarımla.
‘’İlmin Sahibi Yüce Allah’a Hamdolsun’’.


