GenelMektuplara Cevap

Kuran’daki anlatım üslubunun türünü nasıl tespit ederiz?

SORU: Kuran’daki bir anlatım üslubu­nun mecaz ya da sembolik olduğunu ya da olmadığını tespit edebilmek için önereceğiniz bir metot var mı?

CEVAP: Öncelikle sembolizmin ne olduğunu doğru tespit etmemiz gerekir. Yaşadığımız alemde bize sunul an nimetler, müşahede alanımıza giren bu dünyada görmemiz, dokunmamız, tatmamız ve mahiyetini görüp, bilip, kavramamız mümkün iken; Ahiret alemiyle ilgili sunulanlar için bu mümkün değildir. Örneğin Cennet nimetleri ve ce­hennem azabı gibi konuların hakikatini görmek, tatmak ve mahiyetini hakikatine uygun olarak id­rak etmek mümkün değildir.

İşte Allah Kur’an’da gaybi alemi bize anlatırken, bizim idrak seviyemize göre dünyadaki bildiğimiz bir takım şeyler ile anlatıyor. Bunu da mahi­yeti bizce bilinmeyen ahiret alemini bildiğimiz dünyadakilere benzeterek, yani teşbih yoluyla ya­pıyor. Bu nedenle gaybi alemi anlatan ayetlerin hepsi “müteşabih” ayetler olarak kabul edilir. Müteşabih demek, teşbih yoluyla anlatılan demektir. Buna Allah’ın zatı ve sıfatlarıyla ilgili açıklamaları ve meleklere ait bilgileri de dahil etmek mümkündür.

İşte bu konularla ilgili anlatımların hepsi sembolik anlatımlardır. Mahiyeti insan tarafından bil inmesi mümkün olmadığından insanın idrak se­viyesine göre bir takım semboller ile anlatma yön­temidir. Bu nedenle Allah Kur’an ayetleri için “bir kısmı Muhkem bir kısmı da müteşabihtir” buyur­maktadır. Ali İmran suresi yedinci ayetinde anla­tıldığı gibi. Müteşabih demek manası bilinmeyen demek değil, anlatıl an şeyin mahiyetini, görmeyen bilmeyen insan bilemez demektir. Ayetin manası açık ve anlaşılır hale sembolik anlatımla getiril­miştir. Örneğin: Cennet nimetleri bildiğimiz şeyle­re benzetilerek “üzüm bağları, altından ırmaklar akan köşkler, dolu kadehler…” gibi. Ancak bunların mahiyeti bildiklerimiz gibi demek doğru değil­dir. O alemin her şeyi oraya özgüdür.

Bu nedenle sembolik anlatım denilince gerçekliği olmayan şeylerin sembollerle ifade edilme­si akla gelmemelidir. Farklı dünyaların veya alemlerin nimetlerinin bilinen alemdekilere benzetile­rek anlatma yöntemidir.

Kur’an’ın dilinin Arapça olması nedeniyle, Arap edebiyatının kullandığı tüm sanatları Allah Kur’an’da kullanmıştır. Yukarda anlatmaya çalıştığımız teşbih bir edebi sanat olduğu gibi, mecaz da edebi bir sanattır.

Mecaz, bir kelimenin hakiki manasından başka bir manada kullanılmasına denir. Bunun se­bebi ise, kelimenin gerçek anlamında kullanılma­sına mani bir durumun olmasıdır. Bu özellikle Kur’an ayetleri için söz konusu olduğunda, Kur’an’ın bütünlüğü göz önünde bulundurularak o kelimenin gerçek manasında mı yoksa mecaz ma­nasında mı kullanıldığını tespit etmek mümkün­dür. Örneğin: “Allah’ın eli” (48/10), “Allah’ın vechi” (28/88) gibi ifadelerin hakiki manasında alın­ması Kur’an’ın tanımladığı Allah inancıyla bağdaşmayacağından mecazî anlamda kullanıldığına hükmedilir. Çünkü Allah zatıyla ve sıfatlarıyla yaratılmışlardan hiç birine benzemez, benzetilemez. Allah her şeyi bildiğini ve her şeyden haberdar ol­duğunu bize anlatmak için şöyle buyuruyor: “Al­lah’ın göklerde ve yerde olan her şeyi bildiğini görmüyor musun? Her hangi üç kişinin fısıldaşması halinde mutlaka dördüncüleri O’dur, beş kişinin de altıncıları mutlaka O’dur. Gerek daha az, gerek daha çok her nerede olsalar, mutlaka O, beraberlerindedir. Sonra yaptıklarını kıyamet gününde kendilerine haber verecektir. Haberiniz olsun ki, Allah her şeyi tamamıyla bilir.”(58/7)

Bunu hiçbir zaman bizi dinleyen veya seyre­den üçüncü bir şahıs gibi algılamak mümkün de­ğildir. O’nun görmesi, işitmesi ve bilmesi tama­men kendisine özgüdür.

Bir kelimenin mecaz mı yoksa hakiki anlamda mı kullanıldığını tespit etmenin yolu, kelimenin kullanıldığı cümlede hakiki anlamında alındı­ğı zaman İslam’ın genel anlayışına aykırı bir anlamı ifade etmiyorsa hakiki manasında alınır; değil­se mecaz olarak kabul edilir. Bu konu Allah’ın za­tı ve sıfatlarıyla ilgili olabilir, tüm gaybi konularla alakalı olabilir veya günlük hayatla ilgili kullanımlarda da olabilir. Örneğin: ekmeğini taştan çıkar­mak, alın terini yemek, bileğinin gücüyle geçin­mek, kitabı yutmak, gözü yememek ve benzeri ifadeler bizim dilimizde de hep mecazi anlamında kullanılan ifadelerdir.

Kur’ani deyimler olarak, ölülere duyurama­mak, gözlerine perde çekmek, kalplerine ağırlık  koymak, “sağırlar, dilsizler, körler,” kalplerinin mühürlenmesi, göğsün açılması, göğsün yarılması, Allah’ın eli, Allah’ın vechi, görmesi, bilmesi, Al­lah’ın yakınlığı ve benzeri ifadeler de mecazi anlamında kullanılmıştır. Bunların doğru anlaşılması için, doğru bir Kur’an anlayışına sahip olmak, di­le vakıf olmak ve İslamî literatürü de bilmek ge­rekmektedir.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir