GenelYazarlardanYazılar

Kur’an’da Salih Amel Kavram

Kelime Tahlili

Niyete ve iradeye bağlı olarak yapılan bilinçli fiil[1] anlamındaki “amel” sözcüğünün sıfatı olan “salih” kelimesinin kökü, “slh”dır. “Salah” sözlükte; iyi olmak, iyi hal üzere bulunmak, durumu düzeltmek, uygun olmak, fesadın yok olması ve doğruluk demektir. “Salih amel” ise, iyi, doğru, düzgün, yararlı ve hayırlı amel anlamındadır.[2]

“Salih amel” kavramı Kur’an’da; “amile amelen salihan” (salih amel işlemek), “amile salihan” (salih amel işlemek), “amilu ‘s-salihati” (salih ameller işlemek) ve “el-amalü ‘s-salihat” (salih ameller) şeklinde geçmiş salih amelin zıddı olarak” “salih olmayan amel”(Hud/46) ve “seyyie” (kötü amel) zikredilmiştir. (Tövbe/102)

“Salih amel” anlamına gelen “salih” kelimesi birçok ayette “iman” ile birlikte,[3] dört ayette “iman” ve “tevbe” ile birlikte[4] bir ayette “tevbe” ile birlikte (Furkan. 25/71); “salihat” kelimesi ise; ellibir ayette “iman” ile birlikte,[5] bir ayette “sabır” ile birlikte (!), bir ayette “iman’ zikir ve yardımlaşma” ile birlikte( Şuara, 26/227), bir ayette “iman namaz ve zekat” ile birlikte (Bakara. 2/277), bir ayette “iman ve itaat” ile birlikte( Hud, 11/23), bir ayette “iman, hakkı ve sabrı tavsiye” ile birlikte (Asr, 103/3) ve bir ayette “iman, takva ve ihsan” ile birlikte(Maide, 5/93) zikredilmiştir.

İman edip salih ameller işleyenler; doğru yolu bulan (Secde, 32/18), Muhsin ( Maide, 5/93), müflih/kurtuluşa eren( Kasas, 28/67), muttaki ( Meryem, 19/63) ve mü’min kimseler olarak tanıtılmıştır ( Secde,32/18).

Kur’an’a göre bir amel “salih” sayılabilmesi için; doğru niyetle yapılmalı (Allah rızası)  Kehf 18:110, doğru yöntemle yapılmalı (vahye uygun) Mülk 67:2, toplumsal ve bireysel fayda üretmeli Ra’d 13:29.

Kur’an salih amelin tek bir tanımını vermez, ancak içeriğini şu başlıklarda somutlaştırır: 

1.İbadetler: Namaz (Hac 22:77), zekât (Bakara 2:277), oruç, hac vb.

2.Ahlak: Doğruluk, sabır, tevazu, cömertlik, merhamet (Lokman 31:17-19).

3.Toplumsal Sorumluluk:  Adalet (Nisa 4:135), yetim hakkını koruma (Nisa 4:10), sözleşmelere sadakat.

4.Doğayı ve Düzeni Korumak: Bozgunculuk yapmamak, ıslah etmek (A’raf 7:56).

KUR’AN’DA “SALİH AMEL” GEÇEN AYETLERİN TEMATİK TASNİFİ

  1. İman + Salih Amel Formülü: Kurtuluş ve mükâfatın ana şartı olarak iman ile birlikte verilir: Bakara 2:25, 2:277; Nisa 4:57, 4:122; Maide 5:9; Yunus 10:9 Hud 11:23; Kehf 18:107; Meryem 19:96; Taha 20:75; Ankebut 29:9; Rum 30:15; Şura 42:22; Casiye 45:21;Ahkaf 46:13-14
  2. Ahiret Ödülü Bağlamı: Cennet, ebedî mutluluk ve Allah’ın rızasıyla ödüllendirme: Nisa 4:57; Hud 11:23; Kehf 18:107; Mümin 40:58; Fussilet 41:8; Ahkaf 46:14; Beyyine 98:7-8.
  3. Dünya Mutluluğu ve Huzuru: Hem dünyada hem ahirette güzellik ve bereket vaadi: Nahl 16:97; Ra’d 13:29; Hac 22:50.
  4. Fesad Karşıtı (Islah Bağlamı):Bozgunculuğun karşıtı olarak yapıcı, onarıcı eylemler: 28:77; A’raf 7:56.
  5. Tövbe ve Günahların Silinmesi: Tevbe sonrası kötülüklerin iyiliğe çevrilmesi: Furkan 25:70; Taha 20:82.
  6. Evrensel Mesaj (Gayrimüslimlere de Açık):Salih amel, tüm inanan topluluklara yönelik bir kurtuluş şartı olarak sunulur: Bakara 2:62; Maide 5:69

 NELER SALİH AMELDİR?

İnsanoğlunun kastî, yani bilerek yaptığı her iş, eylem, fiil “amel” kapsamına giriyor. Eğer bu eylem, iş, olumlu ve kabul edilir, faydalı ve doğru ise “salihât”tır, değilse “seyyiât’tır.

Kur’an’ı Kerim de daha detaylı bir araştırma yaptığımızdan nerelerde ve hangi eylemlerde birlikte “salihat” sınıfına giren eylemlerle karşılaştığımızı şöyle sıralayabiliriz:

a) Hak: Asr Süresinde: “Asra yemin olsun; İnsan hüsrandadır. Ancak iman edip salih amellerde bulunan, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.” derken; salih ameli imanın peşinden zikrederek onu imana bağlamış, sonra da “birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler” buyurarak onu hakka bağlamıştır. Hak, doğruluğu ve hakkı ifade eder. Bir yanıyla gerçeği gösterir. Diğer yanıyla haksızlığı bertaraf eder. Haksızlık, fasıklıktır. Doğrunun içine batılın karışmasıdır, bozulma ve kargaşadır.

b) Ahde Vefa: Bakara Suresi 62- 63. ayetlerde inanıp, “salih amel” yapanlar hangi toplumdan gelirse gelsin doğru yola girdikten sonra bağışlanacak ve Allah katından ödüllendirilecek oldukları belirtildikten sonra, İsrailoğulları ile Allah arasında yapılmış olan bir sözleşme hatırlatılıyor. Onlar kendilerine verilen kitaba kuvvetle sarılacaklarına ve onda olanı akıl da tutacaklarına kesin söz veriyorlar. Aynı konu Maide: 69. ayette de geçiyor.

c) Gerçeği kabul etmek, Yanlıştan vazgeçmek: Tevbe Suresi 102. ayette, savaştan geri kalan, Peygamberin emrine itaat etmeyen bazı kimseleri, daha sonra “salih olanla” “seyyieyi” yani, “doğru ve yapılması gerekeni” ile yanlış olan yapılmaması gereken bir suç”u nasıl anladıkları açıklanıyor ve “suçlarının itiraf ettiler. Onlara iyi işi (salih amel) kötüyle karıştırmışlardı. Allah’ın onların tövbesini kabul etmesi umulur. Çünkü O, bağışlayandır, merhamet edendir.” buyruluyor.

d) Zalim olmamak: Kehf Suresi 87. ayette, Zükkarney’in dilinden “zalim olanı cezalandıracağız, sonra o Rabbine döndürüldüğünde Rabbi ona görülmemiş bir azapla cezalandırır.” buyrulurken, zalim olmanın zıddı da 88. ayette şöyle açıklanıyor. “Kim de inanıp doğru olanı (yani zulüm, haksız olmayanı) yaparsa ona da güzel bir karşılık vardır…”

e) Allah’a kullukta başkasını ortak etmemek: Kehf Suresi 110. ayette “De ki: “Ben ancak sizin gibi bir beşerim. Bana, ilahınızın yalnızca bir ilah olduğu vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa artık salih bir amelde bulunsun ve Rabbine kullukta hiç kimseyi ortak koşmasın.” Yeni bir işin salih olabilmesi için bu işin Allah’tan başkasına kulluk, ibadet anlamına gelebilecek bir iş olmaması gerekir.

f) Namazı korumak ve arzularının esiri olmamak: Meryem Suresi 58 ve 59. ayetlerde, Allah’ın salih kullarında bazılarını adı anılarak, onlara verilen nimetler hatırlatıldıktan sonra, onların ardından gelen salih olmayan nesil şu ifadelerle veriliyor: “Onların ardında namazı bırakan, şehvetlerine uyan bir nesil geldi. İşte bunlar azgınlıklarının cezasını çekeceklerdir.”

g) Cenneti Kazandıran Çalışma: Secde Suresi, 12.ayette, cehennemliklerin ahiretteki arzusu şöyle dile getiriliyor: “Mücrimleri, Rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak: “Rabbimiz! Gördük ve işittik; şimdi bizi (dünyaya) geri döndür, salih bir amelde bulunalım, artık biz kesin olarak inananlarız.” (derlerken) bir görsen!”

Cenneti kazandıran salih amelin ne olduğunu devamındaki ayetlerde söyle sıralanıyor:

a) Ahireti unutmamak 32/14, b) Ayetler kendilerine hatırlatıldığı zaman, hemen teslimiyet gösterip, inanmak 32/15, c) Büyüklenmemek, böbürlenmemek 32/15, d) Rabbi, (övgü) ve tesbih ile secde etmek 32/15, e) Allah’tan hem korkmak hem de onun rızasını ummak 32/16, f) Onun verdiği rızıktan, ihtiyacı olunca dağıtmak 32/16, g) Yeryüzünde Allah’ın hoşnut olduğu bir yönetim 32/24. Nur Suresi 55. ayette salih amel kapsamına, yeryüzünde Allah’ın razı olduğu korkuların yerini güvene bıraktığı, sadece Allah’a kulluğa dayalı, adil bir iktidarın da dahil edildiğini görüyoruz.

“Allah, sizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara şöyle vadetmiştir: Onlardan öncekileri nasıl halife kıldıysa onları da yeryüzünde halife (:yetkili) kılar. Kendileri için razı olduğu dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştırır ve onları korkularından sonra güvenliğe kavuşturur. Onlar yalnızca bana kulluk ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Bundan sonra kim inkâr ederse işte onlar fâsıklardır.” (24/55)

İMAN – AMEL İLİŞKİSİ

Kur’an’da, salih amel doğrudan doğruya imanla ilişkilendirilmiş ve imana bağlanmıştır. Önce, tevbe ve gerçeklere iman, ardında doğru olanı yapmak gelir.

Bu sebeple de salih amelin açıklandığı çoğu ayet, “..innellezîne âmenû ve amülûs- sâlihât” diye başlar ve bu 61 ayette geçer.[6] Bunun anlamı şudur. “İnanıp, doğruları yapanlar…”

Kur’an’da, amel-i salih’in çoğunlukla imanla birlikte zikredilmesi, amelle imanın, bir arada bulunmalarının gereğine işaret eder. Salah ve iman sözcükleri, kuvvetli bir semantik bağ ile birbirlerine bağlıdırlar. Hatta salihat, davranış yoluyla dışa yansıyan “iman”dır da denilebilir.[7] Zira İslam, sadece itikadî, vicdanî ve nazarî bir din değil, aynı zamanda hayatın tanzimine yönelik ilke ve uygulamalar da getirmiştir.

Salih amel, imansız olamayacağı gibi, iman da salih amelsiz olamaz.

İman ve amel birbirini tamamlayan ve açıklayan bir bütünün iki yarısıdır. Her ne kadar kelamcılar tartışmalarında asırlarca amel imandan bir cüz müdür; değil midir? İman, sadece kalbin tasdikinden mi ibarettir; yoksa dil ile ikrar ve amelen isbat mıdır? sorularına farklı cevaplar vermişlerse de, görünen odur ki; cennete gidebilmenin şartı olarak Allah, Kur’an’da “imanla salih amel”i her zaman birlikte hatırlatmıştır.

İman-amel ilişkisi hususunda Kur’an’ın konuya yaklaşımı ortaya konulurken iman ve amel köklerinin geçtiği belli pasajlardan yola çıkmak yerine, imanın dünyevi ve uhrevi gayesi esas alınmalıdır. Problem, uhrevi felah/fevzi azim ve uhrevi azap/hüsranın yanı sıra, ‘Allah’ın sevdiği, razı olduğu beraber olduğu, başarılı kıldığı’ kişiliklerle ‘sevmediği yüz üstü bıraktığı, saptırdığı, lanetlediği, gazap ettiği’ kişiliklerin tutum ve davranışları bağlamında incelenmelidir.[8]

Kur’an imanı tanımlayıp mümini buna göre tanımlamak yerine, mümini tanımlayıp imanı buna göre belirlemektedir.[9]

İman, aslında kuru bir bilgi değildir. Amel ile hayat bulan bir bilinçtir. Amelsiz ve etkisiz kuru bir “inandım” sözü, kuru bir yaprak gibidir.


[1] Rağıb e-lsfehani, el-Müfradat fi Garibi’l-Kur’an; İbn Manzur, Lisanü’l Arab.

[2] İbn Manzur; Lisanü’l Arab.

[3] Mesela bkz. Bakara, 25, 62, 82, 277; 3/57; 4/57, 122, 173; Maide, 9, 69, 93; 7/42, 75; 10/4, 9; 11/23, 13/29; 14/23, Nahl,16/97; Kehf, 88, 107;19/96…

[4] Bkz. Meryem, 19/60; Taha, 20/82; Fürkan,25/70; Kasas, 28/67.

[5] Mesela bkz. Bakara,2/25, 82, 277; Al-i İmran, 3/57 Nisa, 4/57, 122; Maide, 5/9; A’raf, 7/42; Yunus, 10/4…

[6] 2/25,62,82,277; 3/57,122,124,173; 5/9,69,93; 7/42; 10/4,9; 11/11,23; 13/29; 14/23; 18/30,88,107; 19/60,96; 20/75,82; 22/14/23,50,56; 24/25; 25/70; 26/227; 28/80; 29/7,9,58 30/15,45; 31/8; 32/19; 34/4,37; 35/7; 38/24,28; 40/58; 41/8; 42/22,23,26; 45/21,30; 47/2; 48/29; 64/9; 65/11; 84/25; 85/11; 95/6; 98/7; 103/3.

[7] Toshihiko Izutsu, Kur’an’da Dini ve Ahlâkî Kavramlar,

[8] Murat SÜLÜN, Kur’an-ı Keri Açısından İman-Amel İlişkisi, s.420

[9] Murat SÜLÜN, Kur’an-ı Keri Açısından İman-Amel İlişkisi, s.304

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir