
Allahümme ecirna min şerrin nisa gibi ifadeleri nasıl karşılıyorsunuz?
SORU : Bazı dua kitaplarında “Allahümme ecirna min şerrin nisa”, “Allahümme ecirna min belainnisa”, “Allahümme ecirna min fitnetin nisa” şeklindeki ifadeleri nasıl karşılıyorsunuz?
CEVAP: Bu cümlede kullanılan “E.C.R” kökünden gelen “ecirnâ” ifadesi yardım dilemek, korunma istemek anlamına gelmektedir. Hal böyle olunca yukarıdaki cümlelerin anlamı şudur: “Ey Allah’ım! Bizi kadının şerrinden, kadının belasından, kadının fitnesinden koru.” Burada kadınları hor görmek, küçümsemek, daima kötü ve kötülüğün kaynağı gibi görmek doğru bir anlayış değildir. Bir erkek için kadın fitne olduğu gibi, kadın için de erkek aynı derecede fitne olmaktadır. Buradaki anlayış genel bir temenni olması kaydıyla kabul edilebilir. Allah Kuran’da: “Mal ve evlat dünya hayatının fitnesidir”, “Mal ve evlat dünya hayatının ziyneti/süsüdür” buyuruyor. Aynı şey hem ziynet hem de fitne olarak nitelendiriliyor. Bu fark insanın bunlara yaklaşımı ile ilgilidir. “Servet ve oğullar, dünya hayatının süsüdür; ölümsüz olan iyi işler ise Rabbinin nezdinde hem sevapça daha hayırlı, hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır.(18/46) “Size verilen şeyler, dünya hayatının geçim vasıtası ve süsüdür. Allah katında olanlar ise, daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hâlâ buna aklınız ermeyecek mi?” (28/60) “Ey iman edenler, haberiniz olsun ki, eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olan vardır, o halde onlardan sakının! Ne var ki, affeder, kusurlarına bakmaz, örterseniz, şüphe yok ki, Allah, çok bağışlayandır, merhamet edendir. Mallarınız ve çocuklarınız sizin için ancak bir fitnedir. Allah ise, büyük ecir O’nun katında olandır (64/14-15).
Aynı şey bir durumda fitne, bir başka durumda ziynet olarak ifade diliyor. Yine Felak suresinde: “De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!”(113/1-5)
Dikkat edilirse birinci ayette bütün yaratılanların şerrinden “sabahın rabbine” sığınmamız isteniyor. Bu demek değildir ki bütün yaratılanlar kötüdür. Asla böyle bir anlama gelmez. Eşyadan nasıl istifade edeceğimizin yol unu ve hükmünü Allah belirlemiştir. Onun hükmüne uyarak meşru kıldığı yoldan istifade etmek insan için ibadet hükmünde bir eylem olarak değerlendirilirken; bu yol u ve hükmü hesaba katmadan ona yönelmek ise kabahat olarak karşımıza çıkmaktadır.
Peygamberimiz arkadaşlarına aile saadetinden bahsederken: “İnsanın hanımıyla yakınlaşmasının sevabından bahsedince, arkadaşları tebessüm ederek hayretle sorarlar: “Ya RasulAllah bunun da sevabı olur mu?” deyince, Peygamberimiz (as): “Elbette sevabı vardır. Siz bu ihtiyacınızı meşru olmayan ‘zina yoluyla’ giderseydiniz günah olmayacak mıydı? Helaline yönelmenin elbette sevabı olacaktır” buyuruyor. İşte bu mantıkla baktığımızda eşyadan meşru bir şekilde istifadeye yönelmemiz ibadet, meşruiyetin sınırlarını tanımadan, helal-haram demeden içine dalmak ise bizim en büyük fitnemiz olmaktadır.
Fitne en kısa tanımıyla, kul ile Allah arasına giren ve Allah’tan uzaklaştıran şeydir. Bu kadın olabilir, mal hırsı olabilir, çocuklarımızın geleceği düşüncesi olabilir, bizim gelecek kaygımız, korkumuz veya makam/mevki hırsımız olabilir. İşte bu minval üzere olan anlayış bir fitnedir, beladır ve bizim için şerdir. Bunların tümünden Allah’a sığınmamız gerekir.
Bir erkek için kendisini haramdan koruyan kadın, helal yoldan kazanılıp Allah yol unda harcanan mal, Allah’a ibadette, anne-babasına itaatte kusur etmeyen evlat, dünya hayatının ziyneti, Allah’ın kuluna en güzel nimetidir. Dünya ve içindekilere işte bu pencereden baktığımızda düğüm çözülecektir.


