Genel

Başlıksız Bir Vicdan: Gazze’li Çocuklardan Af Diliyoruz

Rahmi ŞAFAK

Dünyanın bir yanında, ekranlarımıza düşen silik görüntülerde çamurun içinde çıplak ayaklarıyla yürüyen çocuklar var. Gözlerinde hem çocuk kalmanın masumiyetini hem de savaşın vahşetini aynı anda taşıyorlar. Onlar Gazze’nin çocukları. Açlığa, susuzluğa, korkuya ve ölüme gözlerini açan, gıdasızlıktan bedeni eriyen, sefaleti çocuk yaşında ruhuna işleyen o minik bedenler… Ve biz, bu zulme karşı elimizden bir şey gelmeyenler, onlardan af diliyoruz.

Bir Yüzyılın Sessiz Tanıkları: Gazze’nin Çocukları

Gazze’de doğmak artık çocuk olmak değil. Uyandıklarında oyun değil, bomba sesleriyle başlıyor günleri. Karnını doyurmak değil derdi, hayatta kalmak. Dış dünya için istatistiklerden ibaretler: “Bugün şu kadar çocuk öldü”, “Bu kadar çocuk açlık sınırının altında yaşıyor.” Oysa her biri bir anne duası, bir baba hayaliydi. Ve biz, onların gözlerimizin önünde yok oluşuna sessiz kalanlar, onların yükünü sadece vicdanımıza değil, insanlık tarihine de yazdırıyoruz.

Ne Yapamadık?

Ekran başında birkaç saniyelik üzülmenin ötesine geçemedik. Paylaştık, konuştuk, dua ettik. Ama kuşatmaları kıramadık, bombaları durduramadık, suskunluğu aşamadık. O çocuklara bir bardak su bile ulaştıramadık. Onların bir dilim ekmeğe uzanan ellerini tutamadık. Ellerimiz temiz kalmadı, çünkü gözlerimizin önünde olan bu acıya karşı çaresizliğimiz bizi de kirletti.

Bir Özür, Bir Dua

Ey Gazze’nin aç çocukları…

Sizler yatağa aç girerken, biz tokken bile doymayı unuttuk. Siz bombaların altında korkarken, biz gökyüzündeki yıldızlara bakarken bile kendimizden utandık. Siz ölümle yaşarken biz hayata sessiz alıştık. Biz sadece uzaktan bakan, elinden bir şey gelmeyen ama yüreği yanmış insanlar olarak sizden özür diliyoruz.

Bizi affedin… Ellerinizle tutamadığımız ekmek için, gözyaşınızı silemediğimiz için, başınızı koyacak güvenli bir yastık sağlayamadığımız için…

Belki affetmek, sizin yüreğiniz kadar büyüklere mahsus… Belki de biz affedilmeyi hiç hak etmedik. Ama yine de söylüyoruz: Affedin bizi, küçük kardeşlerimiz.

Her sabah gözlerimizi açtığımızda özgür bir şehirde nefes alabiliyor olmak bir lütuf değil, bir sorumluluktur. Gazze’nin çocuklarına karşı sorumluluğumuz sadece onları izlemek değil, seslerini duyurmak, yaşama haklarını savunmak ve vicdanlarımızı susturmamaktır. Çünkü bir çocuğun açlıktan ölmesi, sadece bir coğrafyanın sorunu değil; tüm insanlığın iflasıdır.

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir