
Bir Darbe Denemesi, Bir Duruş Sorunu
Toplumun büyük kesimi gibi bende 15 Temmuz gecesi büyük bir şok yaşadım. Türkiye’nin artık yeni bir darbe yaşayabileceğini öngör (e) meyenlerdendim çünkü. Açıkçası darbe dönmelerinin geride kaldığını düşünüyordum. Tabi bunda son üç genelkurmay baş- kanını duruş ve söylemlerinin etkisi inkâr edilemezdi. Biz beklemesek de belli ki (son çare/ seçenek) olarak birileri bugünlere hazırlık yapıyormuş.
Gün geçtikçe yeni detaylar gün yüzüne çıkıyor. Malum paralel yapının icracı olarak görev aldığı bu darbenin asıl planlayıcıları ve başarılı olabilselerdi nihai hedefleri de meydana çıkacaktır elbette. Benim odaklandığım iki mesele var bu darbe meselesinde. Ancak bu iki meseleye girmeden önce altını çizmemiz gereken bir husus var ki o da darbe konusunda Müslümanlar olarak duruşumuz ne olmalı meselesi. Darbe kimden gelirse gelsin kötüdür, zulümdür. Yapanın ya da yapılanın kimliği, siyasi tercihleri veya hedeflerine göre darbe iyi ya da kötü olamaz. Yani “benim darbem iyidir’’ gibi bir düşünceyi benimsememiz söz konusu olamaz. Hani olmaz da, söz gelimi kendinin tevhidi Müslümanlar olarak adlandıran bir kesim çıksa, darbe ile ülke yönetimini ele geçirmeye çalışsa bu bile caiz olamaz. Çünkü İslam cebr ile hileyle sonuç elde etmeyi kabullenmez. Böyle yöntemle elde edilen hiçbir gücü sahiplenmez ve başarı görmez. Çünkü bu İslamın şanına şerefine uygun düşmez. Gelelim yukarıda bahsettiğimiz iki meseleye.
Darbeye karşı olmak, demokrasiyi sahiplenmekten başka seçenek bırakmaz mı?
Darbeye karşı olduğu halde darbeyi görece olarak dışarıdan değerlendiren, eleştiren Müslümanların darbe başarılı olsaydı nasıl bir duruş geliştireceği meselesi.
İlk olarak atlayamayacağım bir konu var ki, camilerden insanların demokrasiye sahip çıkmaya çağırılmaları içimi acıttı. Asla küçümsenemeyecek bir rol oynadı o gece camiler. Buna itirazımız yok. Darbenin başarısız olmasında en büyük etken halkın sokağa çıkması ise bu öncelikle Cumhurbaşkanının sokağa çıkın çağrısı, ikincisi camilerden okunan ezanlar, salalardır. Ama darbeye karşı durun, demokrasiye sahip çıkın denklemi sistem için ne kadar doğru bir çıkarımsa Müslümanlar için bir o kadar sorundur. Ama maalesef birçok insan darbeye karşı çıkacağım derken demokrasi deryasının serin sularına hepten alıştı. Öyle bir durumda bile sistem refleksleri tebaayı demokrasiye çağırmayı es geçmedi. Camileri geçtim meydanlarda koca koca hocalar halkı demokrasiye sahip çıkmaya çağırıyor.
Peki, biz ne yapmalıydık. Darbeye karşıyız tamam, sonra? Sonrası yok işte. Televizyon başında kritik yapmak. En iyi bildiğimiz iş sonuçlar üzerinden durum değerlendirmesi yapmak değil mi? Yine yaptık yapacağımızı, çok iyi tahliller (!) yaptık, bundan sonraki olası hamleler konuştuk, üffff be yine çok akıllıyız, her bişeyi biliyoruz, yine kahretsin çok şey biliyoruz bee!!!!!!!!!
Bi dakka ya bu vatan bizim değil mii? Biz neciyiz bu ülkede? Tamam, anladık darbeye de demokrasiye de karşıyız ama bu meydanlardan kaçmamızı gerek tirmez. Aksine meydanlara inip, insanlara darbenin de demokrasinin de kötü olduğunun anlatabilirdik beklide. Belki de bu bir fırsat olabilirdi. Olmasa bile tarafsız olmaktan, öyle algılanmaktan iyiydi derim. Yoksa meydanlara giden halka siz gidin darbeye direnin, becerebilirseniz bizde sizler gibi darbenin zulmünden kurtulmuş olalım, ucuzculuğunu mu tercih ettik, iğrenç bir tercih olurdu doğrusu. Darbe bir zulüm ise zulme karşı tüm mağdurlar ve mazlumlar yan yana olmalı değiller miydi? Yan yana gelirsek demokrasilerini bize bulaştırırlar diye mi korktuk yoksa.
İkinci olarak darbeye karşı olduğu halde, darbeyi görece olarak dışarıdan değerlendiren, eleştiren Müslümanların darbe başarılı olsaydı nasıl bir duruş geliştireceği meselesi. Benim kendi adıma düşünmek bile istemediğim, aklıma geldikçe irkildiğim bir durumdur, doğrusu bu. Sabah akşam (ekseriyetle haklı olarak) eleştirdiğimiz hükümet devrilmiş, yerine eleştirmeye cesaret bile edemeyeceğiniz bir yönetim gelmiş. Adeta oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibi olurduk herhalde. Birçok sosyal medya kalemşorunun bütün sermayesi tükenecekti ne yazık ki. Şaka bir yana gerçekten darbe başarılı olsaydı hayatımızı ne kadar etkilerdi hiç düşündük mü? Hayatımızda bugün artık sıradanlaşan bir çok şeyin en azından belli bir dönem lüks ya da imkansız olacağı günler birden kapımıza dayanmıştı ki Allah korudu. Planları ellerinde patladı çok şükür beceremediler. Onlar beceremediler tamam ama biz Müslümanlar da bana göre hazırlıksız yakalandık. Başta da ifade ettiğim gibi toplum olarak darbeye hazırlıksız yakalandık kabul ancak daha acısı özelde Müslümanlar olarak darbeye karşı hiçbir düşünsel hazırlığımız yoktu. Hazırlığımız olmadığı gibi darbe esnasında da iyi bir sınav veremedik. Hızlı ve etkili kararlar verip doğru bir duruş sergileyemedik.
Tek tesellimiz ‘’demokrasiye sahip çıkma rezilliğine bulaşmamış olmak’’ olmamalıydı. Demokrasi kötü kesinlikle bunda mutabıkız, ancak darbe ve getirdikleri daha da kötü. Ve biz bu kötüler karşısında çok kötü bir sınav verdik. Yakın vadede bölgemiz açısından belki de dönüm noktası sayılabilecek bir olayı biz tribünden seyretmişiz suçluluğunda yaşamak iç acı- tıcı bir durum. Demokrasiye sahip çıkmadan da vatana sahip çıkılabilineceğini göstermemiz gerekirdi. Çünkü vatanı yönetenler öyle olmasa bile vatan mukaddestir. Yanlış yönetilmek vatanın suçu değil, vatandaşın suçudur. Bu son kalkışmanın bir son olmadığı konusunda artık genel bir kanı oluştu. Umarım bir daha olmaz, ama olursa Müslümanlar olarak bunu düşünsel ve eylemsel bir altyapı oluşturmalı ve hazırlıklı olmalıyız. Bakarsınız öyle bir anda alacağımız inisiyatif, göstereceğimiz performans başkaca kapılar bile açar. Siz bilmezsiniz Allah bilir.
Rabbimiz bizi sınavlarına hazırlıksız yakalananlardan eyleme


