GenelOkuyucu Yazıları

Dini Kaynağından Öğrenmek ve Biçimci Müslümanlık

Ali Göçmez

Din, insanın hem kalbini hem de toplumsal hayatını ahlak ve adalet ölçüsünde düzenleyen bir yol göstericidir. Kur’an ve Sünnet, müminin hayatına rehberlik eder; helali ve haramı, hak ve batılı, adalet ve zulmü net bir şekilde ortaya koyar.

Fakat kişi dini yanlış kaynaklardan öğrenirse, gerçek İslâmî ahlakı kaybeder ve menfaatine uygun yorumlara yönelir. Bu gün karşılaştığımız temel problem budur: Dinin özünü anlamayan insanlar, biçimsel dindarlığı menfaatlerini koruma aracı hâline getirmektedir.

Din, insanın iç dünyasını ve toplumsal ilişkilerini ahlakla yoğuran bir ölçüdür; dini şekilcilik zanneden veya sakal bırakmak, entari giymek ve misvak kullanmak gibi şekilciliği din zanneden kimse ise taklit etmeyi dindarlık zanneder. Ama taklit bebeklerin henüz akıl baliğ olmadığı, hayatının ilk yıllarında yaptığı şeydir ve o zaman için makuldür. Ama kendisine akıl ve düşünme yeteneği verilmiş insan için doğru değildir. İnsan, akıl sayesinde yaptığı şeyin doğruluğunu veya faydasını, zararını anlar. Bugün bazı insanlar için dindarlık, sadece uzun sakal, gösterişli tesettür, sosyal medyada dua videoları paylaşmak veya “Elhamdülillah Müslüman’ız” temalı içerikler üretmekten ibarettir. Ancak aynı kişiler, kul hakkına riayet etmeyi, yetim malına göz dikmemeyi veya kamu malını zimmetine geçirmemeyi ihmal edebilmektedir. Bu, Peygamberimizin:“Hile yapan bizden değildir.” (Müslim, İman, 107) hadisine aykırıdır.

Zulme Karşı Hakkı Savunmak ve Cihadsız Müslümanlık

Gerçekte İslâm, sadece ibadetleri yerine getirmekten ibaret değildir; adalet, ahlak ve sorumluluk bilinci ile bütünleşmiş bir yaşam tarzıdır.” Bir Müslüman için gerçek iman; zulmeden siyasi otoriteler karşısında hakkı söylemeyi, hakkı savunmak için menfaatini, mevkiini, işini, geleceğini veya canını tehlikeye atmayı gerektirir. Cihatsız Müslümanlık, Müslümanlık değildir.

Burada cihad sadece savaş anlamına gelmez; aynı zamanda:

Zulme sessiz kalmamak,

Mazlumun hakkını savunmak,

Hakkı ve adaleti gözetmek,

Kul hakkını korumak da cihadın bir parçasıdır. Biçimsel, çıkar odaklı dindarlık bu sorumlulukları yerine getirmez ve dinin ruhunu bozar.

Gazze’de Ateşkese Rağmen Saldırılar ve Ölümler

Güncel örnekler, “biçimsel dindarlığın” ve zulme sessiz kalmanın sonuçlarını gösteriyor: Gazze Şeridi’nde 2025’teki çatışmalarda toplam can kaybı 70.112’ye ulaştı. (Wafa, 2025) Ateşkese rağmen, ilk 50 gün içinde saldırılarda en az 357 kişi hayatını kaybetti. (AA, 2025) Son bombardımanlarda ise 25 Filistinli şehit oldu. (Yeni Şafak, 2025)

Bu tablo, zulme karşı sessiz kalmanın ne kadar ağır bedeller doğurduğunu ve mazlumların hâlâ tehlike altında olduğunu göstermektedir.

Gerçek Dindarlık ve Kaynağa Dönüş

Kur’an, müminlere adaleti, tevazuu ve kul hakkına riayeti öğretir:

Haksızlık karşısında susmamayı,

Zayıfı korumayı, güçlüye karşı hakkı savunmayı,

Helali gözetmeyi, haramdan sakınmayı.

Dinin kaynağı Kur’an, Peygamberimizin sünnetidir. Akıl ise dini anlayıp uygulamayı sağlar. Bu kaynaklardan öğrenilen din, insanı hem bireysel hem toplumsal olarak olgunlaştırır. “Ahlakın olmadığı bir ilmî çaba, topluma fayda vermez; sadece gösterişi besler. İslâmî topluluklar, bilgiye değil, sadece şekle ve gösterişe dayandığında, gerçek adaleti ve hakkı göremezler. Dolayısıyla, dinimizi kaynağından öğrenmek ve hakkı savunmayı hayatın merkezine koymak, gerçek Müslüman olmanın yegâne yoludur.

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir