
Yanlışa yanlış demenin suç olduğu zamanlara geldik. Bir yanlış gördüğümüzde bunun düzeltilmesi için yanlış yapana bu yanlıştır dediğimizde artık suç sayılıyor. Üstelik yanlışı yapan yaptığının yanlış olduğunun bilincinde olmadığı gibi farkında da değil. Dahası yaptığı yanlışı herkesin doğru bir şekilde görmesi gerektiğine inanıyor. Bununla da kalmıyor yaptığı yanlışın herkes tarafından doğru kabul edildiğine inanıyor. Bu aşamadan sonra süreç daha feci işliyor. Yanlışı yapan, yaptığı yanlışın yanlış olduğunu söyleyenleri düşman addediyor. Düşman addettiği kişilere küçümseyerek davranmaya çalışıyor. Bu aşama artık cahilliğin üst düzeyi olarak yürürlüğe giriyor. Çünkü yanlış yapan yaptığı yanlışı doğru, doğru olanı yanlış algılamaya başlıyor. İşte bütün kötülükler de buradan sonra başlıyor. Nasıl mı?
Yanlışının doğrusunu öğrenmediği için yanlış yapan kaybediyor. Çünkü doğru bütün zamanlarda geçerliyken yanlış belli zamanlarda geçerlidir. Hatta yanlış sınırlı zamanlarda sınırlı mekânlarda ‘torpilli olunan’ kişiler nazarında geçerli olabilir. Doğru ise bütün zamanlarda geçerlidir. Dahası doğru kimse tarafından kabul görmediğinde bile geçerlidir. Dinler tarihine baktığımızda bazı dinlerin inananı bir avuç insanken inanmayanları çoğunlukta olduğu halde o dindeki doğru günümüze kadar gelmişken inanmayanlardaki yanlış o dönemle sınırlı kalmıştır.
Çıkar ilişkisi yanlış bir ilişkidir. Günümüzde çıkar ilişkisine yanlış demek suç sayılıyor. Yalakalara yalaka demek suç sayılıyor. Bu da yalakaların sırtını dayadıkları yalakaların çokluğundan ileri geliyor. Yani yalakalar yalakalara yalakalık yapıyorlar. Yalaka üste yalakalık yapıyor alttakiler de yalakaya yalakalık yapıyor. Yalakalık hiyerarşisinde yalakalık yapmayana yer yok. Yalakalık yapmayan yalakalık yapanlara yalakalık yapıyorsunuz dediğinde yalakalar bunu suç sayıyor. Uyuşturucu kullananlara uyuşturucu kullanıyorsunuz bu yanlıştır demenin suç sayılması gibi.
Yanlış şimdi güçlü ve taraftarı çok olabilir ama doğru bütün zamanlarda geçerlidir!



