Genel

En iyi erkek ölü erkektir!!!

Güven Akıncı/Her Taraf

Ne kadar farkındayız bilmiyorum ancak en iddialı olduğumuz yerden darbe alıyoruz. En almazımıza iniyor kocaman yumruklar. Takâtimizi kesiyor, konuşamıyoruz bile. Hep övüne geldiğimiz, Batı’yla her mukayesemizde tartışmasız hemfikir olduğumuz nadir konulardan sayılan aile kurumumuz iyiden iyiye alarm vermeye başladı.

Oysa hem toplumsal hem bireysel hikayemizin travmatik fluluklarını, hep aile kurumunun dayanışmacı, bağışlayıcı, tahammül edici konforunda berraklaştırmıştık. O eskilerin, her yaraya sürdükleri kara merhemdi aile, hepimiz için.

Sonra hane-i saadetimize kâbus çöktü. Binlerce yılın yabancısı bir kâbustu bu. Öncesi olmayan, sonrası kestirilemeyen bir dehşet! Kadınlarımız öldürülmeye başlandı..

Tarihi hafızada erkeklerin kavgasını, başındaki yazmayı atarak suspus eden kadın nasıl oldu da öfkenin odağı haline geldi/getirildi? Başındaki “çaput” ile savaşlar durduran kadın, nasıl oldu da kendi canını sakınamaz oldu?

Hatırlarsınız! Önceki haftalarda ülkemizde, bir baba eski eşinden intikam(!) almak için iki öz çocuğunu öldürüp intihar etti. Herkes birbirinin aynı cümlelerle olayı yorumladı. Cumhurbaşkanı da aynı tepkiyi gösterdi! Sonra unutuldu bu korkunç olay. Bu kadar mı yani?

O babayı çocuklarını öldürmeye sevk eden çıldırmışlık üzerine kimse kafa yormak istemedi. Üzerine düşünmek diyorum düşünmek! Hak vermek değil, anlamak değil sadece bir insan iki küçük evladının canına nasıl kıyar? Bu kınanıp geçilecek üzerinde düşünülmeyecek bir trajedi mi?

Katil babanın kardeşi ekranlara şöyle dedi “ benim abim bu değildi. Hiçbir şey göründüğü gibi değil. Bu kadın bir şeytan”

Çoğumuzun bilmediği kahrolası gerçeği bir haber kanalından öğrendik. Kadın uluslararası bir dolandırıcılık, yağmacılık şebekesinin dişi unsuruymuş. Şu anda kadın bu suçlardan dolayı aranmakta. Cumhurbaşkanı bu konuda da yanıltıldığı için hiçbir gazeteci olayın üzerine gitmedi. Bu kriminal anne konusu muhtemelen Cumhurbaşkanı’ndan saklandı.

Yanlış anlaşılmaktan korkarım. Bir kez daha belirtmeden geçmek istemiyorum ki, katil baba’nın mazur görülecek yanı yok. Sadece bir insan bu hale nasıl gelir, noktası üzerine düşünmeye davet etme amacındayım.

Bakınız, açık konuşalım! Toplumsal hiçbir sorunumuzu dürüstçe tartışmadan çözemeyiz. Birilerine şirin görünmek için, popülist ayrıcalık için, oy almak için, karı-kız tavlamak için gerçeğin üstünü örtemeyiz.

Konuşalım ama açık yüreklilikle! Çünkü bu konu ne hormonal zayıflıklarımıza ne de kişisel ihtiraslarımıza zemin bulacağımız bir konu değil. Sözkonusu olan neslimiz, geleceğimiz..

Duygu Asena’nın “Kadının Adı Yok” günlerini çoktan geçtik. 1986 yılı Türkiye’sinde Duygu Asena haklıydı. 30 yıl geçti o günden bu güne. Sosyolojinin yüzde 75 i şehirlerde yaşıyor artık. Sevgiliyle muhallebicide buluşulan günlerden, “ 15 dk dır mesajıma cevap vermedin”li günlere geldik. Güncellemediğimiz ne kaldı ki, kadın-erkek ilişkilerini güncellemeye bu kadar direniyoruz?

Evlilikler niye bu kadar zorlaştırılıyor, boşanmalar neden “ölüm”ün diğer adı gibi bizde?

İslam toplumları da dahil Dünya’nın tanıdığım hiçbir toplumunda, kadın-erkek ilişkileri bizdeki kadar sağlıksız değil dersem umarım bana kızmazsınız. O beğenmediğimiz Araplar da, Ruslar da, İranlılar da, Latinler de…

Evet onların hiçbiri evlilik ve boşanmayı bizim kadar ölüm-kalım davası haline getirmemişlerdir. Ne kadın iradesini kullanmayan,erkeğin mülkiyetinde bir “meta”, ne de erkek ölümüne sorumluluk üstlenmiş dünyanın bütün sıkıntılarını yüklenmiş bir “enayi”…

Ülkemizde, AB’ye uyum yasaları çerçevesinde çıkarılan kanunlar kadın cinayetlerini artırmaktan başka bir işe yaramadı. İstatislikler orada, isteyen baksın. Ezberden konuşmayalım. Eğer kadın cinayetlerinin neden arttığını anlamak istiyorsak dürüstçe bu gerçeği koyalım masaya. Nafaka, mal paylaşımı, çocukların velayeti gibi konu başlıklarını kültürel dokumuza uyup uymadığına bakmaksızın AB’den olduğu gibi aldık.

Ayrılık durumunda bir dönem eşim dediği insanın hakkını vermek istemeyen, çocuklarıyla ilgilenmeyen, nafakaya tenezzül eden onursuz erkek türü bir yana( ki devletin yaptırım için AB pratiklerine ihtiyacı yok bu vasatta) mal paylaşımı ve nafaka konusu adilane bir çözüme kavuşturulamadı.

Hayatındaki bütün yoksunlukların yegane sebebi olarak erkek türünü gören çoğunluğu sorunlu kişiliklerin oluşturduğu( istisnalar bahsi diğer) militanist kadın örgütlerinin “cezalar caydırıcı değüüülllll” gürültüleriyle cezalar artırılmış olsa dahi kadın cinayetleri önlenemez.

Adam iki çocuğunu öldürüp intihar ediyor, buna nasıl bir caydırıcı ceza vereceksin ki zaptolsun, bre gafil? Sebepler konuşulmalı sebepler!

Bizim toplumumuzda erkek, ailenin bütün yükünü omuzlayıp hayatını sürdürmek zorunda. Diğer toplumlarda böyle olduğunu mu sanıyorsunuz?

Evin iaşesini teminden ailenin güvenliğine, çocukların gelecek planlamalarına, dışarıda hayatın sevimsiz sorunlarıyla baş etmeye kadar herşey erkeğin vazifesi olduğu bir başka sosyoloji yok Dünya’da..

Var diyen çıkarsa dinlemeye hazırım!

Japonya’dan Amerika’ya, Norveç’ten Mozambik’e kadar dünyanın her yerinde kadınlar hayatlarını sürdürmek için onur kırıcı işler dahil çalışmak zorundadırlar. Bu toplumlardan hiçbirinde “kocası kadına bakmıyor” diye bir anlayış yok. Hayatın müşterekliğine ama her konuda inanmış kadınlar. Bizde böyle mi siz söyleyin? Ama dürüstçe!

İslam bu konuya nasıl bakıyor diye sorsak, herkes yüce dinimizin kendine uyan taraflarını konuşmaya yeminli. Örneği; evet dinimize göre kadın evin iaşesinden sorumlu değil. Peki, olası ayrılık halinde mal paylaşımına da İslam noktayı nazarından baksak ya..Ya da miras hukukuna… Bir diğer kesime göre ise, kadının eşit birey olmasına engel İslam…Hiç birimiz dürüst değiliz.

Kimse kültürel marazlarını, kişilik problemlerini İslam’a maletmesin lütfen!

Bu yazıyı Sema Maraşlı hanımefendinin “Erkeklerde İnsandan Sayılsın” başlıklı makalesi tartışmaları çerçevesinde katkı olsun diye yazdım, ki samimi gözlemlerimdir…

 

Önemli Not: Yukarıdaki yazı, yazarın şahsi görüşlerini içermekte olup, İktibas Çizgisi.com un yayın ve düşünce yapısını yansıtmıyor olabilir. İktibas Çizgisi olarak, kâr amacı gütmeyen yayın politikamız gereği okumaya değer bulduğumuz yazıları, takipçi kitlemizle buluşturmak için tam metin olarak yayınlıyoruz

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir