
Harut ve Marut melik midir? Melek midir?
SORU: Bakara Suresi 102 inci ayette geçen Bâbil’deki iki melek Hârut ve Mârut güçlü iki melik yani hükümdar mı? Yoksa bunlar mecazî iki isim olup ayette asıl anlatılmak istenen sihrin her daim yasak olması mıdır?
CEVAP: Harut ve Marut’un iki hükümdar olması düşüncesi yerine oturan bir düşünce olarak gözükmüyor. İfade edilenlerden anlaşıldığı kadarıyla Babil bir şehir veya site devleti diye bileceğimiz bir mekândır. Bir beldede de iki melikin olması işin tabiatına aykırı olduğu gibi; Hükümdar’ın halkın arasına karışarak sihir öğretmesi de hükümdarlık sıfatıyla bağdaşmaz. Fakat iki melek halkın arasında dolaşıyor ve onlara sihir öğretiyorlar. Ve öğrettikleri halka şöyle diyorlar: “Hâlbuki o ikisi: «Biz ancak bir imtihan için gönderildik, sakın sihir yapıp kâfir olma!» demedikçe bir kimseye büyü öğretmezlerdi” cümlesi onların imtihan için gönderilmiş iki melek olduğunu ortaya koymaktadır.
Elbette sihir yapmak her zaman meşru olmayan bir iştir. Ancak İsrail oğulları arasında sihir o kadar yaygın hale gelmiş ki, Allah Teâlâ Musa (as) verdiği mucizeleri sihirbazların yapmış olduğu sihirleri ve sihirbazları etkisiz hale getirecek bir ayet olarak vermiştir. Musa (as) dan çok sonra gelen Süleyman (as)ın ardından vuku bulan bu olay zamanı sihir işi daha da ileri bir boyuta varmış ki, sihrin şerrinden kurtulmak için onların nasıl hile yaparak bu işleri kotardıklarının perde arkasını gösteren Harut ve Marut insanlara büyü budur diye öğretiyorlar ve öğrettikleri kimselere de “bununla büyü yaparak sakın kafir olmayın” diye öğüt veriyorlar. Durumu anlamak için şöyle bir örnek verelim: insanları tehdit etmek ve zarar vermek için konulan bombaları imha etmek için bombanın nasıl yapıldığını ve bunu imha etmek için yapılması gereken bilgiyi insanlara öğretmek gibi. Bombanın yapısal özelliklerini bilmeden nasıl etkisiz hale getirileceğini de bilemezsiniz. Bu nedenle bombayı imha eden bombanın yapılışını da bilir. İşte bu ekip korunmak için öğrettiği kimselere sakın bomba yapıp da sizde caniler gibi olmayın demesi gibi bir durum olarak düşünüle bilir. İşte bunlar arasından bu bilgiyi kötüye kullananlar da çıkmıştır. Ayetin devamı bunların akıbetini anlatmaktadır.


