
İncil Hz.İsa’nın sözü müdür?
SORU: “İncil diğer adıyla “Ahdi Cedid” İsa peygamberin sözüdür. Kur’an da Allah ‘İsa’ya incili verdik’ ( Hadid /57) ifadesi bunu göstermektedir.” Allah’ın İsa’ya incili vermesi incilin Allahın sözü değil de İsa peygamberin sözü olduğunu mu gösterir? İncil İsa peygamberin sözü demekle, Kur’an Muhammed peygamberin sözüdür demek arasında bir fark var mıdır? Aynı şey değil midir?
CEVAP: Bu yazar kardeşimiz bizzat kendisi Hadid suresinin 27. Ayetini delil göstererek “ İsa’ya İncili verdik” ibaresini yazarken, vermeyi nasıl anlıyor? Yani “sana İncil adında bir kitap yazma izni verdik” şeklinde mi anlıyor ki, İncil İsa (as)’ın sözü diyebiliyor?! Hal bu ki Allah Teâlâ o ayetinden önce:
“Andolsun, Nuh’u ve İbrahim’i elçi gönderdik, peygamberliği ve kitabı bunların zürriyetleri arasına koyduk. Onlardan yola gelen de vardı, ama onlardan çoğu yoldan çıkmışlardı.”
“Sonra bunların izinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa’yı da arkalarından gönderdik, ona İncil’i verdik ve ona uyanların yüreklerine bir şefkat ve merhamet koyduk. Uydurdukları ruhbanlığa gelince onu, biz yazmadık. Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik. İçlerinden çoğu da yoldan çıkmışlardır.
Görüldüğü gibi İsa’ya İncili veren Allah, İbrahim’e, Nuh’a ve tüm peygamberlere kitap ve şeriat anlamında vahiyler verdiğini bildirmektedir. Kitapta ne varsa hepsi lafzı ve manasıyla Allah’a aittir. Hiçbir kitabın içerisinde ne peygamberlerin ne de bir başkasının ilave ettiği bir söz yoktur. Aksi halde Muhammed (as)’ı kastederek şöyle tehdit ediyor:
“Eğer (Peygamber) bize atfen bazı sözler uydurmuş olsaydı, Elbette biz onu bundan dolayı kuvvetle yakalardık. Sonra da onun şah damarını keser atardık.” (Hakka 69/44-46)
Bu tehdit sadece Muhammed (as)‘a özgü değil tüm Elçileri kapsamaktadır. İsa (as)da bu anlamda İncil’e tek bir kelime katmamıştır. Ancak arkadan gelenler onu tahrif etmişler, ruhbanlığı katmışlar, İsa’yı Allah’ın oğlu yapmışlar… v.s. O da İslam olmaktan çıkmış Hıristiyanlık olmuştur. Çünkü “Allah katında din İslam’dır.” Din Allah katından gelendir. Onlarca ayette “dini Allaha has kılın” ifadesi ile teyit edilmektedir. Sonradan insanlarca ilave edilenler ne adıyla olursa olsun din değil “KÜLTÜRDÜR”. Kültürler her zaman mevzi ve mahallidir. Aynen her toplumun geleneği gibi evrensel olamazlar. Vahiy denildiği zaman metni de manası da Allah’tan olan demektir. Her elçiye verilen kitap da tümüyle vahiylerden oluşur. Allah kendi sözlerine kimsenin sözünün katılmasından razı olmayacağını “Lâ ilahe illallah” ifadesiyle bildirmiştir.
Kısaca olaya bütüncül olarak bakacak olursak bu kardeşimizin kafası ve kavramları henüz durulmuş gibi gözükmüyor. Kafası ve kavramları karışık. Daha ziyade dinin, geleneğin ve kültürün karışımı olan bir bilgi birikimiyle dolu. Öncelikle bu kargaşadan kurtulup Kur’an la berraklaşan bir zihin yapısına kavuşması gerekir. Rabbim cümlemizi, İmanla şereflendirdiği, Kur’anla bilgilendirdiği, Muhammedî ahlakla ahlâklandırdığı kullarından olmayı nasip eylesin!..


