
İslam’a göre boşanma nasıl ve kim tarafından gerçekleştirilir?
İslam’a göre boşanma nasıl ve kim tarafından gerçekleştirilir?
Cevap: Nikâh nasıl taraflardan birinin talebini beyan edip diğerinin de bu talebi kabul etmesiyle şahitler huzurunda akdediliyorsa bu akdin bozulması da aynı şekilde taraflardan birinin (bu kadın da olabilir erkek de) bu akdi bozacağını evliliği bitirmek istediğini geçerli sebeplerle hakime arz etmesiyle başlar. Hakim tarafları dinler ve bunun sonucunda bu evliliğin devam etmeyeceğini görürse kararını verir ve evlilik sona erer. Talak sözünün veya “seni boşuyorum” sözünün kullanılmamış olması bir anlam ifade etmez. Bu akdi bitirme talebi anlamına gelen hangi kelime kullanılır ise kullanılsın, boşanma gerçekleşir.
Olay mahkemeye intikâl etmiş ve bütün ciddiyet ve açıklığıyla ortaya konmuştur. Bunun kapalı boyutu kalmamıştır. Ancak bu, anlaşmanın sona erdirilme safhasıdır. Buraya gelmeden Allah insanlara akledip yeniden dönmeleriyle ilgili iki fırsat vermektedir.
“Boşanma iki defadır. Bundan sonrası ya iyilikle tutma ya da güzellikle salıvermektir…”(2/229)
“Kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenler dört ay beklerler. Eğer (bu zaman içinde) kadınlarına dönerlerse, şüphesiz Allah çok bağışlayan ve çok esirgeyendir. Eğer (müddeti içinde dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). Biliniz ki Allah işitir ve bilir.”(2/226-227)
“Boşanmış kadınlar kendi başlarına üç ay hali beklerler. Eğer onlar Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlar ise, rahimlerde Allah’ın yarattığını gizlemeleri kendilerine helal olmaz. Eğer kocaları barışmak isterse, bu durumda boşadıkları kadınları geri almaya onlar daha fazla hak sahibidirler. Erkeklerin kadınlar üzerinde ki hakları gibi kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır, Ancak erkeklerin kadınlar üzerinde ki hakları bir derece daha fazladır. Allah azizdir, hakimdir.”(2/228)
Ayetlerde görüldüğü gibi kesin boşanma üç aşamada gerçekleşmektedir. Kadın temiz iken onu boşamak isteyen kimse boşadığını beyan ediyor ve bundan sonra üç temizlik süresi yani üç ay bekliyor. Eğer boşamakta kesin kararlı ise ikinci defa boşama kararını veriyor ve bir üç ay daha bekliyor. Bu halden pişmanlık duymamış, kararı kesin ise üçüncü boşama kararını tekrarlıyor ve bir daha dönmemek üzere ayrılık başlıyor. Üçüncü kez karar vermeden önce ilk iki kararın her birini verdikten sonra pişman olur ve Allah’ın hudutlarını koruyacağına inanırsa eşine döner ve hiçbir şey yapmadan evlilik devam eder.
Üçüncü karardan sonra ise artık kadın başka biriyle evlenmeden birinci kocasıyla asla evlenemez. Evlendiği ikinci kocası ölür veya geçinemeyip boşarsa birinci kocası da onunla evlenmeyi isterse evlenmelerinde bir engel kalmaz.
Bu Allah’ın kullarına bir lütfudur. Acele verilmiş bir kararın evlilik müessesesini sarsmaması için gerekli tedbirler böylece alınmıştır.
İlk iki talaka ‘talak-ı ric’i’ yani geriye dönülebilen boşanma denir, üçüncü talaka da ‘talak-ı baiyn’ yani artık dönüşü olmayan boşanma demektir. Bunların her birini verirken kadının temiz olması gerekmektedir. Temizlenmeden verilen talak geçerli sayılmaz. Temizlendikten sonra yeni kararını bildirmesi gerekir.
Bu olaylar eşler arasında cereyan eder ve son durum hakime intikal ettirilir. Evliliğin tescil edildiği gibi boşanmanın da mahkeme kararıyla tescili gerekmektedir. Hiçbir davranış kimsenin keyfine göre değildir. Boşanma sonrası eşlerin mehri, çocukların durumu ve kadının iddet esnasında ihtiyaçlarının karşılanması kayıt altına alınır.
Üç talakı bir anda verme olayı Peygamberimiz zamanında ve Hz. Ebubekir dönemi ile Hz. Ömer’in ilk yıllarında da meşru görülmüyor, ayrı ayrı verilmesinin doğruluğu öğütleniyordu. Peygamberimiz kadın temiz değilken talak kararı veren bir kimseyi ikaz ederek “Geri dön ve temizlendikten sonra da aynı kanaatta isen o zaman ver. Kadın temizlenmeden talak verilmez” buyurur.
Hz. Ömer, kendi döneminde insanların üç talak ile boşamayı sık kullanmalarından dolayı onları tehdit ederek “Bundan böyle kim üç talakı bir anda verirse bunu üç talak olarak kabul edeceğim” dediği ve de bundan böyle üç talakın bir anda verilmesinin, üç talak olarak kabul edildiği söylenir. Hanefi fıkhı da bu görüşü mezhepleştirmiştir.
Şafiiler ise bugün de Kur’an’ın önerisini aynen uygulayarak üç ayrı zamanda verilip iddetlere riayet etmenin gerektiğini, Allah’ın bu hududunu kimsenin değiştirmeye hak sahibi olmadığını ifade etmektedirler.
Bizim kanaatlerimiz de Kur’an’da önerilen (2/229) “Boşanma iki defadır” ayetine aynen ittiba etmenin daha doğru olacağıdır. Böylesine önemli ve sonuçları bakımından derin izler bırakan bu ilişkinin bir anda kesilip atılmasının doğru bir davranış olmayacağı gayet açıktır. Ayrıca usuli bakımdan bir insanın (ki bu Hz. Ömer de olsa) görüşünün ayetin önüne geçirilmesi son derece yanlış olur kanaatindeyiz.
Müslümanların kendilerini Kur’an’la doğrultmaları gereklidir, Özellikle aile hukuku konusunda Kur’an’ı çok okumalarının gerekliliğine inanıyoruz. Böyle yapıldığı taktirde, bu konularla ilgili Allah’ın dinini hafife alarak medyada dillerine dolayanların insafsızlık ettiklerini göreceklerdir.


