Genel

İslam’da haya:İmanın ve ahlâkın temeli

Rahmi Şafak

İslam’da haya, sadece bir utangaçlık duygusu olmaktan öte, imanın ayrılmaz bir parçası ve ahlaki değerlerin en önemli göstergelerinden biridir. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) “Haya imandandır” (Buhârî, Îmân, 3) hadisi şerifi, bu kavramın dindeki merkeziyetini açıkça ortaya koyar. Haya, bir müminin Allah’a, kendisine ve çevresindeki insanlara karşı sorumluluklarını yerine getirmesini sağlayan, onu çirkin davranışlardan alıkoyan koruyucu bir kalkandır.

Kur’an-ı Kerim’de Haya

Kur’an-ı Kerim’de haya kelimesi doğrudan çok sık geçmese de, bu kavramın anlamını ve önemini yansıtan pek çok ayet bulunur. Haya, genellikle iffet, takva ve edep gibi kavramlarla birlikte ele alınır. Mesela, Hz. Musa’nın (a.s.) Medyen’deki hikayesinde, Şuayb’ın (a.s.) kızlarından birinin onun yanına “utangaç bir şekilde” (hicab/istihya) geldiği belirtilir (Kasas Suresi, 25. ayet). Bu ayet, hayanın mümin bir kadının tavrında nasıl bir zarafet ve edep oluşturduğunu gösterir.

Kur’an’daki haya, sadece dış görünüşte değil, aynı zamanda konuşma tarzında, bakışlarda ve genel tutumlarda da kendini gösterir. Müminlerden, Allah’ın sınırlarına riayet etmeleri, haramlardan sakınmaları ve gözlerini haramdan korumaları istenir. Bu emirler, hayanın kalpte başlayan ve tüm bedene yayılan bir iç ahlakın dışa vurumu olduğunu vurgular.

Sünnette Haya Kavramı

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayatı ve hadisleri, hayanın en güzel örnekleriyle doludur. O, ümmetine hayalı olmayı, hayayı korumayı ve onu bir süs gibi taşımayı öğütlemiştir. Hadislerde haya, yalnızca günah işlemekten utanma duygusu olarak değil, aynı zamanda utanılacak bir durumla karşı karşıya kalmaktan çekinme, terbiye, nezahet ve cömertlik gibi erdemlerle de ilişkilendirilir.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) “Her dinin bir ahlakı vardır; İslam’ın ahlakı ise hayadır” (Muvatta, Hüsnü’l-Hulk, 1) sözü, hayanın İslam ahlakının temel direği olduğunu gösterir. Bu hadis, hayanın müslümanı diğer toplumlardan ayıran en önemli özelliklerden biri olduğuna işaret eder. Aynı zamanda, hayanın sadece kişisel bir erdem değil, toplumsal düzeni ve ahengi sağlayan bir unsur olduğunu da vurgular.

Bir müminin hayası, onun Allah’tan korktuğunu ve ona karşı duyduğu saygıyı gösterir. Allah’tan hakkıyla haya etmek, gizli veya açık her türlü kötülükten kaçınmaktır. Bu, sadece kötü söz söylemekten veya uygunsuz davranışlarda bulunmaktan çekinmek değil, aynı zamanda kalpteki kötü düşüncelerden ve niyetlerden de arınmaktır.

Hayanın Günümüzdeki Anlamı ve Önemi

Günümüz dünyasında, hayasızlığın ve açıklığın giderek yaygınlaştığı bir dönemde hayanın önemi daha da artmaktadır. Haya, bir müslümanı ahlaki yozlaşmadan, manevi kirlenmeden ve toplumsal çöküşten koruyan bir zırhtır. Bu kavram, internetin ve sosyal medyanın sınırsız dünyasında, mahremiyetin ihlal edildiği bir çağda, müminlere yol gösteren bir pusula görevi görür.

Haya, insanın kendisini ve ailesini kötü etkilerden koruması, iffetini muhafaza etmesi ve topluma örnek teşkil eden bir birey olması için gereklidir. Bu, sadece giyim kuşamda değil, aynı zamanda konuşma, davranış ve sosyal ilişkilerde de kendini göstermelidir.

Sonuç olarak, İslam’daki haya, sadece bir utanç duygusu değildir; o, imanın bir meyvesi, ahlakın bir timsali ve mümin şahsiyetinin en önemli özelliğidir. Kur’an ve Sünnetteki bu kıymetli kavram, her müminin hayatına rehberlik etmeli ve onu dünyevi ve manevi olarak daha iyi bir insan haline getirmelidir.

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir