
Kadınlara cuma namazı farz mıdır?
SORU: Kadınlara cuma namazı farz mıdır?
CEVAP: Takdir edersiniz ki İslam insanlar için gönderilmiş bir dindir. Bu nedenle onun hitabı cinsiyet ayrımı yapmadan tüm insanlaradır. Ancak cinsiyete özgü birkaç hitabında ise sadece kadını ilgilendiriyorsa hitap kadına veya sadece erkeği ilgilendiriyor ise erkeğe hitap etmiştir. Örneğin Nur suresi 30-31 de cinselliği ilgilendiren bir konuda “mü’min ve mü’minat” olarak iki cins ayrı ayrı zikredilmektedir. Cuma suresinin ilgili ayetlerinde ise:
“Ey iman edenler; cum’a günü namaz için çağrıldığınız vakit, hemen Allah’ ın zikrine koşun ve alış-verişi bırakın. Bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. Namaz bitince; yeryüzüne dağılın. Ve Allah’ın lütfundan isteyin. Allah’ı çok zikredin ki felaha eresiniz.” (Cuma 62/9-10)
Bu ayetteki “amenû” fiili cemi müzekker gaib kalıbıyla verilmiştir. Ancak Arapçada bir kural vardır “küllü cem’in müennesün” her cemi müennestir diye. Allah doğrusunu bilir kaydıyla
“Ey iman edenler” hitabının muhatabı hem kadın hem erkek tüm iman edenleri kapsamaktadır. Ne namaz sadece erkeklere özgüdür, ne de ticaret. Her ikisi de hem erkekler hem de kadınlar tarafından icra edilmektedir. Benzer bir hitapta orucu emreden Bakara suresinin 183. Ayetidir:
“Ey iman edenler; sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de oruç farz kılındı. Ta ki korunasınız.” (Bakara 2/183)
Şimdi diyebilir miyiz ki oruç sadece erkeklere farzdır? Bu konuda ilk bakacağımız yer, bu ayetin ilk muhataplarının nasıl anlayıp uyguladıklarıdır. Asrısaadet diye tabir ettiğimiz Peygamberimizin yaşadığı döneme ve onun halifelerinin uygulamalarına gittiğimiz zaman işin doğrusunu öğrenme imkânımız olacaktır.
Gelen rivayetlere baktığımızda Peygamber efendimizin mescidinde kadınlar vakit namazlarında bulunduğu gibi Cuma ve bayram namazlarında da bulunduklarını görüyoruz. Bir sabah namazını Felak ve Naas surelerini okuyarak kıldırdığında sebebini soranlara: “Çocuk ağlıyordu namazı kısa tuttum ki annesi çocuğu sakinleştirsin diye “ buyurur. Yine Hz. Ömer’in Cuma hutbesinde kadınların mehirlerini çok istedikleri konusunda ikaz
edince, bir kadın tarafından itiraz edilmişti. Bu durum göstermektedir ki Cuma, bayram ve vakitlerdeki namazlara kadınlar da iştirak etmektedirler.
Bundan sonra şunu çok rahat söyleye biliriz ki kadınlarımız da bu ibadetlerden müstağni değildir. Ancak Müslümanlar asrısaadeti tabi olduğu Kur’an çizgisini kaybedince din anlayışı belirli konularda erozyona uğratıldı. Din algısı değişti. Din toplumsal hayattan alınarak ibadet hanelerde sadece ibadet olarak icrasına izin
verilerek hayattan koparıldı. Böylece din hayattan uzaklaştırıldı. Kamusal alanda tatbikine izin verilmedi. Din inanç olarak inananların sinesine, icraatı da mescitlerin duvarları arasına mahkûm edilince, ortaya bu günkü manzaralar çıktı. Din sadece hayatı içe bakan kısmında yaşam alanı bulabildi. Kamusal alandan tamamen uzaklaştırıldı. İnsanlar devletin istediği ölçüler çerçevesinde yaşamaya mahkûm edildi.
İman İnkâr ve Münafıklık gibi sıfatlar ve bu sıfatları muhatap alan hitaplar, cinsiyet ayrımı yapmadan tümünü içine almaktadır. Bu nedenle bu sıfatlara sahip olanlar yapılan hitabın, verilen emrin kapsamına girmektedirler. Karşı bir bakış açısıyla değerlendirecek olursak, kadınların bu ibadetleri yapmaması konusunda bir emir de yoktur. Bu nedenle kadınlarımız ve erkeklerimiz “ey iman edenler” hitabının muhatabıdır ve verilen emir ve yasaklardan da sorumludurlar.
Toplumun Tahkikten taklide yönelmiş olduğu fetvalar döneminde kadın fitne unsuru olarak görülmüş; camiden ve cumadan uzaklaştırılarak evine kapatılmıştır. Kadınlarımızın Resulullah dönemindeki yerlerini almaları için, Kur’an’la hayatlarını inşa ve ihya ederek, İslamî mücadeledeki yerlerini almaları gerekmektedir.


