KAYSERİ İKTİBAS’TA RAB KAVRAMI ANLATILDI
İktibas Dergisi Kayseri temsilciliğinde bu yıl Ramazan boyunca düzenlenmesi düşünülen etkinliklerde RAB kavramı işlendi
Kayseri İktibas Dergisi Temsilciliği Ramazan etkinliğinde Teravih öncesi R AB kavramı konuşuldu, bu sohbet/konuşmayı Osman COŞKUN kardeşimiz sundu, kardeşimizin bu sunumunu aşağıya alıntıladık
Kıymetli Müslümanlar
Bugün inşallah sizlere Yüce Allah’ın rab ismi celilini anlatacağım.
Rab kelimesi Arapça bir kelime olup, Kuran’da Allah lafzından sonra en çok kullanılan bir isimdir. Allah lafzi celali 2698 defa rab ismi ise türevleri ile birlikte toplam 976 defa geçmektedir. Rab: kelime olarak terbiye etmek, ıslah etmek, helal ve haram belirlemek, hayat için kanun ve kurallar koymak itaat edilmek, otoritesine ve üstünlüğüne boyun eğmek anlamlarına gelmektedir.
Dini bir terim olarak ise: Bütün kâinatı yaratan, malik ve sahip olan, terbiyenin bütün gereklerine malik ve her şeye sahip olan Allah anlamına gelmektedir. Konumuza kısaca bir giriş yaptıktan sonra asıl meselenin ne olduğuna gelelim.
Kıymetli Müslümanlar
ilk insanın yaratıldığı günden bu güne kadar hemen hemen hiçbir insan topluluğu Allah’ın varlığını veya yokluğunu hiç tartışma konusu yapmamışlardır. Şöyle ki ne bir insan çıkıp sizleri ve bu yaşadığınız dünyayı ben yarattım sizin Allah’ınız benim dememiştir. Eğer böyle saçma bir iddia ile kendisi gibi birer insan olanların huzuruna çıkmış olsa idi diğer insanlar sende bizim gibi birer insandan ibaretsin derler ve hiç de ciddiye almazlardı. Fakat ilahlık veya rablik iddiasında bulunanlar aynen şöyle dediler: Bizlerde Allah’a inanıyoruz veya yalnız sizler Allah’ı sevmiyorsunuz bizlerde Allah’ı seviyoruz. Ancak Allah sadece kozmik alanın gökyüzünün Allah’ıdır o yağmuru yağdırır, ayın ve güneşin hareketlerini kontrol eder buna varız ancak yer yüzü işlerini düzenlemek, yönetmek yönlendirmek, hayat için kanunlar koymak,veya siyasetin, ekonominin, ticaretin, evlenmenin boşanmanın,mirasın nasıl ve ne şekilde paylaşılacağının kurallarını koymak ise bizim işimizdir. Zira Allah bu kirli işlere karıştırılmamalı bu alan bizim işimizdir Allah’ın işi değildir demek suretiyle toplumlarının huzuruna çıkıyorlardı. Sanki çok masumane bir iddia gibi gözükse de aslına bakılacak olur isek tam bir ilahlık, Allahlık ve rablik iddiasıdır.
Yukarıda ifade etmeye çalıştığım gibi mesele Allah’ın varlığı veya yokluğu meselesi değildir. Zaten Kuran Allah’ın varlığını ispat sadedinde gönderilin bir kitap değildir. Onun asıl amacı yetkinin ve otoritenin kime ait olacağı meselesidir. Dedim ya hiç kimse Allah’ın varlığını inkar etmiyor bu konuda bir ayet meali vererek konumuzun daha iyi anlaşılmasını sağlaya biliriz. Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Yemin olsun ki: Eğer onlara “ Gökleri ve yeri kim yarattı ?” diye sorsan, mutlaka “ Allah” derler. Deki: Hamt Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmezler.” ( Lokman -25) Allah’ın bu fermanı Kuran’ın tarihi en eski kavimler içerisinde zikrettiği Nuh, Hud, Sem ut, Salih, İbrahim, Nemrut, Lut, ve benzeri en son olarak ta Mekke müşrikleri ve günümüz de aynı konumda olup ta isimleri farklı olan bütün müşrikler için geçerlidir. Zira isim müsemmayı değiştirmez.
Peki, insanlar hangi hareket söz veya filleri ile Allah’ın rabliğini inkar edip Allah’tan başka rabler edinirler? Şimdi de bu konu üzerinde görüşlerimizi belirtelim. İnsanlar kendileri ile Allah arasına koymuş oldukları bir takım yaratılmışları bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye iyi niyet göstergesi olarak aracılar edine bilirler ki: insanlık tarihi boyunca en yaygın olan ve halende günümüzde de geçerliliğini muhafaza eden en tehlikeli ve en masumu gibi görünen insanların yaptıkları davranışlardır ki bu sahibini Allah’tan başka rab edinmedir ve edineni de müşrik eder. “Bizler Allah ile aramıza koymuş olduğumuz aracıları sadece bizi Allah’a yaklaştırsın diye onlara itibar ediyoruz. derler “ (Zümer- 3) ayetinin tamamını sizler okur iseniz sonucun nereye gittiğini çok net göreceksiniz. Diğer bir rab edinme şekli ise insanın kendi heva ve heveslerini rab edinmesidir ki buda insanın kendi istek ve arzularını Allah’ın koymuş olduğu kanun ve kurallara tercih etme halidir. Bu davranış biçimi de Allah’tan başka rab edinmek anlamına gelmektedir. Rabbimiz bununla ilgili olarak bakın ne buyuruyor: “ Kendi istek ve arzularını heva ve heveslerini ilah rab edineni görmedin mi şimdi onlara sen mi vekil olacaksın?” ( Furkan -23) Yine son devir insanların yaptıkları bir rab edinme şekli de vardır ki kendi din mensuplarına, cemaat liderlerine, mezhep imamlarına, kayıtsız şartsız onlara teslim olma, onları hatasız ve kusursuz kabul etme halidir. Bu saymış olduğumuz sınıf ne yapıyordu? Bunlar Allah’ın helalini haram haramını da helal kabul edip Allah’ın gönderdiği dinde eksiltmeler ve ilaveler yapıyorlardı. Bakın bununla ilgili olarak rabbimiz ne buyuruyor: “Onlar Allah dışında hahamlarını, rahiplerini, (cemaat liderlerini, şeyhlerini, hoca efendilerini, ağabey ve üstatlarını) ve Meryem oğlu İsa’yı ilah edindiler. Oysa onlara sadece tek ilaha kendisinden başka ilah olmayan ve onların yakıştırma ortaklarından uzak olan Allah’a kulluk etmeleri emredilmişti.” ( Tevbe -31) Daha birçok çeşidinden bahsedeceğimiz Allah’ın dışında rabler edinme konusunu burada sonlandırarak beni sabırla dinlediğiniz için hepinize teşekkür ederim.



