GenelMektuplara Cevap

Kıyamet Suresi 16. 17. ve 19. ayetinin muhatabı kimdir?

SORU:  Kıyâmet Sûresi 16 ve 17. Ayetler ve devamı olan 19. Ayetin vahiy esnasında Resulullah’a söylendiği şeklinde meal ve tefsirler olduğu gibi bu ayetlerin Kıyamet’i yalanlayan kimselere hesap gününde söyleneceği ve hitabın bu kâfir kimselere olduğu yani “Hesabını vermek için hiç konuşma amellerinin hepsini Biz tek tek okuyacağız.” şeklinde yorumlar da vardır. Ekseri meal ve tefsirler Resulullah’a söylendiği cihetindedir. Bu ayetlerin Kur’an metnine uygun meal ve tefsiri nasıl olacaktır?

CEVAP: Bilindiği üzere her zaman doğru tekdir. Ancak üzerinde tartışılan her konu için, “fihi gavlani”  iki görüş vardır diyerek her iki görüşü verip çekilmekte vardır; taraflardan birini tercih etmekte. Muhatabın tercihi ne ise ona tabi olur. Biz burada taraf olarak yerimizi alıyoruz ve olayın Peygamberimizle alakalı olduğunu düşünüyoruz. Bu, Kur’an’ın takip ettiği yönteme aykırı değildir. Herhangi bir konuyu işlerken bir de bakarsınız ki bir başka konuya geçilir. Bu durum bu sure içinde aynen geçerlidir. Burada olduğu gibi surenin son ayetlerinde de yeniden insanın dünyadaki haline, Peygamberlere karşı takınılan tavırlara ve insanın nutfeden, çamurdan yaratılışına uzanan bir anlatım sergilenmektedir. Bu Kur’an’ın yöntemidir.

Bu nedenle surenin başında kıyamet gününden, insanın kemiklerinin toplanmasından ve hesap günü sorgulanmasından bahsederken birden dünyanın son günü olan son saatin dehşetine geçilir. Sonra da varılacak yerin Allah’ın huzuru olduğunu, her şeyin önüne konacağını, mazeretlerini sayıp dökse de sonunda kendi aleyhine şahitlik edeceği ile konu noktalanır. Bu durum 15. Ayette bitirilir. Sonra arada bir konu gündem edilir. “Onunla dilini hareket ettirme. Onun için acele etme.” 75/16  “onu toplamak /cem etmek ve onu okutmak bizim üzerimizedir/ bizim işimizdir.” 75/17  “Biz onu okuttuğumuzda onun okumasına tabi ol.” 75/18  “Sonra onu açıklamak bizim üzerimizedir / bizim işimizdir, bize aittir.” 75/19 Burada ayetlerin kelime kelime anlamları böyledir. Şimdi zamirlerin kime ait olduğuna gelince, Kur’an’a, Peygamberimize, Cebrail’e ve Allah Teâlâ’ya götürülmek suretiyle anlamlandırıldığı zaman meallerdeki şu mana çıkmaktadır:

“(Resûlüm!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma. Şüphesiz onu, toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir. O halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen onun okunuşunu takip et. Sonra şüphen olmasın ki, onu açıklamak da bize aittir.” (Kıyamet 75/16-19)

Konuyu amel defterlerinin veya amellerin okunması olarak alırsak, bu konuyu izah eden diğer ayetlerin izahı ile bağdaşmadığını görürüz. Örneğin:” Her insanın işlediklerini boynuna dolarız. Ve onun için kıyamet gününde açılmış bulacağı bir kitap çıkarırız. Kitabını oku, bugün, hesap görücü olarak sen kendine yetersin.” (İsra 17/13-14) buyrulduğu gibi; o gün kimsenin kendi istediği gibi konuşmasının da pek mümkün olmayacağı ifade edilir. Ancak konuşmasına izin verilenler konuşabilir ve onlar da sadece gerçekleri ifade etmek içindir.

“O gün gelince Allah’ın izni olmadan hiç kimse konuşamaz. Onların kimi bedbaht, kimi de mutludur.” (Hud 11/105)

“Kitabı sağ tarafından verilen: Alın, kitabımı okuyun; doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum, der.” (Hakka 69/19-20)

“Kitabı sol tarafından verilene gelince, o: Keşke, der, bana kitabım verilmeseydi de, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim!” (Hakka 69/25-26)

İşte bu ayetlerin beraberinde düşündüğümüzde tercihimizde isabet ettiğimiz görülecektir. Bu gibi konularda düşüncenizi delillendirdiğiniz sürece bir mahzur yoktur. Önemli olan düşüncemizin Kur’anla çelişmemesidir.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir