GenelMektuplara Cevap

Kur’an Meallerine Cephe Alanlar Anlaşılmasına Engel Olmuyorlar Mı?

İlmi ehliyeti ve yeterliliği olmayanların hazırladığı mealleri bahane ederek Kur’an çevirilerine cephe alanlar Kur’an’ın anlaşılmasına engel olmuyorlar mı?

Meşhur bir söz vardır, beynamaza “niçin namaz kılmıyorsunuz?” deyince, “abdestim yok” dermiş. Onlar da Kur’an okumamak için “uygun meal yok” mu diyorlar? O zaman “gayret dayıya düşüyor” demektir. Mevcutları uygun bulmayacak kadar birikim sahibiler ki bu farkı görebiliyorlar demektir. O zaman oturup kendileri bu işi yapsınlar da cihanı âlem de istifade etsin. Bir ömür bu bahaneyle yaşanmaz ya! Doğrudur yapılan meallerde hatalar olabilir. Ancak doğru olan en az hatalı olanı tercih etmektir. Veya bir kaç meali bir araya getirerek mukayeseli bir biçimde okuyarak bu mahzurları en aza indirmektir. Yeterki, okuma ve öğrenme azmimiz olsun. Üstesinden gelinemeyecek hiçbir problem yoktur.

Fakat görünen o ki mesele bu değildir. Bütün bildikleri geleneksel kültürün yüklediği hurafelerden ibaret olanların, Kur’an’ın hakikatleri karşısında tutunma şansı olmadığından anladığı dilden Kur’an okuyanları karalamaya çalışıyorlar. Hak gelince batılın yeri daralıyor. Babası hacı olanlar, dedesi müftü olanlar, falan hocadan şöyle duymuştum diyenlerin yeri daralıyor. Her işe akıllarınca çözüm üreten güney müftülerine{!} itibar azalıyor. Ayrıca Kur’an’ın hakikatleri bilindikçe insanların ayıpları, kusurları ve günahları deşifre oluyor, Günahkârlıkları gündeme geliyor, Mes’uliyetleri hatırlatılıyor, bundan sonra “bilmiyordum” deme şansları kalmıyor ve kısacası şapka düşüp kel ortaya çıkıyor. Onun için bahane üretiyor. Densizliğini dindarlık maskesiyle örtmeye çalışarak, “meal okumak sevap değildir, meal okuyanlar hevalarından konuşuyor, onların sözüne kulak vermeyin, sevap kazanmak için Arapçasından okumaya bakın” diyerek durumlarını meşrulaştırmaya çalışıyorlar.

Bunların bütün gayretleri güneşi balçıkla sıvamaya çalışmaktır. Ne yaparlarsa yapsınlar Allah’ın açıkladığını gizlemeye güç yetiremeyecekler. Hakikatlerin anlaşılmasına engel olamayacaklardır. İslam’ın hakikatleri, bahar çiçeklerinin kokusu gibidir. Rüzgârlar ile iklimler ötesine taşınır. Nitekim öyle de oluyor.

Bir İngiliz, Fransız veya Alman kendi diline tercüme edilmiş bir Kur’an mealini okuyor ve anlıyor. Hem de dinini değiştirecek kadar özümsüyor ve Müslüman oluyor. Bunun yüzlerce binlerce canlı örnekleri vardır. Ne hikmettir ki kırk yıllık Müslüman olduğunu iddia eden insanımız Kur’an’ın mesajını anlamak için en küçük bir gayret göstermiyor. Kılını kıpırdatmıyor. Sanki kitabın tanımladığı “ölü gibi” davranmaya devam ediyor. “İslam toplumunun” neden bu kadar zayıf ve perişan olduğunun sebeplerini burada görebilmemiz mümkündür. “Akleden bir kavim için” gönderilen bir kitabı akletmeyen, onun getirdiği mesajı anlayıp ahlak edinmeyenler elbette Kur’an’ın anlaşılmasına engel oluyorlar. Bunun için de anlayanların bu engeli aşması için daha çok gayret göstermeleri gerekiyor. Israrla damlayan su mermeri delecektir.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir