
Kur’an Sadece Erkeklere mi Hitap Ediyor?
Kur’an sadece erkeklere mi hitap ediyor? Kadınlarınıza söyleyin derken erkeklerinize söyleyin şeklinde bir ifade yok. A’raf suresinde Havva’nın Adem’in yatışması için yaratıldığı yazıyor. Bunları nasıl anlamalıyız? Ben Kur’an’ın her iki cinse de seslenmesini istiyorum.
Cevap: Kur’an bir hitap olarak Hz. Muhammed (a.s)’a gönderilen bir kitaptır. Kur’an’ın konuşma üslubuyla gönderildiğini ve bu kitabın konuşma dilinden yazıya aktarıldığını bilmekte yarar vardır. Kur’an’daki üslup bundan dolayı “de ki”, “ey insanlar”, ey iman edenler”, “ey kafirler”, “ey ehl-i kitap”, “ey nebi”, “sana soruyorlar, de ki” gibi hitaplarla doludur. Ayetlerdeki hitabın çoğunlukla müzekker oluşu peygambere hitaben gönderilmiş olduğundandır: Arapça’nın özelliğine göre, kadına ve erkeğe ayrı ayrı ifade biçimleriyle hitabedilir. Peygambere (a.s) yapılan hitapların müzekker kalıbıyla olması da bu dilin gereğidir.
Ancak Allah’ın hitabı kimi muhatap alıyorsa onadır. Bu cümleden olarak olaya baktığımızda Allah kime ne söylemek istemişse hitabın merkezine onu almıştır. Örnek olarak şu üç ayeti okuyalım:
“İman edip salih amel işleyenleri zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Orada ebedi kalacaklar. Bu Allah’ın gerçek vadidir. Allah’tan daha doğru sözlü kim vardır?
“Gerçek ne sizin kuruntularınızdır ne de ehli kitabın. Kim bir kötülük yaparsa cezasını görür. Ve kendisine Allah’tan başka dost ve yardımcı da bulamaz.”
“Erkek veya kadından kim mümin olarak salih amel işlerse, işte onlar cennete girerler. Onlara zerre kadar zulmedilmez.”(4/122-124)
Bununla birlikte sorunuza birebir cevap olması bakımından Nur suresi otuzuncu ve otuz birinci ayetinde “iman eden erkeklere söyle…” -gul lil mü’miniyne-, “iman eden kadınlara da söyle…” -gul lil mü’minatı-, şeklinde mesajın gereği olarak ayrı ayrı zikredilmiştir. Anlatılan konu, verilen hüküm her iki cinsi cinsiyetleri nedeniyle ilgilendirdiği için cinse ayrı ayrı hitap edilmiştir.
Kur’an’ın “ey insanlar”, “ey iman edenler”, “ey Allah’ın kulları” gibi ifadeleri, bu sıfatı taşıyan herkesi kapsamaktadır. Allah sözün en güzelini söyleyendir. Nerede nasıl hitap edilmesi gerekiyor ise öyle hitap eder. Bize “işittik ve iman ettik” demekten başkası yakışmaz.
A’raf suresinin 189. ayetinde Havva (validemizin) Hz. Adem’in yatışması için yaratıldığını nasıl anlamalıyız? diyorsunuz. Ayetin manası şöyle:
Sizi bir tek esastan (nefsi vahideden) yaratıp birbirleriyle sükun bulacağı eşler yapan O’dur. (Adem eşini sarıp bürüyünce) Eşine yaklaşınca, eşi hafif bir yük yüklendi. Onu bir müddet taşıdı. Nihayet yükü ağırlaşınca ikisi beraber Rableri Allah’a: ‘Eğer bize salih bir çocuk verirsen muhakkak şükredenlerden olacağız’ diye dua ettiler.”(3/189)
Yine aynı konuyu dile getiren Nisa suresi birinci ayetinde de şöyle buyurulmaktadır:
“Ey insanlar sizi bir tek esastan (nefsi vahideden) yaratan ve o esastan eşini de yaratan ve bu ikisinden pek çok erkek ve kadınlar türetip yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Adına ant vererek birbirinizden haklarınızı talep ettiğiniz Allah’tan korkun ve akrabalık bağlarını gözetin. Şüphesiz Allah üzerinizde daima gözetleyicidir.”(3/1)
Her iki ayette de verilmek istenen mesaj bugünü yaşayan insanlığadır. Zira Hucurat suresinde “Ey insanlar biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık…”(49/13) buyruluyor. Olaya Kur’an’ın yaratılışla ilgili ayetlerinin çizdiği çerçevede baktığımızda, insanlık topraktan, balçıktan, süzme çamurdan ve salsalden yani kurumuş çamurdan yaratılmıştır.
Bunu açtığımızda, insan denen varlığın yaratıldığı maya esas topraktır. Topraktan bir çift yani ilk aile / zevce yaratılmış o aileden de tüm insanlık kadın ve erkekler olarak türetilmiştir. Bu ise tüm insanlığın birbiriyle akraba olduğunu göstermektedir. Akrabalık insanın birbirini sevmesi için en meşru sebeplerden birisidir.
Allah yüce kudretinin tezahürü olarak insanlığa, “sizi topraktan bir çift olarak yaratıp bu hale yani bugün insanlığın ulaştığı devasa kalabalığa ulaştıran Allah’tan korkun” buyuruyor. Bu ayetlerin vermek istediği mesaj özet olarak budur. Soy sop ve milliyetiyle övünenlere adres gösteriyor. Bu ifadelerin kadını aşağılayıcı bir yanı yoktur. “Zevce” ifadesi kadın ve erkekten oluşan bir çifti ifade etmektedir. Bu çiftten hangisi değerli de diğeri değersizdir? Arkadaşı değersiz olanın kendi değerli olabilir mi? “Söyle arkadaşını söyleyeyim sana kim olduğunu” diyen bir vecizeyi hatırlayın. Bir çocuğun babası kadar annesi de önem arz etmiyor mu? Düşünmenizi istiyoruz.
Erkek kadına kadın da erkeğe muhtaç halde yaratılmıştır. Biri olmadan diğeri asla huzurlu olamaz. İkisi bir bütünü, aileyi oluşturur. Allah ikisini de birbirine karşı ilgi duyacak özellikte yaratmıştır. Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi çağda yaşarsa yaşasın bu fıtrat hükmünü yürütmektedir. İnsan neslinin devamı bunun üzerine bina edilmiştir. Bu kural asla değişmez.
İslam üstünlük iddialarına 49/13’te noktayı koymuştur. “Allah indinde üstünlük takva iledir”. Kadın olmak veya erkek olmak bir değer ifade etmemektedir. Allah katında değer ifade etmek, Allah’a olan itaatle ölçülmektedir. Bu özelliğe sahip olmayan (iman ve Salih amel sahibi olmayan) kalabalıkları Allah aşağıların aşağısı olarak vasıflandırmaktadır. (95/1-8)
Bu hükmüyle Allah insanların benliğindeki üstünlük anlayışını vahyin ölçüleriyle bir zemine oturtmuştur. Allah hiçbir sınıfı veya cinsi başka bir sınıf ve cinsin eğlencesi olsun diye yaratmamıştır. Kimsenin kimseyi aşağılamasına asla müsaade etmemiştir. (49/11) Herkes kendisine yüklenen sorumluluklarını yerine getirdiği kadar değerlidir. İnanan insanlar olarak insanların levm ve takdirleriyle değil Allah’ın ilkeleriyle rotamızı çizmeliyiz ki hesabı kolay verenlerden olalım…


