GenelOkuyucu Yazıları

KUR’ÂN ve SÜNNET’İN IŞIĞINDA İNFÂK ve KARZ-I HASEN: Sosyal Adaletin İki Temel Müessesesi

Rahmi ŞAFAK

İslam dini, birey ile toplum arasında güçlü bir dayanışma ve adalet bağı kurmayı hedefler. Bu hedef doğrultusunda malın sadece bireysel bir mülk olmadığı, aynı zamanda toplumsal sorumluluk taşıdığı vurgulanır. Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet’te bu anlayışı somutlaştıran iki temel müessese öne çıkar: İnfak ve Karz-ı Hasen. Bu iki kavram, ekonomik hayatı ahlaki ilkelerle düzenlerken sosyal adaletin tesisinde de hayati bir rol üstlenir.

İslam, bireysel kulluğun yanı sıra, güçlü bir toplumsal dayanışma ve yardımlaşma ahlakı inşa etmeyi hedefler. Bu ahlakın maddi alandaki en önemli iki tezahürü, İnfak ve Karz-ı Hasen müesseseleridir. Her ikisi de zengin ile fakir arasındaki uçurumu kapatmayı, toplumsal huzuru sağlamayı ve en önemlisi, Allah’ın rızasını kazanmayı amaçlar.

İNFAK: Allah Rızası İçin Harcama

İnfak, sözlükte “tüketmek, bitirmek, elden çıkarmak” anlamına gelirken, dinî bir terim olarak kişinin Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla sahip olduğu maldan (para, eşya, zaman, bilgi vb.) harcaması demektir. Farz olan Zekât’tan başlayarak, vacip, sünnet ve nafile olan tüm hayır ve hasenat harcamalarını kapsar.

İnfak, Allah’ın rızasını gözeterek maldan harcamada bulunmak demektir. Sadece farz olan zekâtla sınırlı değildir; sadaka, fitre, ihtiyaç sahiplerine yapılan her türlü yardım infak kapsamına girer. Kur’ân-ı Kerîm’de infak, imanın temel vasıflarından biri olarak zikredilir:

“Onlar gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.” (Bakara, 2/3)

Bir başka ayette infakın samimiyet boyutu vurgulanır.

“Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe (birr’e) erişemezsiniz.” (Âl-i İmrân, 3/92)

Bu ayet, infakın kişinin gönlünden kopan ve değer verdiği mallarla yapılmasının önemine işaret eder.

İnfak, servetin belirli ellerde toplanmasını engeller, sosyal adaleti güçlendirir:

“Ki o mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet olmasın.” (Haşr, 59/7)

Bu ilke, infakın ekonomik dengeyi koruyucu fonksiyonunu açıkça ifade etmektedir.

Peygamber A.S da en hayırlı kazanç ve harcamanın infak olduğunu şu hadisinde belirtmiştir.”Kişinin yediği, giydiği ve Allah yolunda harcadığı (infak ettiği) müstesna, malı, (biriktirdiği) kendisi için değildir.” (Müslim, Zekât, 1.) Bu Hadis, insanın gerçek malının ahirete gönderdiği, yani Allah rızası için harcadığı olduğunu vurgular.

Rasulullah,İki kişiye gıpta edileceğini söylerken, “Ancak iki kişiye gıpta edilir: Biri, Allah’ın kendisine mal verip de onu hak yolda harcamaya muvaffak kıldığı kimse; diğeri de Allah’ın kendisine ilim verip de onunla amel eden ve onu başkasına öğreten kimsedir.” (Buhârî, İlim, 15; Müslim, Müsâfirîn, 268.)

Burada, malı hayır yolunda sürekli harcayan (infak eden) kişinin, ilmiyle amel edip öğretenle aynı derecede övgüye layık olduğu belirtilir.

• İmtihanın Gereği: Kur’an-ı Kerim’de müminler, mallarını Allah yolunda infak etmeye sıkça teşvik edilir. Malın gerçek sahibinin Allah olduğu bilinciyle hareket etmek, imanın bir gereğidir.

• Bereket ve Kat Kat Karşılık: Ayet-i kerimelerde, Allah yolunda yapılan harcamaların, yedi yüz kata kadar (Bakara, 261) ve hatta sınırsız bir şekilde karşılık bulacağı müjdelenir. İnfak eden, aslında malını kaybetmez, ahiretteki kazancını garanti altına alır.

• Kötülüklerden Arınma: İnfak, cimrilik, bencillik ve mala düşkünlük gibi nefsanî hastalıkları tedavi ederken, kişiyi temizler ve arındırır.

2. KARZ-I HASEN: Gönüllü ve Güzel Borç

Karz-ı hasen, karşılıksız menfaat beklemeden verilen borç demektir. Borç veren kişi, maddi bir kazanç hedeflemez; tek beklentisi Allah’ın rızasıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de bu kavram güçlü bir teşvik üslubuyla yer alır:

“Kim Allah’a güzel bir borç verirse, Allah onu kat kat artırır.” (Bakara, 2/245)

Aynı ifade farklı surelerde tekrar edilerek konunun önemi pekiştirilir:

“Allah’a güzel bir borç verirseniz, O bunu sizin için kat kat artırır ve sizi bağışlar.” (Teğâbün, 64/17)

Bir başka hadiste Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Kim bir Müslümanın sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamet günü onun sıkıntılarından birini giderir.” (Müslim, Birr, 58)

Bu rivayet, karz-ı hasenin yalnızca maddi bir destek değil, aynı zamanda toplumsal huzurun temeli olduğunu ortaya koyar.

Karz-ı Hasen (Güzel Borç), herhangi bir karşılık, faiz, menfaat veya çıkar gözetmeksizin, ihtiyacı olan birine geri ödenmek üzere verilen borçtur. İslami finans sisteminin temel dayanaklarından biri olup, faizin (ribâ) kesin olarak yasaklandığı bir düzlemde, sermayenin işlevselliğini korur.

Karz-ı Hasen’in Temel Farkı

Karz-ı Hasen’i sadece bir borç verme işlemi olarak görmek eksik kalır. Onun en temel özelliği, Kur’an’da bizzat “Allah’a verilmiş bir borç” olarak nitelendirilmesidir.

“Kimdir o, Allah’a güzel bir borç verecek olan ki, Allah da onu kat kat artırsın ve onun için değerli bir mükâfat versin?” (Hadîd, 57/11)

Karz-ı Hasen’in Toplumsal Rolü

• İhtiyaç Sahibini İncitmemek: Sadaka ve zekât alan kişi manevi olarak ezilebilirken, Karz-ı Hasen ile borç alan kişi, borcunu ödeme sorumluluğunu taşıdığı için onuru zedelenmez. Hazreti Peygamber (s.a.s.), borç vermenin sadakadan daha hayırlı olduğunu ifade etmiştir.

• Faizsiz Ekonomik Yaşam: Bu müessese, zor durumdaki insanların yüksek faizli borç batağına düşmesini engeller, tefecilikle mücadele eder ve adaleti esas alan bir finans modelini hayata geçirir.

• Sosyal Güven ve Sevgi: Karz-ı Hasen, toplumda güven duygusunu ve karşılıklı sevgiyi artırır. Borç veren, kardeşinin zor gününde yanında durarak manevi bir bağ kurar.

• Mühlet ve Sadaka İmkânı: Eğer borçlu darlık içindeyse, ona ödeme kolaylığı tanımak, hatta borcu tamamen sadaka olarak bağışlamak (Bakara, 280), Karz-ı Hasen’i en üstün iyilik derecesine taşır.

İnfak ve Karz-ı Hasenin Birlikte İşlevi

İnfak daha çok doğrudan ve geri dönüşü olmayan bir yardımı ifade ederken, karz-ı hasen ihtiyaç sahibini borçluluk psikolojisine hapsetmeden ayağa kaldırmayı hedefler. Bu iki müessese birlikte işlediğinde:

• Yoksulluk kalıcı hale gelmez,

• Sosyal güven güçlenir,

• Ekonomik ilişkiler ahlaki bir zemine oturur.

Tarih boyunca vakıflar, ahi teşkilatları ve sandıklar bu anlayışın kurumsal örnekleri olmuştur. Günümüzde de faizsiz finans kurumları ve dayanışma sandıkları bu mirası modern şartlarda yaşatma potansiyeline sahiptir.

Sonuç;

İnfak ve Karz-ı Hasen, İslam Medeniyetini bir “Dayanışma Medeniyeti” yapan iki ana direktir.

İnfak,gönüllü olarak mülkiyeti elden çıkarmaktır. Karz-ı Hasen ise, malı, ihtiyaç giderildikten sonra geri alınmak üzere kullandırarak kardeşlik bağlarını güçlendirmektir.

İslam’da infak ve karz-ı hasen, sadece bireysel dindarlık göstergeleri değil, aynı zamanda toplumun birlik ve beraberliğini, ekonomik adaletini ve sosyal huzurunu tesis eden dinamik mekanizmalardır. Malı biriktirmeyi değil, Allah rızası için dolaşıma sokmayı ve paylaşmayı teşvik ederek, Müslümanlara dünyevi ve uhrevi kazancı bir arada sunan eşsiz bir müessesedir.

İnfak ve karz-ı hasen, Kur’ân ve Sünnet’in birlikte inşa ettiği güçlü sosyal adalet müesseseleridir. Hadisler, bu iki kavramın sadece ekonomik yardımlaşma olmadığını; insan onurunu koruyan, kalpleri yumuşatan ve toplumu ayakta tutan ilahi ilkeler olduğunu göstermektedir. Günümüz dünyasında artan bencillik ve faiz temelli borçlanma krizleri karşısında, infak ve karz-ı hasen anlayışı hem bireysel hem de kurumsal düzeyde yeniden ihya edilmelidir.

 

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir