
“La ilahe illallah diyen cennete girer” hadisi ile Ankebut suresinin ikinci ayeti çelişiyor nasıl yorumlamalıyız?
SORU: “Kim la ilahe illallah derse cennete girer.” Hadisi ile Ankebut suresinin ikinci ayetini birlikte değerlendirir misiniz.? Bir şeyi elde etmek için iki ayrı bedel var. Ben bunları zihnimde bağdaştıramıyorum.
CEVAP : Her sözün kullanıldığı ortamda, bağlı bulunduğu bütün ile bir bağı, bir bağlamı vardır. Sözü bu bağlamdan kopardığınız zaman, söylendiği bütün içindeki anlamını kaybeder. Peygamberimizin sözü olarak nakledilen hadis’i şeriflere de aynı mantıkla yaklaşılmaktadır. Bu sözün söylendiği bir ortam ve söylenmesine sebep olan bir hadise vardır. Bu bilinmeden sadece sözün bir kısmına bakarak anlamaya, yerli yersiz nakletmeye kalkıldığı zaman, bu tür olumsuzluklar ile karşı karşıya kalmak kaçınılmaz olmaktadır. “Lailahe illallah diyen cennete girer” sözünün bu gün nasıl anlaşıldığına baktığımız zaman olayın vahameti anlaşılmaktadır. Vatandaş bu sözü bir kere söyledi mi başka hiçbir şey yapmamış olsa bile bu sözü söyleme sayesinde cennete gideceğini zannediyor. Bu anlayış sadece bu konuda değil. Hayatın bütün alanlarında böyle. Kur’an’ı anlamadığı dilden okuyarak Kur’an’ı okuduğunu söyleyenler, Bir kere Şahadet getirmekle yetinerek kurtulacağını zannedenler, beş vakti kılmasa da, Cuma ve bayram namazlarıyla işi idare edenler, Helal ve haram konusunda bir sıkıntı duymadan mal toplayıp birkaç kuruş sadakayla işi temizleyeceğini düşünenler, Hayatın her safhasında her türlü pisliğe batıp sonunda Hacca gitmekle anadan doğmuş gibi temizlendiğine inananlar, İşinin, eşinin, servetinin, evinin, evladının, yaşadığı süflî hayatının, şeyhinin, hocasının, kocasının kulu olup ta Allah’a kulluk yaptığını zannedenler, İstek ve ihtiraslarını ilah edinenler de aynı durumda değil mi?
Böyle bir İslam anlayışı bu sözün söylendiği dönemde yoktu. Bir kimse “Lailahe İllallah” dediği zaman, geçmiş inancıyla bütün bağlarını bitirip, malıyla ve canıyla Hz. Muhammed (as) saflarına katılıyordu. Bütün varlığı ile teslim oluyor. Tüm enerjisini İslam için harcıyordu. Yani bu kelime uzun süre düşünülerek verilmiş bir kararın ilanı olduğu için kişinin hayatını, dünyasını, mücadele vereceği safını, tarafını ve bütün değer yargılarını değiştiriyordu. Bir kere söylüyor bir ömür bu sözün gereğini yerine getirmek için bütün varlığını arkasına koyuyordu. Onun için bu sözü söyleyen kurtulmuş oluyordu. Rabbimiz Asr suresinde bunun özetini şöyle veriyor:
“Asra yemin ederim ki insan gerçekten hüsrandadır. Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.” (103/1-3)
İman ile amel, biri birinin sonucu, olması gerekenidir. İman söz vermek, amel ise verilen sözü yerine getirmektir. Yerine getirilmeyen sözün kimin yanında bir değeri vardır ki, Allah’ın yanında değeri olsun. Bu nedenle içi boşaltılmış aslından kopartılmış klişe sözlerin arkasına sığınmak kimseye bir fayda sağlamayacaktır. Rabbimiz bu konuyla ilgili olması gereken anlayışı söyle bildiriyor:
“İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece «İman ettik» demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?
“Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.” (292-3)
“Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler: Allah’ın yardımı ne zaman dediler? Bilesiniz ki Allah’ın yardımı yakındır.” (2/214)
“Muhakkak ki Allah, müminlerin mallarını ve canlarını, cennet karşılığında satın almıştır. Onlar, Allah yolunda savaşırlar; öldürürler ve öldürülürler. Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kendi üzerine hak bir vaaddir. Kim Allah’tan daha çok ahdini yerine getirebilir? Öyleyse yaptığınız alış-verişe sevinin. En büyük kurtuluş işte budur.” (9/111)
İşte cennete girmenin bedeli budur. Malını ve canını Allah’a arz edeceksin; Allah, dilediğini alacak dilediğini bağışlayacak. Veya ikisini de alacak. Bunun karşılığında da cennetini verecektir. Allah’ın vadi haktır. Cennete ancak böyle sahip olunmaktadır. Dünyada bu bedeli ödemeyen, Ahirette değil Cenneti, Cennetin kokusunu bile alamaz.


