GenelMektuplara Cevap

Laiklik Kur’an’ın talebi midir?

SORU: Profesör Yaşar Nuri Öztürk bir TV programında “Hiç kimse kitleleri Allah adına yönetemez.” ve “Laiklik Kuran’ın talebidir.” demektedir. Ayrıca Lût kavminin yapmış olduğu ahlaksızlığın Kuran’da bir cezasının olmadığını ve kavminin başına gelenler, dürüstlüğü âdet eden bir kısım ahalinin karşısına çıktıkları için bu azap başlarına gelmiştir.” demektedir. Allah’ın azabı en büyük ceza değil midir? Kuran’ı tam bilen bir profesör böyle cümleler söyleyebilir mi?

            CEVAP: Muhaddisler hadisleri toplarken bazı kurallar koymuşlardı. Mesela her hangi bir hizbin adamı olanlardan hadis almamak gibi. Bu çok yerinde ve doğru bir anlayıştı. Bir hizbin militanı olmuş insan daima tarafgir davranır ve tarafgir konuşur. Yaşar Nuri’ ve benzeri demokrasi havarileri de kendi tarafından konuşan insanlardır. Taraf oldukları konularda onlardan doğrunun çıkacağını beklemek yapılacak en büyük yanlış olacağının bilinmesi gerekir.

Konuyu aklıselim ile düşünerek İslam tarihinde kısa bir yolculuk yapalım: Allah elçisini Mekke halkına gönderince peygamber (as) onları Laikliği ihya etmeye mi çağırmıştı? Müşriklerin Biraz sizden biraz bizden olsun uzlaşalım çağrılarına Allah Teâlâ, Kafirun suresiyle cevap vermişti. İslam ile küfür arasında hiçbir ortak nokta olmadığını bu yüzdende asla uzlaşmanın olamayacağını ve “Sizin dininiz size, benim dinimde de banadır de ” buyurmuştu. Çünkü Laikliğin en kısa ve net tanımı: Dini hayatın kamusal alanına karıştırmamak, sadece kişisel vicdanlara mahkûm ederek, Allah’ın hükümlerini görmezlikten gelerek hâkimiyeti halka vermektir. Dünyanın dört bir yanında uygulanan realite de budur.

İslam’da ise hakikatin böyle olmadığını, insaf sahibi her Kur’an okuyucusu görecek ve teslim edecektir. Maide suresinin 44-45-47-48. Ayetleri Allah’ın bizatihi hayat hakkındaki muradını ifade etmektedir. Ayrıca Zuhruf suresinin 43 ve 44. Ayetlerinin beyanıyla tüm insanlığın bu kitaba göre hesaba çekileceğini de ilan etmektedir:

Ey Muhammed! “Sen; sana vahyolunana sarıl. Muhakkak ki sen, dosdoğru bir yol üzerindesin. Doğrusu bu Kuran sana ve ümmetine bir öğüttür ve bu kitaptan hesaba çekileceksiniz.” (Zuhruf 43/43-44)

Buna göre dersimize çalışacağımız ve hayatımızı tanzim edeceğimiz kitap açık ve anlaşılır şekilde bildirilmiştir. Bundan başkası Müslüman için itibar edilecek bir değer ifade etmemektedir.          

            Lut kavminin işlediği “cinsi sapıklık” suçunun Kur’an’da ki cezası, Nisa suresinin 15 ve 16. Ayetlerinde zikredilmektedir. Ancak şunu da göz ardı etmememiz gerekir: Bu kavmin işlediği bu suçun ötesinde helaki gerektiren esas suçu, Allah’ı ve elçisini yalanlamış olmalarıdır. Eğer sadece eşcinsellik suçunu işlemek helaki gerektirseydi, ahlak haline getirdikleri zaman helake uğratılırlardı. Lut (as) onları öncelikle Allah’a ve Resulüne İmana çağırdı. Her elçinin yapması gereken ilk davet budur. Sonrada hayatlarında ki yanlışları teker teker düzeltmeleri için çağrıda bulunurlar. Bu kavim için de aynı Sünnetullah işletilmiştir. Eşcinsellik ile ilgili hükümler ise şöyle ifade edilmektedir:

Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı aranızdan dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde hapsedin.”

            “İçinizden fuhuş yapan her iki tarafa ceza verin; eğer tevbe eder, uslanırlarsa artık onlara ceza verip eziyet etmekten vazgeçin; çünkü Allah tevbeleri çok kabul eden ve çok esirgeyendir.” (Nisa 4/15-16

Bu ayetlerde ifade edilen kelime “fahşa” “fuhuş” kelimesidir. Fahşa kelimesinin anlamı aşırılık demektir. “Fahşa/fuhuş Zina demek değildir. Her konudaki aşırılığı anlatan bir kelime olması hasebiyle cinsellik konusunda gösterilen aşırılığa ve sapıklığa da “fahşa” denilmektedir. Birinci ayette bu iş ile ilgili sadece kadınlardan bahsedilmektedir. Yani kadının kadınla olan ilişkisinden “lezbiyenlik” ten bahsedilmektedir.  İkinci ayette ise,  “içinizden fuhuş yapan” ifadesi kullanılmaktadır. Bu ifade ile erkekler kastedilmektedir. Aynı zamanda işlenen suç aynı olmasına rağmen, uygulanacak olan cezada farklılık arz etmektedir. Kadın için “ev hapsi” önerilirken, erkekler için “eziyet edilmesi” istenmektedir. Bu günün dilindeki anlamı: “Birincisi kadının kadınla ilişkisi anlamında lezbiyenlik, ikincisi de erkeğin erkekle ilişkisi anlamında “homoseksüellik” olarak anlaşılmaktadır. Zina ise, bir erkekle bir bayanın kendi istekleriyle nikâhsız ilişkisine denilmektedir. Bunların cezası ise Nur suresi 2. Ayetinde açıkça bildirilir. Bu ayetlerin hükmünün kaldırıldığını söylemek asla doğru değildir. Çünkü nesh Kur’an’ın kendi içinde “ bir ayetin bir başka ayeti nesh ettiği şeklinde” değil, geçmiş şeriatlar ile Kur’an arasında olduğu yine Kur’an’ın (bakara suresini 2/106.) ayetiyle beyan edilmiştir. Sonra gelen şeriat /kitap, önceki şeriatın bazı hükümlerini kaldırmıştır. İsrail oğullarıyla ilgili olarak, Cumartesi çalışma yasağı ve tırnaklı hayvanların iç yağlarının haramlığının İncil ve Kur’an ile kaldırılması gibi.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir