
Müslümanın özgürleşmesi, modern yaşamda tanımlanan özgürleşmek gibi değildir!
Müslüman kişi özgürleştikçe önce Allah’a sonra kendisine, ailesine tabiata, toplumuna karşı sorumlulukları doğru orantılı olarak artar…
Sorumluluk ve özgürlük iki farklı kavram ama yan yana!
Nasıl mı?
İslam’ın güzelliği, sadeliği, yaşamsal kolaylığı yaşandıkça özgürleşilir.
Birey sorumluluklarının farkına vardıkça, yaparak, yaşayarak yani kişi iradesiyle seçerek yaptığı eylemlerle özgürleşir.
Modern özgürleşme ise bireycidir.
Bireyci olduğu için kişide bencillik kaçınılmaz olmaktadır.
İslam’da birey/ferd ön planda olmasına rağmen bireyci değildir.
İslam’da birey tanımı bireyci değil bireysel sorumluluk taşır.
Kişi bireyci olarak salih amel işleyemez! Empati kuramaz, diyergam olamaz!
Kişi ancak Kuran ahlakıyla ahlaklandıkça, kişinin empati yeteneği artar.
Diyergam oldukça da salih ameller yapma isteği artar.
Salih amellerde bulunan müslümanlar saff tutarlar ve sorumluluk sahibidirler.
Modern tüccarlar ile din tüccarları ise piramitseldir.
Piramitsel tüm yapılar da kişiye sorumluluk yükledikleri halde kişiyi özgürleştirmez.
Bu sistemde kula kulluk ön plandadır. Gizil kölelik empoze edilir. Ayrıca ahlak ve ahlaklaşma farklı pazarlanır.
Oysa Kur’an ahlakıyla ahlaklandıkça anlarız ki dünya da ki hiç bir sistem saff sistemi kadar ideal bir sistem değildir.
Herkes kitabını/Kur’an’ı tek tek özümsediğinde ve sorumluluk aldığında kolaylaştırılmış yaşam kurallarını en güzel şekilde davranışlarına yansıtır.
Saff sisteminde emanet ehline verilir.
Adam kayırılıcılık yoktur
Kitaptaki hudutlar çerçevesinde herkes sorgulanabilir.
Kısaca;
İnsan eliyle oluşturulan hiçbir sistem, İslam’daki gibi kişiyi sorumluluk duygusuyla birlikte özgürleştirmez.
Allah’ın öngördürdüğü sistem en ideal sistemdir.
Rabbimiz kitabı doğru okuyan, doğru yaşayan kullarından olmamızı nasip etsin.


