
Peygamberler arasında üstünlük var mıdır?
SORU: “Mucize tül Enbiya” ya da benzer isimle yazılmış birçok eser var. Mucizelerle Nebi’leri yarıştırmak birini diğerinin üzerinde addedip Resullah’a da hepsinin mucizeleri O’nda toplanmış ve ilâvesi de var diyerek üstün kılmak doğru mudur?
CEVAP: Yine burada yanlış bir algı oluşturulmuştur. Hâlbuki Allah Teâlâ Bakara suresinin 253. ayetinde ve İsra suresinin 55. ayetinde: “Peygamberlerin bazısını bazısına üstün kıldık” ifadesi geçmektedir. Ayetin devamını okuduğunuzda buradaki üstünlüğün bizim anladığımız anlamda bir üstünlük olmadığını; Allah Teâlâ’nın her birine vermiş olduğu nimetlerin farklılık arz ettiğini vurguladığını görüyoruz. Ayrıca buradaki “faddalna” kelimesinin ne anlam ifade ettiğini anlamak için “ Ragıb’ ın Müfredatından bu maddeye baktığımızda durumun geleneksel anlayışta olduğu gibi olmadığını göreceksiniz. Bir de bu ayetleri okuyup düşünelim:
“O peygamberlerin bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Allah onlardan bir kısmı ile konuşmuş, bazılarını da derece derece yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya açık mucizeler verdik ve onu Rûhu’l-Kudüs ile güçlendirdik. Allah dileseydi o peygamberlerden sonra gelen milletler, kendilerine açık deliller geldikten sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat onlar ihtilafa düştüler de içlerinden kimi iman etti, kimi de inkâr etti. Allah dileseydi onlar savaşmazlardı; lâkin Allah dilediğini yapar.” (Bakara 2/253)
“Rabbiniz, sizi en iyi bilendir. Dilerse size merhamet eder; dilerse sizi cezalandırır. Biz, seni onların üstüne bir vekil olarak göndermedik.” “Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık; Davuda da Zebur’u verdik.” (İsra 17/54-55)
Ayrıca biz Müslümanların işinin, peygamber yarıştırmak olmayıp Ne yapmamız gerektiği yine bakara suresinin 285. Ayetinde şöyle ifade edilmektedir:
“Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. «Allah’ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş sanadır» dediler.” (Bakara 2/285)
Meşhur bu ayeti her yatsı namazından sonra imam cemaatine okur ama asla ne dediğini anlatmaz. Bu nedenle aynı caminin bu ayeti dinleyen cemaati yine peygamberler arasında ayırım yaparak: bizim peygamberimiz hepsinden üstün” anlayışını dillendirmeye devam eder. Bizim halimiz bu kadar acayiplikler ile doludur. Dünyanın hiçbir insanı dilini anlamadığı bir kitabı okumaz. Sadece Müslümanlar hariç. Onlar bir ömür ya kitaba hiç ellerini sürmezler; ya da anlamadan harflerini seslendirirler de; Allah Teala’nın kendilerine ne buyurduğunu merak bile etmeden “sevap kazanmak için” anlamadıkları metni sadece seslendirirler!.. Niçin halimizin düzelmediği, toplum olarak yerinde saydığımız, dinimizle aramızda “doku uyuşmazlığının “ bulunmasının hikmeti garibesi işte bundandır!.. Sanki Muhammed (as)’ı Allah seçti de diğer elçileri başkası seçti! Ya da onu Allah yarattı da diğer elçileri başkası yarattı! Ya da elçiler mucizelerini kendileri yaptılar!!! Bunlara verilen mucizelerin hepside Allah katından bulundukları döneme uygun olarak Allah tarafından takdir edilmiş bir nimettir. Durum bundan ibaretken olayı hiç alakası olmayan bir zemine taşıyarak peygamber yarıştırmaya kalkışmak cehaletten başka bir şey değildir. Ayrıca peygamberler için bizim sizin diye bir ayırım yapmak asla doğru değildir. Müslümanların hepsine iman edip saygı duyması imani bir sorumluluktur.


