
-Abi inan bilmiyordum sizin tepki göstereceğinizi.
-Ne demek bilmiyordum, biz hep söylemiyoruz mu karşı sokaktakilerin paylaşımlarını beğenmeyeceksiniz diye.
-Anladım abi anladım da peki gerçekten beğeniyorsam yine de mi beğenmeyeceğim?
-Aslanım sen anlamıyorsun galiba. Beğensen de beğenmeyeceksin.
-Hımmm… Beğensem de yine beğenmeyeceğim, anladım.
-Peki, onlar bizi beğenebilir mi ağabey?
-Sus çaktırma! Onların beğenilerinin altında yatan maksadı laboratuarda incelememiz lazım.
-Abi haklısın da beğeninin arkasında yatan maksat ne olabilir ki?
– Çok safsın. Bizim takipçilerimizin gönlüne girerek takipçi sayılarını artırmaya çalışıyor adamlar.
-İyi de ağabey Şeytan’ın da takipçisi çok. Bir sürü insan onu fawlayıp rt ediyor. Hatta Twitter’da en çok trend topik (tt) olanlardan kendisi.
-Şimdi sen şu çeneni kapa da karşı sokaktan like ettiğin şu adamın paylaşımından beğenini kaldır.
– Bak aslanım, bizim ağzımızdan, kalemimizden ve klavyemizden çıkmayan her söz kendi boşluğunu doldurur. Bu yüzden beğenilesi değildir. Bizim boşluğumuz beğen ya da beğenme en çok beğeni alan boşluktur. Söyleyeni bizim içimizden çıkmışsa beğenilmeyecek olanı da beğeneceksin!
-Harikasın abi, bu sözünüzü kafamı yukarıya kaldırıp boşluğa karşı fawlıyorum.
AÇTIM AĞZIMI YUMDUM GÖZÜMÜ
Televizyonu açtım, bir şey yok.
En iyisi radyo diye geçti içimden; fakat açacak bir radyo yok.
Uzun süredir radyo evin en saklı yerinde, bir kenara susup pusmuş bir çocuk gibi sessiz.
İyisi mi gazetelere göz gezdireyim diye oturduğum yerden davranır gibi oldum, sonra vazgeçtim. Nerdeyse iki senedir gazete girmiyordu evimize.
Galiba şunun şükrünü eda etmek istemiştim: Herkes koltuğundan olmuş benim koltuğum hâlâ yerli yerinde duruyor ve üstüne üstlük ben şimdi bütün heybetimle bu koltukta yayılmış bir şekilde oturuyorum.
WhatsApp’taki sohbete dâhil olmadan telefonu kapatıp elimin uzanamayacağı en uzak köşeye bıraktım. Son zamlardan sonra ailece tasarruf tedbirlerine başvurmamız gerekiyordu, tam konuyu açtım, fakat o da ne? Karşımda konuşacak hiç kimse yoktu. Açtığım gibi kapattım konuyu.
Bu nasıl bir hayat böyle dedim kendi kendime, zira hayat beni dinleyemeyecek denli meşguldü. Son çare olarak babamdan kalma Hayat Ansiklopedisi’nin önüne iliştim. Hayat yoksa ansiklopedisi var dedim. Açtım ağzımı yumdum gözümü!
Önemli Not: Yukarıdaki yazı, yazarın şahsi görüşlerini içermekte olup, İktibas Çizgisi.com un yayın ve düşünce yapısını yansıtmıyor olabilir. İktibas Çizgisi olarak, kâr amacı gütmeyen yayın politikamız gereği okumaya değer bulduğumuz yazıları, takipçi kitlemizle buluşturmak için tam metin olarak yayınlıyoruz


