
Zaman bir varlık. Bütüncül ve akışkan. İnsanın içinde var olduğu yürüdüğü yol aldığı, duruluğunda ruhunu yıkadığı bir varlık. Zamana renk veren insan. İyilikleri ve güzellikleriyle ya da tam tersi durumla. Karanlık dönemler insanların karanlık ruhlu oluşlarından kaynaklı. Zamanlarda beliren güzelliklerin ve iyiliklerin varlığı insan ile oluşur.
Tarihte yüz yıllar ve dönemler var. Bunları belirleyen dönemin önemli gelişmeleri ve oluşları. İçinde bulunduğumuz dönem ise çok karışık. Milletlerin ya da kültürlerin etkisinin azaldığı bir gerçek. Küresel dünyayı çekip çeviren kapitalizm, onun ürettiğin nesneler ve bir dünya. Dijital ruh dünyayı çekip çeviriyor şu anda. Karanlık bir ruh gibi insanlığın üzerine çöreklenmiş. Bütünüyle olumsuzlamak istemeyiz elbette. Nesnelerin ve onları yönetenlerin elindeki gücün ağır baskısı altında bulunuyor insanlık. Ne kadar direnilirse direnilsin ortamı belirleyen bu güç.
Aşırılıklar kimilerini iyi görünse bile kimilerine itici gelebilir. Zengin sofralar, marka giysiler, araçlar bütün ayrıntılarla görülebiliyor.
Reklam ve tanıtımın da sınırları var. Aşırılıklar ve kişilerin sürekli fotoğraflarını paylaşmaları, hemen her adımlarını sunmaları, kimsenin bilmemesi gerekenlerin bilinmesini sağlamaları yorucu oluyor. Kimi paylaşımcılar kendilerine ilgi gösterilmediğinden yakınırlar. Üstelik sayfalarındakilerin çoğu tanıdıklarıdır. Onlar ilgi göstermeyince de vahlanıyor ve yazıklanıyorlar. Kişiler artık bu gibi paylamışları hem umursamıyorlar hem de kendilerini çoğu kez ilgilendirmiyor. İnsanın gizil bir dünyası var. Kimi zaman kendini kendinden kaçırması gerekiyor. Her şeyini saçıp savurması kişinin itibarını da azaltıyor ve zayıflatıyor.
Dijital dönem ve çağa renk veren kapitalizm, egemenler ve emperyalizm. Batı dünyası. Doğulular özellikle de Müslümanlar bu dünyanın savrulanları. Hemen her açıdan üretmeyenler başkalarına mahkûm ve yeniktirler. Söylenmelerini bir karşılığı yok çünkü.


