GenelMektuplara Cevap

Zekat, infak, fitre ve sadaka kavramlarını kısaca açıklar mısınız?

Soru : Zekat, infak, fitre ve sadaka diye bildiğimiz kavramları kısaca açıklar mısınız? Bunların mükellefi kimlerdir? İhtiyaç sahiplerine verilirken ölçü ne olmalı?

Cevap: Sorunuzda belirttiğiniz sadakaların hepsi Tevbe suresinin 60. ayetinde geçen “sadakat” ifadesini  içine almaktadır. “Sadakat” genel bir ifade olarak zekat, fitre ve infak isimleriyle anılan, Allah için verilen tüm takdimeleri ifade etmektedir.

Zekat, bereket, artış ve temizlenme anlamına gelmektedir. Kur’an’da bu isimle namazla birlikte anılmıştır. Biri bedenin diğeri de malın tezkiye ve temizlenmesini sağlayan iki ibadet türüdür. Varlıklı olandan yani İslam’ın zengin kabul ettiği kimselerden alınıp, fakir olanlara verilir.

Zekat’ın sadakalardan ayrıldığı taraf mali varlığın zenginlik seviyesine gelmiş olanından alınmasıdır. Gizli ve açık olan servetin nisap denilen zenginlik miktarına ulaşmasıyla İslam devletinde zekatı toplayan memurlar tarafından alınır. İslam devletinin olmadığı zaman ve zeminlerde ise bu tamamen kişinin diyanetine bırakılmıştır. Veren için de alan için de toplumsal baskı ve Allah korkusunun dışında hiçbir yaptırım yoktur.

Bireysel gayretlerle devam eden bu olayda vatandaş vicdanıyla başbaşadır. Ekonominin geçirdiği badirelere rağmen hala 100 gram altını zenginlik saymanın mantığı yoktur. Devlet bile gelinen noktada paradan altı sıfırı silerken 640 gram gümüşün parasal değerini zenginlik saymak akıl karı değildir. Özellikle zekat verilecek zenginliğin ne olduğu ile ilgili yeni bir çalışmanın yapılmasına ihtiyaç vardır. Nakit olarak tespit edilen 640 gram gümüş ve 20 miskal yaklaşık 100 gram altın zenginlik sayılan değerini bugün yitirmiştir. En azından nisap sayılan diğer mallarla (deve, sığır ve koyunun değerleriyle) kıyaslanarak ortalama bir miktarın her yıl yeniden belirlenmesi kaçınılmaz olmuştur.

Bunu yaptığımızda zekat verecek mükellefleri doğru tespit etmek mümkün olacaktır. Zekatın kimlere verileceği konusuna gelince, 9/60’da sayılan sekiz zümreden (köleler, zekat memurları ve gönlü İslam’a ısındırılacaklar çıkarıldıktan sonra) bugün itibarıyla geride kimler kalmışsa onlara verilecek demektir. Bunlar bizim nafakasını sağlamakla sorumlu olduklarımız, usul ve furu dediğimiz anne, baba ve çocuklarımız olmamalıdır.

Zekatın dışında ki verilen sadakalar için zenginlik şartı yoktur. Yarım hurma tanesi kadar da olsa veya güzel bir söz ve tebessüm, hayır dua da sadaka sayılmaktadır. Allah yolunda malını harcayanların durumu 2/261-265’te övgüyle anlatılmaktadır.

Fıtır sadakası ise yaratılış sadakası olarak hicretin ikinci yılında orucun farziyeti ile verilmeye başlanan bir sadakadır. Nefsin tezkiyesi için yapılmaktadır. (87/14-15) Ramazan Bayramı’ndan önce verilerek fakir ve fukaranın bayram ihtiyacının karşılanması hedeflenmiştir. Hükmü vaciptir. Bir ailenin reisi o ailenin bütün fertleri için verebilir. Miktarı ve hükmü şu hadisle bildirilmektedir, İbn Ömer (r.a)’dan Resulullah’ın şöyle buyurduğu nakledilmektedir: “Resulullah (a.s) zekat-ı fıtrı müslümanlardan köleye, hüre, erkeğe, kadına, küçüğe, büyüğe hurmadan bir sâ yahut arpadan bir sâ (yaklaşık üç üçbuçuk kilo) olarak verilmesi vacip kılındı. Ve bu sadakanın halk bayram namazından çıkmazdan evvel verilmesini emreyledi.”(Buhari, Babu’l-fıtr)

Bu da yaklaşık bir insanın bir günlük doyum miktarı demektir. Kişi başına verilecek en asgari miktar budur. Fazlası için her zaman kişi muhayyerdir. Ancak bu sadakanın zekatın farz kılınmasından sonra muhayyer bırakıldığı ile ilgili rivayetler de vardır. Hükmü konusunda da farz, vacip ve sünnet diyenler de vardır.

Sonuç olarak sadakaların hepsi karşılığı Allah’tan beklenilerek yapılan mali bir ibadettir. Allah rızası için verilir ve kabulü Allah’tan beklenir. Verdiği ile kimseyi minnet altında bırakmamak ve kimseyi incitmemek kaydıyla.

“Nefsini tezkiye eden, Rabbini zikredip namaz kılan, mutlaka felah bulacaktır.”(87/14-15)

“Güzel bir söz ve bağışlama, ardından eziyet gelen sadakadan daha iyidir. Allah zengindir, ilim sahibidir.”(2/263)

“Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak veren bir tanenin durumu gibidir ki, her başakta yüz tane vardır. Allah dilediğine kat kat artırır. Allah’ın lütfü boldur. O, her şeyi bilendir.”(2/261)

Bütün müslümanların sa’y ve sadakalarını Allah’ın makbul ve muteber etmesi dileğiyle…

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir