
Allah’ı Gündemine Almak Ya da Allah’ın Gündeminde Olmak !!
Yaratan ve yarattığına hayat veren Allah gönderdiği vahiyler ve o vahiyleri diğer insanlara iletmekle görevli elçileri vasıtasıyla yarattıklarının gündemin de olmayı amaçlamaktadır. Allah ’sız bir gündem hak ve hakikatten uzak batıl bir gündem olup mensuplarını dünyada rezil rüsva etmek ile kalmayıp ahirette ise cehennemi boylamaktan başka bir işe yaramayacaktır.
Allah’ı gündeme almak demek onun gönderdiği son vahiy olan aziz Kuran’ı yaşanılan hayatın ana kaynağı olarak kabul edip hayata Kuran ile bakmak veya hayatı Kuran ile yaşamakla, hayatı Kuran ’ile okumakla mümkün olacaktır. Gündem oluşturmakta en kötü günlerini yaşayan halkı Müslüman coğrafya Allah’ı gündemlerine almamakta ısrar eder iken Allah ve iman edenlerin düşmanları olan kâfirlerin oluşturdukları batıl gündemlerine balıklamasına atlamaktadırlar.
Allah’ı gündeme almak bir keyfiyet olmayıp âdeta kulları için bir gerekliliktir. Hele hele alsam da olur almasam da olur cinsinden hiç değildir. Diğer bir ifadeyle farzdır ve gereklidir. Gönderilen vahyin yani Kuran’ın amacı Allah’ı gündeminize alın veya Allah’ın gündeminde kalın anlamına gelmektedir. Bunun için Kuran ve Kuran’ın yürüyen hali son elçi Hz. Muhammed (as) yeterlidir. Bu iki kaynağı yetersiz, çapsız ve kifayetsiz görenlere cehennem yeter de artar bile.
Konu ile ilgili ilk ayet mealimizi vermenin zamanı geldi: “ Nitekim kendi aranızdan, size ayetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir elçi gönderdik. Öyleyse yalnız beni anın ki bende sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.” ( Bakara- 151-152)
Bu ayetlerden hareket ederek şöyle bir sonuca varmak yanlış olmasa gerekir: Allah’ı gündemine alanı Allah kendi gündemine almaktadır. Önemser iseniz önemsenirsiniz. Kayda değer bulursanız siz de kaydedilmiş olursunuz. Allah’ı hesaba katmayanların ahirette hesaba konu olacak bir amellerinden söz edilemez. Onlar bütünüyle kaybedenlerden olacaklardır.
Allah’ı gündemlerine almayan veya Allah’ın gündemin de olmayan sözüm ona insan! Görüntü olarak hem cinslerine benzemekte ancak dünyanın en vahşi hayvanlarının bile diğer canlılara yapmadığı veya yapamayacağı vahşiliği yapmaktadır. İçerisin de bulunduğumuz ve an itibariyle yaşadığımız şu günler bunun şahididir. Dünyayı Allah’ı gündemlerine almayan veya Allah’ın gündeminden uzak insan müsveddeleri yönetmektedir. Abd. ve israil son örnek olarak karşımızda durmaktadır.
Allah’ı gündeme almak bir insan için şereftir, onurdur, izzettir, bir duyarlılıktır ve ona teslimiyettir. Bu sayılan değerlerden nasibini almayan insan vahşidir zalim ve aynı zamanda nankördür. Bu gün dünyanın içerisinden çıkamayıp bocaladığı sorunların en başta gelen nedenlerinden birisi Allah’ı gündemlerinden çıkarmış olmalarıdır.
Yani kendilerine göre: “Tanrıyı ya öldürdüler ya da halifeyle birlikte tanrıyı da tahtından indirdiler!.” Oysa tanrının yerine koydukları ilahları hiçbir zaman tanrı kadar güçlü değildi. Sekiler veya sözüm ona demokrat dünya! kendi yarattıkları ilahlarını da bir bir yediler. Oluşturdukları ruhbanlığa kendileri bile uymadılar.
Son iki yüz yılda koskoca dünyayı kan gölüne çevirip yaşanılmaz hale getirdiler. Bunu yapan zalimler halkı Müslüman coğrafyayı bitirdiler. Şimdilerde ise kendi dindaşlarına yöneldiler. Amerika’nın Venezüella’ya saldırıp ahlaksızca bütün yer altı ve yer üstü kaynaklarına kendi deyimleriyle çökmüş! Olmaları ne ilk ne de son olacaktır. Zira aç it fırın yıkar misali saldırılar durmayacaktır. Evet, Dünyayı kötü insanlar yönetmektedirler. Bunlar Allah’ı gündemlerinden çıkarmışlar. Sanmasınlar ki Allah’ta onları gündemlerinden çıkarmıştır. Yeri ve zamanı gelince birer birer gündeme alınacaklardır. Konu ile ilgili bir ayet meali paylaşalım: “Sakın ola ki Allah’ı, ülkede fesat çıkaran zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ne var ki Allah, yalnızca onları, gözlerin dehşetten yuvalarından fırlayacağı bir güne ertelemektedir.” ( İbrahim- 42)
Bu ayete göre herkes Allah’ın gündemindedir. Onun gündeminden çıkmak veya kaçıp kurtulmak asla mümkün değildir. Kaçıp kurtulduğunu zanneden ne Nemrut ne Firavun ne Mekkeli müşrikler ne de günümüz zalim ve kâfirlerini sembolize eden ABD. ve İsrail! Ne de onunla birlikte hareket eden aveneleri kurtulamayacaklardır. Bu bir ütopya veya hayal değildir. Kullandıkları süre bütün zalimlerin aleyhlerine sonuçlanacaktır. Zira: “Hud şöyle demişti: Çünkü ben, sadece benim de sizin de Rabbiniz, ilahınız, sahibiniz olan Allah’a güvenip dayanmışım, zira hiçbir canlı yoktur ki, onun perçeminden tutacak olan Allah olmasın. Rabbim hiç şüphesiz doğru yol üzerindedir.” ( Hud-56)
Unutmayalım ki herkes Allah’ın gündemindedir. Bundan ne kaçış ne de kurtuluş mümkün değildir. Şimdilik kaçın bakalım nereye kadar kaçacaksınız? Onun arzını delip kaçıp kurtulmanız asla mümkün olmayacaktır.
Ey zalim ve kâfirler şimdilik yakayı kurtardığınızı zannediyorsunuz size tanınan sürenin de sona ermesiyle Allah’ın perçeminizden tutacağı zaman mutlaka gelecektir. Ama son pişmanlık fayda vermeyecektir. Atanız firavunun son pişmanlığının fayda vermediği gibi; İnanıyor ve iman ediyoruz ki Allah müminlerin elleriyle sizlerden intikam alacaktır.
Allah’ı gündemine almak bir tercih ve iman işidir. Kullar diler ise Allah’ı gündemlerine alırlar istemez iseler almazlar. Ancak bu yaptıklarından mutlaka hesaba çekileceklerdir. Bunun için bir kabul ve tercih kesinlikle gereklidir. Allah’ı da gündeme almanın da olmazsa olmaz bir takım şartları vardır. Bu şartlardan ilki ve en önemlisi Allah’a kesin olarak iman etmeniz ve tam bir teslimiyetle ona teslim olmanızdır. Yine inandığınız Allah ile birlikte başka ilahlar edinmemeniz, ayrıca Allah’ın elçileri vasıtasıyla gönderdiklerini hayat tarzı edinmeniz gerekmektedir. Nasıl ki; herhangi bir okuldan diploma almak için o okula kayıt ve devam zorunlu ise Allah’ı da gündemine almanın ve onun yardımını elde etmeninde bir bedelinin olması da gerekmektedir. Siz gündemin konusu olmak istiyor iseniz o zaman mealini vereceğimiz ayet ve ayet meallerini kabul etmeniz gerekmektedir: “ Ey iman edenler, eğer siz Allah’ın dinine, davasına yardım ederseniz, Allah’ta size yardım eder, sizi güçlü ve dirençli kılar. Kâfirlere gelince onların hakkı yıkım ve yok olmaktır zaten Allah onların bütün çalışmalarını boşa çıkaracaktır. Çünkü onlar Allah’ın indirdiği Kuran’dan hoşlanmamışlar. Bu sebeple yaptıkları bütün amelleri geçersiz olmuştur.” (Muhammed- 7-8-9)
Günümüz dünya insanları üzülerek ifade edeyim ki Allah’ı gündemlerinden çıkararak heva ve heveslerinin ürünü olan Allah’sız gündemlere kendilerini kaptırmışlar ve bu gündemlerini hayat tarzları haline getirmişlerdir. Son iki yüz yılda insanlığı esir almış demokrasi yalanı bütün bir insanlığı Allah‘sız bir gündemle oyalamaya devam etmektedir. Bulunduğu yere de gittiği yere de kan, gözyaşı, ölüm ve zulümden başka bir şey götürmeyen bu insan aklının ürünü olan yeni anlayış Allah’ı gündeminden tamamen çıkaran bir hayatı insanlara zorla dikta etmeye çalışılmaktadır.
Siz okuyucu kardeşlerimin de mutlaka dikkatini çekmiştir her nedense mensuplarını bile mutlu edemeyen kokuşmuş ve köhne anlayış halkı Müslüman coğrafyaya zorla kabul ettirilmeye çalışılmaktadır. Komşumuz Irak’a Afganistan’a, Suriye’ye en son olarak ta kapı komşumuz İran’a yapılan dayatmalara şahit olmaktayız. Gündeminden Allah’ı çıkaran bu zihniyet sahipleri kuduz köpekler misali ağızlarından sal yeler akıtarak önüne gelene saldırıp tehdit etmektedirler.!
Haklının değil güçlünün! Sözünün dinlenip itibar edildiği bir dünyada yaşamaktayız. Gün geçmiyor ki halkı masum bir coğrafya bu zalimler tarafından işgal edilmiş olmasın. Bununla kendi sonlarını da hazırlayan bu güruh şunu bilmelidir ki:
Zulüm ile abat olunmaz. Kurdukları kumar masasında kazanan hep kendileri kaybedenler ise masum halk. İki bin yirmi dördün ekim ayından itibaren Filistinli kardeşlerimize İsrail tarafından yapılan katliam ve soykırım! Allah’ı gündemlerinden çıkaran ancak kendileri Allah’ın gündeminde olan zalimler tarafından acımasızca an itibariyle devam etmektedir. Yapıldığı söylenen sözüm ona bir takım anlaşmalar ise zalimleri yaptıklarından vazgeçirmemektedir. Çünkü bu zalimler verdikleri sözde asla durmazlar. Bu konuda yapılan antlaşmalara da asla uymazlar.
Evet,
Bütün mesele dönüp dolaşıp Allah’ı gündeminden çıkaran zihniyetin dünyada sözünün dinleniyor olmasıdır. İman edenlerin düşmanları olan kâfirler altın kâse içerisine koydukları zehirlerini allayıp pullayıp pazarlamaya devam ediyorlar. Bu albenili reklamlara beğeni atan halkı Müslüman coğrafya sefilleri oynamaya devam etmektedirler.
Peki! Bu aşağılanmış durumdan kurtulmanın çaresi var mı? Sorusunun cevabı: “Çare sizsiniz.” Abartmıyorum çareyi dışarıda değil kendimizde aramak zorundayız. Allah’ı gündemine aldığını söyleyen ancak bu söyleminin arkasında durmayan veya durmuş gibi yapanlar bu hallerini terk ettikleri zaman bu durumdan kurtulmanın çaresini de üretmiş olacaklardır. Allah’ı siyasetinde, ticaretin de, hukukunda, evlenmesin de, boşanmasında kısacası bütün yaşamında gündeminin birinci maddesi haline getirmeyenler unutmasınlar ki hem bu dünya da hem de ahirette hesabı zor verenlerden olacaklardır. Gelin fırsat elimiz de var iken Allah’ı ciddi olarak gündemimize alalım aksi halde son pişmanlık fayda vermez. Başka bir yazıda buluşmak üzere Allah’a emanet olunuz.

