
Eşleriyle ilgili mesele yüzünden vahiy alması Peygambere Kur’an dışı vahiy gelmesine delil olur mu
SORU: “Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. O bunu peygamberin diğer bir eşine haber verince, Allah da bu durumu peygambere bildirmişti, o da bir kısmını yüzüne vurmuş bir kısmını da yüzüne vurmadı. Peygamber bunu ona haber verince eşi “Bunu sana kim söyledi?” dedi. Peygamber: “Bilen, her şeyden haberi olan Allah bana söyledi ” dedi.”Tahrim suresi 3. ayette peygamberin eşlerinden birine gizlice söylediği bir sözü Allah peygamberine haber veriyor. Bu durum Peygamberin Kur’an dışında da vahiy almasına bir delil
olarak gösterilebilir mi? Buradan hareketle Kur’an’da olmasa da Peygamber böylesi Allah ile haberleşmesi bağlamında haram ya da yasaklar belirleyebilir mi?
CEVAP: Bu olayın cereyan edişini şöyle anlamalıyız:Peygamberimizin hanımları arasında söz konusu olan bir durumla ilgili olan bir rahatsızlıktan kurtulmak için söz konusu olan şeyi bir daha yapmamaya söz verir. İlk iki ayet bununla ilgilidir.
Üçüncü ayetten itibaren anlatılan ise şöyle: Bir gün Peygamber (as) eşlerinden birisine bir sır verir. Verilen sırrın mahiyetini bilmiyoruz. Sır verilen kimse bu sırrı diğer eşine söyler. Olayların bu kısmı henüz ayetler gelmeden olmuştur. Bahsedilen sırrın ifşasından sonra ise Allah-u Teâlâ bu surenin 1.Ayetinden 5. Ayetine kadar beş ayeti bir defada indirerek konuyu tüm yönleriyle anlatmaktadır. Peygamberimizin hanımına anlattığı zaman hanımlarının vereceği tepkiyi ve peygamberimizin onlara vereceği cevabıve sonucunda Peygamberimizin eşlerine yapmış olduğu tehdit ve tavsiyeler de dâhil olmak üzere hepsini aynı anda indirmiş ve olayın bütün yönlerini Peygamberimize açıklamıştır.
Bu nedenle peygamberimizin bilgilenmesi bu vahiylerle olmuştur. Vahyi bilgiler yani bu ayetler peygamberimize geldiğinden hanımlarının haberi olmadığı için hayrete düşerek : “Bunu sana kim haber verdi” sözüne Peygamberimiz de, “Her şeyi bilen Allah haber verdi” buyuruyor. Ne ile? İşte okuduğumuz Tahrim suresinin ilk beş ayetleriyle bilgilendirmiştir. Bu ayetlerin indiriliş amacı da budur. İddia edildiği gibi “gayri metlüv” vahiyle bildirilmiş olsaydı, bu ayetleri Allah ne diye gönderecekti?
Olayın bu şekilde anlatılması Kur’an’ın üslubudur. Allah için zaman kavramı yoktur. Onun için insanlığın başladığı andan kıyamete kadar dünyada olacaklar ve kıyametten sonraki ahiret hayatında olacakların hepsi olup bitmiş gibi anlatılmaktadır.
“Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını gözeterek Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir. Allah, (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmanızı size meşru kılmıştır. Sizin yardımcınız Allah’tır. O, bilendir, hikmet sahibidir.” (Tahrim 66/1-2)
Bu olayı ve o konudaki hükmünü açıkladıktan sonra üçüncü ayette de şöyle buyuruyor:
“Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti.Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber’e açıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: Bunu sana kim bildirdi dedi? Peygamber: Bilen, her şeyden haberdar olan Allah bana haber verdi, dedi.
Bundan sonra da Peygamber eşlerinden ikisinin bu işi yaptığını ve bundan sonra ne yapmaları ile ilgili olarak ta şöyle buyuruyor: “Eğer ikiniz de Allah’a tevbe ederseniz, (yerinde olur).Çünkü kalpleriniz sapmıştı. Ve eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilesiniz ki onun dostu ve yardımcısı Allah,Cebrail ve müminlerin iyileridir. Bunların ardından melekler de (ona) yardımcıdır.”
Sonra da olabilecek bir başka alternatifi gözlerinin önüne koyarak, Peygamberin onlara mahkûm olmadığını bildiriyor ve ona göre kendilerine çekidüzen vermelerini temin için de şöyle buyuruyor:
“Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha iyi, kendini Allah’a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verebilir.” (Tahrim 66/1-5)
Böylece olayı bir bütün olarak düşünmemizin gerekli olduğunu düşünüyoruz. Allah gerekli olanı elçisine Kur’an’la bildirmiş, onun vahiylerinin hiç birisi Kur’an dışında kalmamıştır. Bu nedenle “İnsanlara Kur’an’la öğüt ver”(Enam 6/70) buyurmuştur.(Ayrıca bu konuyla ilgili geniş malumat için, Anlam yayınlarından çıkan “Müslümanların sorunları” isimli kitabımızın 200-3 sayfalarında “Kur’an dışında vahiy var mıdır?” başlığı altında yazılanlara
bakabilirsiniz)
Sorunuzun ikinci kısmına gelince, peygamberlerin helal ve haram koyma yetkisinin olmadığını Allah, Tahrim suresinin birinci ayetiyle haber veriyor. Değil başkasına, Peygamber kendisi için bile Allah’ın helal kıldığını kendisine haram kıldığı için bu ayete muhatap oluyor. Yeminini bozmasını ve o helalden istifade
etmesini buyuruyor.
Ancak halkın umuru ile ilgili olarak devlet başkanlığı sıfatıyla Başta Peygamberimiz ve sonrada bu idari görevleri yapan kimseler maslahat gereği bazı yasaklar ve emirler verebilirler. Bu
yasaklarla haram kılmayı karıştırmamak lazım. Örneğin: hayvanların küçük yaşta kesilmesini yasaklamak, hayvanların nesillerini korumak için avlanma yasağı koymak gibi. Doğal yeşilliği korumak için ağaçların kesilmesini yasaklamak; yeşilliğin artırılması için her insana belli miktarda ağaç dikme mecburiyeti getirmek
gibi konularda, emir ve yasaklar konulabilir ve bunlar Allah’ın emir ve yasakları gibi telakki edilemez. Peygamberimizin yaşadığı dönemde Kur’an da olmayan bazı yasaklar koymasını da böyle anlamamız gerekir.


