GenelYazarlardanYazılar

Peygamberler Ne Diyemezler?

İnsanı yaratan Allah yarattığı insana diğer hiçbir canlıya vermediği konuşma özelliğini vererek diğer yaratılmışlardan farklı yarattığını ayrıca ona beyanı ve eşyaya isim koymayı da öğreterek yeryüzünde onun hükümlerini uygulama yetkisi ile onu donatmıştır.

Bu şu anlama gelmemelidir insan her istediğini yapacak her şeyi aklına estiği gibi konuşacak yok böyle bir şey. Allah yarattığı insanoğlu içerisinden yine kendisi gibi bir insanı peygamber olarak seçmek suretiyle ona konuşmalarında da bir ölçü koyarak yardımcı olmuştur.

Mesela hakkında kesin bilgi sahibi olmadığı konuda ileri geri konuşmaması konuşması halin de gerek göz gerekse kulakların bu eylemin sonucundan sorumlu olacağını ona bildirmiştir.

Sizler ile böyle bir konuyu paylaşmamın nedenlerinden birisi Allah’ın elçilerine onların söylememesi gereken veya söyleyemeyeceği bir takım sözleri onlar adına söyleten ve bunu da dinin esasları arasında sayan çarpık ve aynı zamanda dini içten parçalayıp dine ve o dinin mensuplarına verdikleri zararı ortaya koymaktır.  Allah’ın gönderdiği bütün elçileri gönderilen dinin inananları tarafından böyle bir tehlikeye maruz kalmışlardır. Diğer bir ifadeyle o dini yine o dine iman ettiğini söyleyenler bozmuştur. Bunun en son örneğini İncil’i ve Tevrat’ı bozanları sonrada Kurandan anlaşılması gerekenleri zira Kuran’ın metni üzerinde bir oynamayı veya bozmayı asla başaramayacaklar. Ben özellikle yazımı İsa (as.) ile Muhammed(as.) üzerinden örnekler vererek tamamlamak istiyorum.

Bu konudaki ilk örneğimi Maide suresinin yüz on altı ve yüz on yedinci ayetlerinin meallerini vererek başlayalım: Hz. İsa (as)’ın hayatta iken asla söylemediği diğer bir ifade ile söyleyemeyeceği bir sözü Allah’ın kıyamet günü bu sözleri İsa peygambere atfedenlerin nasıl rezil olacaklarının ortaya konacağını bakın rabbimiz nasıl açıklıyor: “Allah kıyamet günü şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu isa! Sen mi insanlara, Allah’ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin dedin?” İsa da onlara şöyle diyecek: “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem benim için söz konusu olamaz. Eğer ben onu söylemiş olsaydım, elbette sen onu bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben senin içinde olanı bilememem. Şüphesiz ki yalnızca gaybları hakkıyla bilensin. Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim. Benim de sizin de rabbiniz olan Allah’a kulluk edin dedim. Aralarında yaşadığım sürece onlara şahit ve örnek idim. Ama beni öldürünce artık onların üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeye hakkıyla şahitsin.” ( Maide- 116-117)

Allah İsa peygambere söylemediğini veya söyleyemeyeceği bir takım sözleri söyledi diye atfedenlerin iftira ettiklerini hiç bir seçilmiş elçinin kendisini elçi seçen makamın söylemediği bir sözü asla söyleyemeyeceğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Allah bu örnek uygulaması ile son elçi hakkında da ileri geri konuşup onun söylemediği sözleri ona söyletenlerinde kıyamet günü nasıl hesaba çekileceğinin örneğini vermiş olmaktadır.

Şimdi de Allah tarafından seçilen elçilerin sonuncusu olan Hz. Muhammedîn neler söyleyemeyeceği konusunu örnekler ile açıklamaya çalışalım.

Mesela o peygamber: “Allah’ın kendisine kitabı hükmü ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın, “Allah’ı bırakıp bana kullar olun” demesi düşünülemez. Fakat o şöyle öğüt verir. Öğrenmekte ve derinlemesine incelemekte olduğunuz kitap uyarınca rabbe kulluk eden gerçek müminlerden olun der.”( Al’i İmran- 79)

Yine hiçbir peygamber insanları kendisine çağıramaz. Şöyle ki:  “İnsanları sadece Allah’a çağıran, Salih amel işleyen ve “Şüphesiz ben Müslümanlardanım” diyen kimseden daha güzel sözlü kim vardır.?(Fussilet-33)

Üçüncü ve son ayetimizi de sizler ile paylaşalım: “De ki: “Ben size, Allah’ın hazineleri benim yanımdadır” demiyorum. Ben gaybı da bilemem. Size ben bir meleğim de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum. De ki: Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?” ( Enam-50) Bu konuda Kuran’ın sayısız örnekler ile konuya açıklık getirdiğini söylemeye bile gerek yok. Konuyu daha fazla uzatmadan söze başlayalım.

Allah’ın kendisine elçi olarak seçmiş olduğu kulları söz konusu elçilik alanları ise heva ve heveslerinden asla bir şey konuşamayacakları konusun da teminat altına alınmışlardır. Bu konuda keyfiliğe müsaade edilmemiştir. Allah’ın söylemediği bir sözü şayet Allah söyledi diye atfen uydurup söylese sonucun kendisi için ne kadar vahim bir netice ile sonuçlanacağını hepimizden çok elçi olarak görevlendirilen peygamber biliyordu.(Hakka-44-45-46)

Allah’ın elçileri vasıtasıyla göndermiş olduğu vahiyleri gereği gibi okuyup anlayan ve hayatlarını onunla şekillendiren kaliteli müminler Allah’ın dini söz konusu ise elçilerin söylediklerinin tamamının vahiyle sınırlı olduklarına ve bunun tamamının son kitap olan Kuranı kerimde toplandığına vahiy olan hiçbir şeyin dışarıda bırakılmadığına kesin olarak inanıp iman ederler. Zira elçilerin kendilerine indirilenlere sımsıkı sarılmaları ve dinini tamamladığı konusunda dini gönderen Allah hiç kimseye bu konuda söylenecek söz bırakmamıştır.

Allah’ın söylediklerini yeterli görmeyen bu anlayış sahipleri onun elçilerini de kendi görev ve yetki alanlarının dışına çıkarıp konuşturmakla kendi yanlış ve sapkın anlayışları için alanlar açarak mezhep imamlarını, kutup ve şeyhlerini, hocalarını, son olarak da kendilerini yetkili görerek kendi söylemek istediklerini veya söyleyecekleri sözlerin başına peygamber şöyle buyurdu veya buyuruyor demek suretiyle Allah’ın kitabına muhalif ve aykırı bir yığın akla izana, tarihi gerçeklere ve Kurana aykırı söylemlerine zemin hazırlayıp Kuran bilgisinden uzak insanlara din anlatmaya devam etmektedirler.

Bunlar vahiy ve Allah merkezli bir din olan yüce ve aziz İslam’ı insan merkezli yani insan aklının bir ürünü bir din haline dönüştürmek suretiyle bu gün dünyada hâkim olan sapık, aynı zamanda sapkın birer ideoloji olan demokrasi ve diğer rejimlere de bir takım alanlar açarak farkında olarak veya olmayarak İslam’ın ve mensuplarının düşmanlarının ellerini kuvvetlendirmektedirler. Son yüz elli yıldır bütün bir insanlık âlemine kan kusturan demokrasi halkı Müslüman olan coğrafyada ne yazık ki bazen işgalci kâfir aynı zamanda zalimlerin eliyle zorla benimsetilmeye çalışılır iken Irak ve Suriye bunların sen son yaşadığımız örnekleri bazen de Müslüman halk arasından kendileri adına iş yapacak işbirlikçileri ya da İslam da devlet ve yönetim biçimi yoktur diyecek kadar insaf ve izanını yitirmiş kendilerine bu alanda konuşma imkanları sunulan alim zannedilen insan müsveddeleri kanalıyla yapmaktalar.

Allah’ın söylemediğini onun elçilerine söyletmek anlayışı hicri birinci asırdan itibaren başlamış olup o gündür bu gündür halen devam etmektedir. Arı duru Kuran anlayışının terk edilip çift başlılığın İslam coğrafyasını bu gün getirdiği nokta ortadadır. Allah Kuranda şöyle buyuruyor diye söze başlar başlamaz peygamberi söyleyemeyeceği konuda peygamberde şöyle buyuruyor demek suretiyle orada bulunanların kafasında bu nasıl bir İslam Allah farklı söylüyor onun peygamberi farklı söylüyor anlayışını yaymak suretiyle ortada bulunanların kafasını karıştırmaya ve daha orada iken bütün olumlu gelişmeleri kökünden yok etmektedirler.

Kendi zannımdan ve aklıma estiği gibi konuşmaktan Allaha sığınırım. İster iseniz bir cenaze evinde Yasin suresinin altmış dokuz ve yetmişinci ayetlerini anlamlandırın sonrada kardeşlerim bu kitap ölüleri değil dirileri uyarmak için gönderilmiştir diyerek sözlerinizi tamamlayınız Orada bulunanların bir kısmının “ Ne yani hoca ölülerimize bir Yasin demi okumayalım” diyerek nasıl bir haksız suçlamayla karşı karşıya olduğunuzu göreceksiniz.

Allah’ın peygamberlerine ait olmayan bir sözü eleştirip tenkit etmeyi peygamberleri tenkit edip eleştirme gibi anlayan bu anlayış sahipleri netice itibariyle sizleri kısa yoldan ve kolaycılıkla sünnet ve peygamber inkârcısı ilan ederek işin içerisinden sıyrılıp çıktıklarını veya çıka bileceklerini zannetmektedirler.

Ancak unutulmamalıdır ki işin birde ahiret boyutu vardır. Yukarıda malini verdiğimiz Maide suresinin ilgili ayetlerinde Hz. İsa As. Hakkında söylemediği sözleri söyledi diye iftira atanların hesaplarının ne kadar zor ve çetin olacağını Allah Kuranında belirtmiştir. Allah’ın Kuranında böylesi bir hesap sahnesinin yer almasının nedeni son peygamber Hz. Muhammedin salat ve selam bütün elçilerinin üzerine olsun zira biz iman edenler Allah’ın elçileri arasında hiçbir ayırdım yapmayız konuşacakların söze başlar iken onun adına söylenecek sözün öncelikle Kurana aykırı olmamasına sonrada böyle bir sözü söyleyip söyleyemeyeceğine dikkat etmeleri için böyle önemli bir konuya son kitabında yer vermiştir. Yoksa kuran ayetlerini parçacı ve kendi bağlamından kopararak işine geldiği gibi anlamaya çalışanlar veya hiç anlamayanlar okusun ve sevabını da! Ölülerine bağışlasınlar diye kitabına koymamıştır.

Bu gün İslam’ı kabul edip Müslüman olduğunu söyleyen iki kişinin bir araya gelemeyip İslam ve Müslümanlar adına ortak ve aynı idealler ile hareket etmemelerinin veya edememelerinin en başta gelen nedenlerinden biriside bu çarpık ve sakat aynı zamanda yanlış dini anlayıştır. Bundan dolayı Müslüman coğrafya param parça ve darmadağındır. Sebebi bu halk Allah ile peygamberlerinin arasını açmışlar. Oysa bundan kesinlikle men edilmişlerdi. Dileyen ve isteyen kardeşlerim Nisa suresinin yüz elli bir ve yüz elli ikinci ayetlerini okuya bilirler. Yanlış anlaşılmasın bunlar Allah ve elçilerine iman ediyorlar ancak anlayış olarak Allah ve elçilerinin aralarını açmak suretiyle İslam ve iman edenlere zarar vermeye devam ediyorlar.

Peki! çare ne? Buyurun size çare: İslam söz konusu olunca bu konuda tek ve yetkili otoritenin Allah olduğunu kesin olarak anlayışımızın merkezi haline getirmeliyiz. Allah elçilerinin ne söyleyip ne söyleyemeyeceğinin veya neyin doğru neyin yanlış olduğunun kriterinin sağlamasının yüce Kuran ile yapılmasından geçmektedir. Bunun içinde sorguya kitabı anlayarak ve anladıklarımızı hayatımıza uygulamaktan geçmektedir. Başka bir yazıda buluşmak dilek ve ümidiyle Allah’a emanet olunuz.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir